Bülent BİRİCİK

bulent.biricik@hotmail.com
10.10.2019 / 10:25

Bülent BİRİCİK

Tweet “in”, basın toplantısı “out”…

Genç kuşağın büyük bölümü son dönemde İnstagram’a daha çok ilgi gösterse de Twitter, etki gücü bakımından tüm sosyal medya mecralarının başında yer almaya devam ediyor.

Başta ülke yöneticileri ve siyasetçiler olmak üzere, neredeyse tüm kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları ve bireysel kullanıcılar kamuoyuna yönelik mesajlarını Twitter üzerinden iletiyor. Moda deyimle “tweet in, basın toplantısı out” oldu.

Dünya ve ülke gündemlerini belirlemedeki etki gücünü defalarca ispat eden Twitter bugünlerde Türkiye’de yine gündemde. Başrolde ise Twitter’ı en etkin kullanan liderlerden Amerikan Başkanı Donald Trump var…

Birkaç ay önce Türk ekonomisine ilişkin tehdit içeren sözleri sonrasında borsanın düşmesine dövizin yükselmesine yol açan Trump, attığı tweet ile ekonomimizi yeniden sarstı. Beklendiği kadar olmasa da döviz yine yükseldi, borsa yine düştü. Attığı bu tweetle hem Türkiye’yi rencide eden, hem de ekonomik kayba yol açan Trup, ertesi gün attığı bir başka tweet ile bu kez gönül aldı. Bu tweette de “Türkiye Nato’nun önemli bir üyesi, Erdoğan 13 Kasım’da Beyaz Saray’da konuğum olacak” diyordu. Trump’ın Twitter üzerinden yaptığı açıklamalar, Türkiye’nin Barış Pınarı Harekatı öncesi ve sırasında da gelmeye devam etti. Kuşkusuz bu mesajlara iktidarıyla muhalefetiyle her kesimden tepki yükseldi.

Trump’ın Twitter’da Türkiye’yi hedef alan sözlerinin hemen birkaç gün öncesinde yine bir tweet ülke gündemindeydi. FETÖ’cü firari Ergun Babahan’ın "Türkiye halkları Bahçeli'siz bir siyaset dönemine hazır olmalı" şeklindeki paylaşımının ABD'nin Ankara Büyükelçiliği’ne ait resmi Twitter hesabından "beğenilmesi" iki ülke arasında diplomatik kriz doğurdu. Bu tweetin beğenilmesine başta MHP olmak üzere oldukça yüksek tondan tepkiler gelirken, ABD Büyükelçiliği bu olay sonrasında iki kez özür dilemek zorunda kaldı.

Yine geçtiğimiz günlerde ABD Başkanı Donald Trump'ın Türkiye'ye yönelik tehdidine karşı Türkiye Komünist Partisi’nin (TKP) yaptığı açıklama, doğrusu dikkate değerdi. Partiden yapılan açıklamada “NATO’dan çıkılsın” talebini dile getirilirken, “Halkımızın yanıtı tweet atmak olmayacak” ifadeleri kullanılıyordu. Bu açıklama kuşkusuz, Trump’ın Twitter’ı etkin kullanan bir devlet yöneticisi olduğuna atfen yapılıyordu.

Bu örnekler bir bakıma; siyasetin, diplomasinin, kamu kurumlarının halkı aydınlatma görevinin Twitter’a kaydığını gösteriyor. Belki çok iddialı olacak ama 4’üncü gücü temsil eden medyanın elinde bulundurduğu bu gücün bir sosyal medya mecrası olarak artık Twitter’a geçtiğini de söylenebilir. Zira bu teze dayanak olarak da, son dönemde geleneksel medyayı temsil eden gazeteler ve TV kanallarının gündem oluşturabilecek haberlere imza atamamaları gösterilebilir.

Peki, Twitter’dan önce kişi ya da kurumlar kendilerini nasıl ifade ediyorlardı?

Twitter öncesi dönemde kamuoyuna yönelik söyleyeceği sözü, ileteceği mesajı olan kişi ya da kurumlar bunları basın toplantıları aracılığı ile paylaşıyorlardı. Basın toplantısı düzenlemek, aynı zamanda, aynı yerde çok sayıda gazeteciyi bir araya getirmek gibi zor bir süreç gerektirdiğinden, iletilecek mesajların kamuoyu ile buluşması zaman alabiliyordu.

Basın toplantısı düzenlemenin ekonomik maliyeti ise konunun bir başka boyutu…

Twitter’ın hayatımıza girmesi sonrasında kurumsal ve bireysel mesajlar artık kamuoyu ile anlık olarak paylaşılabiliyor. Günümüzde neredeyse her kurumun bir kurumsal Twitter hesabı, kişilerin de kişisel hesabı bulunuyor.

Bir başka anlamda Twitter günümüzde; bir iç dökme, rahatlama, fikirler üzerinden toplumda saygınlık kazanma, duruşunu belli etme, kızdıklarımıza gözdağı verme aracı olarak da kullanılıyor. Tabii ki belli odaklar için hizmet eden ve dezenformasyon yapan troller ile ‘mış’ gibi yapanların bu platformdaki varlığını da unutmamak gerekiyor.

Her ne kadar kişisel profillerin altına “Yaptığım yorumlar sadece beni bağlar” tarzında klişeleşmiş notlar iliştirilse de, Trump ve Babahan örneğinde olduğu gibi bu mesajlar zaman zaman kamuoyunu bağlayabiliyor.
Bu nedenle, ister “o anki psikolojiyle”, ister “dolduruşa gelerek”, isterseniz de “boş bulunarak” yazılan tweetler günümüzde farklı etki gücüne sahip olabiliyor. Bunun yazan artık Devlet Başkanı veya sokaktaki vatandaş olsun, Twitter’ın o 280 karakteri duruma göre yıkıcı sonuçlara yol açabiliyor.
Özetle söylemek gerekirse Twitter, giderek kurumsal nitelik taşıyan bir sosyal medya platformuna dönüşüyor. Buradan yapılan paylaşımlar sosyalleşmek için yapılan paylaşımlardan ziyade, başta o kişinin ya da kurumun kendisini, sonrasında ise hakkında paylaşım yapılan kişi ya da kurumları bağlarken, paylaşılan içeriğe göre de yasalar nezdinde bir takım yaptırımları olabiliyor.

 
YORUMLAR

Yazarın Diğer Yazıları

>> #yaşandıbittisaygısızca - 07.11.2019
>> Gerçek gazeteciler yurttaş gazeteciler’e karşı - 31.10.2019
>> Güçsüz medya - 24.10.2019
>> Kazanan, lobisini en iyi yapandır - 17.10.2019
>> Medyadaki fay kırığı… - 03.10.2019
Medyaloji Yazarları
Halef R.  VAYIS Neslihan KABAOĞLU Hüseyin MOVİT Bülent BİRİCİK
Dijital dönüşüm rekabet zeminini değiştiriyor… 
Tüm Yazarlar