İAÜ Uluslararası İletişim, Dijitalleşme ve Toplum Sempozyumu: “Dünya Böyle Olsa Ne Güzel Olurdu”

Medyaloji.net » teknoloji » İAÜ Uluslararası İletişim, Dijitalleşme ve Toplum Sempozyumu: “Dünya Böyle Olsa Ne Güzel Olurdu”
İAÜ Uluslararası İletişim, Dijitalleşme ve Toplum Sempozyumu: “Dünya Böyle Olsa Ne Güzel Olurdu”

İstanbul Aydın Üniversitesi tarafından 4. kez düzenlenen Uluslararası İletişim, Dijitalleşme ve Toplum Sempozyumu (ICDS), dijital dünyanın "karanlık" ve "eğlenceli" labirentlerine ışık tuttu.

İstanbul Aydın Üniversitesi tarafından 4. kez düzenlenen Uluslararası İletişim, Dijitalleşme ve Toplum Sempozyumu (ICDS), dijital dünyanın "karanlık" ve "eğlenceli" labirentlerine ışık tuttu. 108 bildirinin sunulduğu sempozyumda ortaya çıkan tablo net: Artık gerçeklik değil, "komiklik" ve "algoritmik manipülasyon" hüküm sürüyor.

İstanbul Aydın Üniversitesi İletişim Fakültesi ev sahipliğinde gerçekleştirilen ICDS, dijital iletişim, yapay zekâ ve demokrasi üçgenindeki sarsıcı dönüşümü gözler önüne serdi. "Enfokrasi" çağının masaya yatırıldığı çalışmalarda; kullanıcıların artık gerçeği sormayı bıraktığı, dijital meydanların troller tarafından ele geçirildiği ve komploların bilimsel bilginin yerini aldığı çarpıcı bulgularla paylaşıldı.

“Demokrasiden Enfokrasiye: Optimize Toplumda Hakikat” temasıyla gerçekleştirilen sempozyumda, iletişim, yapay zekâ, sosyal medya, manipülasyon ve dijital kültür üzerine hazırlanan 108 akademik bildiri paylaşıldı. Araştırmaların ortaya koyduğu sonuçlar ise dikkat çekici olduğu kadar düşündürücüydü.

Kullanıcılar artık “gerçek mi?” diye sormuyor

Dr. Âdem Ayten tarafından sunulan araştırmada, kullanıcıların sentetik içeriklerle gerçek içerikleri ayırt etme konusunda hızla adapte olduğu ortaya kondu. Ancak araştırmanın en çarpıcı sonucu, dijital dünyada “hakikat” kavramının yerini giderek “eğlence” unsuruna bırakması oldu.

Araştırmaya göre kullanıcılar artık içeriklere yaklaşırken “Bu gerçek mi?” sorusundan çok “Bu ne kadar komik?” sorusuna odaklanıyor. Özellikle yapay zekâ destekli parodi içeriklerin küresel bir dijital eğlence formuna dönüştüğü belirtilirken, bu içeriklerin klasik siyasal propaganda yöntemlerinden farklı biçimde çalıştığı vurgulandı. Araştırmada, mizahın doğrudan ikna etmek yerine kullanıcıları eğlence üzerinden etkilemeye başladığı; insanların yalnızca içerik tüketmediği, aynı zamanda alternatif gerçeklikler ve yeni toplumsal normlar ürettiği ifade edildi.

Bir tarafta gerçek insanlar, diğer tarafta tamamen trol hesaplar

Sempozyumda sunulan bir başka araştırma ise sosyal medya manipülasyonunun boyutunu gözler önüne serdi. Dr. Öğr. Üyesi Burak Gökalp ve akademisyenlerden oluşan araştırma ekibi tarafından X (Twitter) platformunda yapılan çalışmada; “sokak”, “hayvan”, “başıboş”, “sahipsiz”, “köpek”, “kısırlaştır” ve “itlaf” gibi kelimeleri içeren paylaşımlar analiz edildi.

Araştırmanın sonuçlarına göre, hayvansever taraftaki en etkili 18 hesabın tamamı organik kullanıcı profillerinden oluşurken; karşıt görüşteki en etkili 18 hesabın tamamının trol hesap olduğu tespit edildi. Araştırmacılar, manipülatif dijital aktörlerin yalnızca tartışmalara “gürültü” eklemediğini, aynı zamanda karşıt kampın dijital liderliğini tamamen ele geçirdiğini belirtti. Bu durumun, dijital platformlarda bilgi iktidarının artık gerçek kullanıcılar yerine yapay biçimde üretilmiş ağlar tarafından şekillendirilebildiğini ortaya koyduğu ifade edildi. Çalışma ayrıca demokratik kamusal alanın algoritmik manipülasyon karşısındaki kırılganlığına dikkat çekti.

İnsanlar felaketlerde dünya dışı yardım bekliyor

Öğr. Gör. Revşan Şen tarafından Reddit’in “r/aliens” topluluğu üzerinden yürütülen araştırma ise dijital çağın komplo kültürünü mercek altına aldı. Son bir ay içerisindeki uzaylı tartışmalarını inceleyen araştırmada; kullanıcıların gizli tanık ifadeleri, eski Amerikan başkanlarının açıklamaları ve astronot görüntülerini sıkça referans gösterdiği belirlendi.

Araştırmada ayrıca bazı kullanıcıların, insan görünümlü “hibrit uzaylı türlerin” dünya gündemini yönettiğine inandığı; Epstein dosyaları, savaşlar, iklim krizi ve küresel olayların bu türlerle ilişkilendirildiği paylaşımların hızla yayıldığı görüldü. Bazı tartışmalarda ise insanlığın çevre krizleri, savaşlar ve tüketim alışkanlıkları nedeniyle “uzaylılar karşısında geri kalmış bir tür” olarak değerlendirildiği; bu nedenle dünya dışı varlıkların insanlığa yardım etmediği yönünde yorumların öne çıktığı dikkat çekti. Araştırma, dijital platformlarda bilimsel bilgi ile komplo teorileri arasındaki sınırın giderek bulanıklaştığını ve “karanlık katılım” adı verilen yeni dijital davranış biçimlerinin yaygınlaştığını ortaya koydu.

“Dijital okuryazarlık artık tercih değil zorunluluk”

Sempozyum kapsamında gerçekleştirilen çalıştayların sonuç bildirgesinde ise eleştirel düşünme, dijital okuryazarlık ve etik düzenlemelerin artık bir seçenek değil, toplumsal bir zorunluluk haline geldiği vurgulandı. Uzmanlar, yapay zekâ destekli içeriklerin hızla çoğaldığı yeni dönemde toplumların yalnızca teknoloji üretimine değil, doğru bilgiye erişim ve dijital manipülasyonla mücadele kapasitesine de yatırım yapması gerektiğinin altını çizdi.

“Enfokrasi çağında hakikatin geleceği” üzerine yapılan tartışmalar, dijital dünyanın artık yalnızca iletişim araçlarını değil; gerçeklik algısını, toplumsal davranışları ve demokratik süreçleri de yeniden şekillendirdiğini ortaya koydu.

YORUMLAR