Bülent BİRİCİK

bulent.biricik@hotmail.com
24.04.2020 / 11:46

Bülent BİRİCİK

Medyada virüs etkisi

Koronavirüs salgını toplumsal hayatımızı derinden sarsmaya devam ediyor. Medya da bu salgından fazlasıyla etkilenen sektörlerin başında geliyor.

Gerek televizyonlarda, gerekse gazetelerde bugüne dek görmediklerimize şahit oluyoruz. Özellikle televizyon kanalları, salgına endeksli yayıncılık anlayışıyla izleyicilerin tüm ezberlerini bozuyor. Salgının etkin olduğu yaklaşık 2 aylık süreçte ekranlarda haber içeriklerinden tutun haber sunan muhabirlerin görüntülerine, tartışma programlarına çıkanların profillerinden tutun program içeriklerine dek birçok yenilikle tanıştık.

Korona günlerinde ekranlarda gördüğümüz yenilikleri maddeler halinde şöyle sıralayabiliriz:

Yayının Ev Hali: Koronavirüsün etkili olduğu 2020 Mart ayında medya da hızlı bir aksiyon alarak yayının ev halini keşfetti. Pek çok kanal yakın zamana dek konuklarını stüdyoya davet etmeyi sürdürse de, nihayetinde büyük bölümü bu konukları Skype üzerinden yayına bağlamaya başladı. Yayınlar evden yapılmaya başlandı başlanmasına ama bu kez, evdeki doğal hayat da bugüne dek hiç alışık olmadığımız biçimde milyonların karşısına dökülmeye başladı. Yayında uyuyanlar mı, sigara içenler mi, hatta gaz çıkaranlar mı? Daha önce stüdyodan yapılan ciddi ve iç karartıcı programlar, haliyle medyada bol bol magazin malzemesi olmaya başladı.

Ekranlarda Doktorlar Geçidi: Virüs salgını tüm dünyayı etkisi altına alan ciddi boyutlara ulaşınca bu kez ekranlarda doktor enflasyonu başladı. Adının önünde Prof. Dr. yazanını mı, Doç. Dr. yazanını mı, Dr. yazanını mı istersiniz her branştan doktorlar neredeyse her gün ekranlarda… Hatta akademik yapılanmanın en altında bulunan Araştırma Görevlilerini bile ekranlarda görür olduk bu süreçte.

Her Konuda Fikri Olan Uzmanlar: Özellikle uluslararası ilişkiler ve siyaset alanlarında hemen hemen her gün ekranlarda görmeye alışık olduğumuz uzman’lığı kendinden menkul şahsiyetler salgın döneminde de boy göstermeye devam ediyor. Hemen hemen her konuda fikri olan bu uzmanlar, bu kez uzmanlıklarına tıp alanını da ekleyerek, sağdan soldan derledikleri bilgileri ekranlardan izleyicilere aktarıyorlar. İnsanın onları izlerken içinden, “Oturun oturduğunuz yerde, bari bu konuda da bir şey bilmeyin!” demek geliyor. 

Komplo Teorisyenleri: Kurt dumanlı havayı nasıl seviyorsa onlar da böylesi kriz dönemlerini çok seviyorlar. Deprem, savaş, siyasi ve ekonomik kriz gibi tüm toplumsal kriz dönemlerinde ortaya çıkan bu fırsatçı bilgiçler, yani komplo teorisyenleri yine sahnede… Üstelik sadece TV ekranlarından değil, bulabildikleri tüm sosyal ağlardan bilgi kirliliği yaratmayı sürdürüyorlar. Yok, efendim virüs Derin Amerika’nın işiymiş, yok efendim dijital insanın ortaya çıkması için start verilmiş, yok efendim dünyayı yöneten zengin aileler virüsü ortaya çıkarmış vs. vs. Bu kişilerin gerçek niyeti nedir bilinmez, bilinen bir şey varsa o da böylesi olağanüstü dönemlerde onları ekrana çıkaranların amacının reyting olduğu gün gibi aşikâr…

Maskeli Muhabirler: Bugüne dek takip ettikleri haberin içeriğine göre baret, gaz maskesi takan, çizme, çelik yelek, yağmurluk giyen muhabirlere rastlamıştık ama hiç bu kadar cerrahi maske takan muhabire rastlamamıştık. Televizyon ve gazetelerin muhabirleri artık virüs kapmamak amacıyla beyaz, yeşil veya siyah renkli maske takarak haber takip etmeye başladılar. Dünya televizyon tarihinde hiç bu kadar maske takan muhabire rastlanmamıştı dersek yanlış olmaz. Beyaz veya yeşil iyi de, doğruyu söylemek gerekirse siyahlar biraz ürkütücü görünüyor. Kendilerinin ve başkalarının sağlığını düşünmek adına onların maske takmalarını elbette takdirle karşılıyoruz.

