Bülent BİRİCİK

bulent.biricik@hotmail.com
21.11.2019 / 11:45

Bülent BİRİCİK

Unutulan gazetecilik

Bu meslek güzel günler de yaşadı… O günlere “altın çağ” diyemesek de, her hâlükârda günümüzden daha iyiydi. Kendimce o güzel günlerin bir kısmına yetişebildiğimi düşünüyorum. Sadece haberin, daha iyi haberin, cesurca kaleme alınan haberin, kimsede olmayan haberin düşünüldüğü yıllardı.

Gazeteciliğe dair bu güzel hasletler bir bir yok oldu zamanla... Değişti, başka bir meslek haline geldi gazetecilik…

Zamanın ruhu bu mesleğe dair birçok şeyi unutturdu.

Özel haberi unutturdu mesela…

Günlerce araştırılan, doğruluğunu teyit için birçok kişi ile görüşülen, belge ve fotoğraflarını temin etmek için kapı kapı dolaşılan haberlerin neredeyse nesli tükendi… Gazetelerde ve TV kanallarında özel habere rastladığımızda şaşıracağımız günler yaşıyoruz adeta… Rutinin peşinden şuursuzca sürüklenmek, gördüğünü yazmak, takip ettiğini fotoğraflamak habercilikten sayılıyor artık…

Oysa gazeteci, görülmeyeni, duyulmayanı, bilinmeyeni ortaya çıkaran meslek erbabına verilen isim değil miydi? Bütün gazetecilerin gördüğünü ve bildiğini yazmak ayrı şey, bakıp da görülmeyeni, ayrıntıdaki şeytanı fark etmek ayrı şey… İşte Uğur Mumcu araştırmacı gazetecilik denildiğinde bunun için ülkemizdeki ilk akla gelen isim oluyor.  George Orwell’in “Gazetecilik başkalarının basmadığını yayınlamaktır. Geri kalan her şey halkla ilişkilerdir” tespiti sanırım bugünleri anlatıyor.

Haberleri hala gazeteden okumakta direnenler sayfalara baktıkça rutin gündemin dışında herhangi bir habere rastlayamıyor. Bir zamanlar özel haberler sayfaların en tepesine yerleştirilir, özel haber damgası vurulur, muhabiri onurlandırmak için de ismi ve fotoğrafı en belirgin şekilde sayfaya konulurdu.

Yine bir zamanlar TV kanallarında da sıkça özel haberlere rastlanırdı… Bazı kanallar itinalı bir şekilde kurgulanan ve özel efektlerle süslenen özel haberleri bültenin ilk haberi olarak verirken, bazı kanallar da ‘az sonra’ jenerikleriyle izleyiciyi çekmeye çabalarlardı. Ama her ne olursa olsun o haberi kaçırmamak için izleyici ekran başını asla terk etmezdi.

Günümüze dönüp baktığımızda bazı kanalların artık sağlık, moda ve çarşı-pazar haberlerine bile özel haber damgası(KJ) vurduklarını görüyoruz. Hatta bir kanal var ki işi başka bir noktaya taşımış, ajans kaynaklı haberlere bile muhabir ismi yazıyor. Kanalın bu habere özel haber damgası vurmadığına şükredesi geliyor insanın!

Küçük bir araştırma yaptım, “Acaba güzide medyamız özel haber damgasıyla neleri haberleştirmiş?” diye. İşte size bazı örnekler… “Kız isimleri verdiği araçlarına gözü gibi bakıyor”, “Skandal! Yatak odası takımlarına Kuran’daki surelerin adı verildi”, “Zeytinyağı ihracatı ikiye kanlandı”, “Bursa’ya kış neden gelmiyor?”, “Acılı baba A Haber’e konuştu”, “Domates fiyatları uçtu…”

Başlıklardan da anlaşıldığı gibi, aslında ‘özel haber’ olarak sunulan bu haberler gerçek bir özel haber olmayıp, o haberin bir ajanstan alınmadığını, kendilerinin yaptığını gösteriyor. Özgünlük, yok, emek yoğun bir çalışma yok, gündem yaratma yok… Peki, ne var? Sadece logosu var…

Unutmuşuz, gerçekten unutmuşuz özel haberin ne demek olduğunu… Umarım hatırlaması kolay olur.

 
YORUMLAR

Yazarın Diğer Yazıları

>> Kombine Gazetecilik - 12.12.2019
>> Yeni Dünya, yeni ümitler… - 05.12.2019
>> Gazetecinin haber kaynağı tartışması - 28.11.2019
>> #yaşandıbittisaygısızca - 07.11.2019
>> Gerçek gazeteciler yurttaş gazeteciler’e karşı - 31.10.2019
Medyaloji Yazarları
Bülent BİRİCİK Halef R.  VAYIS Neslihan KABAOĞLU Hüseyin MOVİT
Kombine Gazetecilik
Tüm Yazarlar