Bülent BİRİCİK

bulent.biricik@hotmail.com
08.04.2020 / 17:20

Bülent BİRİCİK

Karantina günlerinden hissiyatlar

Doğa uyandı, ağaçlar çiçekten meyveye döndü. Kuşlar özgürce ve sınırsızca ilkbaharın güzelliklerine kanat çırpıyor. Börtü, böcek ve de tüm hayvanlar âlemi günlük telaşesinde. Oysa insan da vardı o döngüde bin yıllardır. Çoğunlukla hükmedici olarak…

Doğa şimdi maruz kaldığı kötülüklere rağmen tüm ihtişamıyla olağan akışında… Ona hoyratça hükmeden insanoğlu ise camdan seyrediyor. Doğal döngünün işleyişine görünmez bir düşman el koydu.

Olağan sebeplerden kaynaklanan ölümler, yerini bilinmedik düşmanın elinden ölümlere bıraktı. Ekranlardaki bol sıfırlı sayılar, düşmanın yaktığı canları ifade ediyor. Anlıyoruz ki düşman alabildiğine acımasız, insanoğlu da bir o kadar acizmiş… 

Şimdi herkes düşmanın nereden geldiğini, nasıl peydahlandığını arıyor. Ve soruyor… Acaba düşmanı yaratan şey insan-doğa ilişkisi mi, insanın ta kendisi mi, yoksa ilahi bir güç mü?

Sebepler ve sonuçlar üzerinden çözüm arıyor insanoğlu.

Tam da içindeyiz tünelin… Bilinmeyene yolculuk devam ediyor. Işığı görmek için sabırsızca bekliyoruz.

Bilim insanları yüzyılların birikimiyle geliştirilmiş teknolojik imkânları kullanarak “bitti” sözcüğünü duyurmak için çabalıyorlar. Cana susamış kıranı alt etmek için…

Çember daraldı…

Uzak diyarlardan duyulan ölüm haberleri artık daha yakından işitiliyor. Her geçen dakika içimizden birilerini alıp götürüyor. Daha dün yaşadığımız kayıtsızlıklar, yerini korku, şaşkınlık ve çaresizliğe bırakıyor.

Çok şey anladı insanoğlu…

Mesela doğanın efendisi değil, sadece bir parçası olduğunu,

İnsanlığın kadim kültürünün sorunların çözümü konusunda henüz gelişimini tamamlamaktan uzak olduğunu,

Dünyada sağlıklı yaşamanın bilimin ışığında mümkün olabileceğini,

Yeryüzündeki ilk insanlar kadar korumasız olduğunu,

Özgürlüğün kıymetli bir kavram olduğunu,

Devlet denilen o aygıtların her ihtiyacımız olduğunda yanımızda olamayacağını…

Ve haddini bildiriyor düşman insanoğluna…

Korkutuyor,

Tedirgin ediyor,

Üzüyor,

Öğretiyor…

Adına; illet, salgın, kıran, bela, musibet her ne derseniz deyin, ezberlerimizi bozuyor, kutsallarımızla oynuyor, değerlerimize saldırıyor.

Yüzyıllardır ülkesini ve değerlerini savunmak için birlikte mücadele eden insanoğlu birliktelik nedir unuttu. Sevgi ifadesi kucaklaşmalar, yerini uzaktan sevmelere bıraktı. Kutsal mabetler yalnızlaştı, ibadetler bireyselleşti. Öksürmek, aksırmak şüpheyle karşılanır oldu. Bakışlarımızın arasına maskeler, ilişkilerimizin arasına mesafeler girdi. Dün sokakta savaşarak zafer kazanabileceğimizi söyleyenler, bugün evde kalarak zafer kazanabileceğimizi anlatıyor.

Yaz geliyor… Sokaklar ıssız… Sahiller renklenir mi, bayramlar şenlenir mi bilinmez. Bilinen tek şey düşmanın acımasızlığı…

 
YORUMLAR

Yazarın Diğer Yazıları

>> Fox Haber ve Portakal'ın yeni hayatı... - 05.10.2020
>> Fatih Portakal ve Fox üzerine - 04.09.2020
>> Siyasal iletişim ve dijital dil - 17.07.2020
>> Ana akım medyanın yerini Youtube mi alıyor? - 28.05.2020
>> Medyada virüs etkisi - 24.04.2020
Medyaloji Yazarları
Halef R.  VAYIS Hüseyin MOVİT Bülent BİRİCİK Neslihan KABAOĞLU
İnternet ikiye mi bölünecek?
Tüm Yazarlar