Duygusuz, Ruhsuz Haberler: Salgın döneminde televizyon ekranlarında en dikkat çekici olumsuzluklardan biri ise hayatını kaybeden insanların birer rakamdan ibaret görülerek sıradan bir habermiş gibi sunulması… Geçmişte TV’lerde öyle haberler yapıldı ki, ölen tek bir kişi olmasına rağmen ekranları başında ağlayan insanlar oldu. Sağlık Bakanı tarafından virüse ilişkin bilançolar açıklandığında sunucuların ölen kişi sayılarını duygusuz, ruhsuz bir şekilde aktarmaları beni olduğu gibi sanırım herkesi rahatsız ediyordur. Ölenlerin sayılarını aktardıktan sonra onlar için rahmet dilendiğini sadece bir haber sunucusundan duydum. Bu konuda daha hassas davranılması hem ölenlerin aziz hatıralarına saygı, hem de yakınlarının acısını paylaşmak adına yerinde bir davranış olur diye düşünüyorum.

Hijyen ve Bağışıklık Konulu Haberler: Salgın döneminin en popüler haberleri arasında hijyen ve vücut bağışıklığını güçlendirmeye ilişkin yapılan haberler bulunuyor. Durum böyle olunca ekranların vazgeçilmez uzmanları arasında doktorlar ve diyetisyenler başı çekiyor. Aslında bağışıklığı güçlendiren gıdalarla ilgili haberleri daha önce de sıkça görüyorduk, ekranlara yeni eklenen hijyen haberleri oldu. Oysa hijyenin ne denli önemli olduğunu salgınla birlikte hem medya, hem de izleyenler bugünlerde daha da anlamış oldu. Ne diyelim! Devamını dileriz…

Sokağa Çıkma Yasağı ve Sosyal Mesafe Haberleri: En son 2000 yılında yapılan nüfus sayımıyla tanık olduğumuz sokağa çıkma yasağı haberleri yavaş yavaş rutinimiz olmaya başladı. Boş yollar, köprüler, denizdeki yunuslar, meydanlardaki güvercinler, martılar, yasağı ihlal edip ceza kesilenler… Belki görsel açıdan iyi görünüyor olabilir ama hiçbir kente yakışmıyor yalnızlık. Sosyal mesafe konusuna gelince… Medya ve yetkililer uyarmaktan, insanlar da bu uyarıyı hiçe saymaktan usanmadı. Salgın toplumsal bir kriz olduğuna göre bu salgınla mücadele de toplumun her bir ferdinin katılımıyla mümkün olabilecektir. Demek ki sosyal mesafe kuralları hiçe sayılıyor ki yetkililer medya üzerinden sürekli bu uyarıları yapma gereği hissediyorlar.

Tirajları Dramatik Bir Şekilde Düşen Gazeteler: Maalesef koronavirüs salgınının en çok etkilediği yayın kuruluşları gazeteler oldu. Salgın öncesinde, yani Mart ayı başında tirajları 200 binin üzerinde olan Sabah, Sözcü ve Hürriyet gazeteleri dramatik bir şekilde tiraj kaybettiler. Bu üç gazetenin tirajında Mart ayı boyunca ortalama 40 bin-60 bin azalma oldu. Diğer gazeteler ise bu üç gazete gibi önemli ölçüde tiraj kaybına uğradılar. Basın otoriteleri, tirajların vatandaşların “gazete ile temas edersem virüs kapabilirim” kaygısı yüzünden azaldığını belirtiyorlar. Umarız virüs salgınını bir an önce atlatır ve tirajların yeniden arttığı günleri yaşarız.

 
YORUMLAR

Yazarın Diğer Yazıları

>> Ana akım medyanın yerini Youtube mi alıyor? - 28.05.2020
>> Karantina günlerinden hissiyatlar - 08.04.2020
>> Küresel salgın sınavı - 30.03.2020
>> Pandemi günlerinde medya - 16.03.2020
>> İçine virüs kaçmış sosyal medya - 28.02.2020
Medyaloji Yazarları
Bülent BİRİCİK Halef R.  VAYIS Hüseyin MOVİT Neslihan KABAOĞLU
Ana akım medyanın yerini Youtube mi alıyor?
Tüm Yazarlar