Bülent BİRİCİK

bulent.biricik@hotmail.com
05.09.2019 / 11:03

Bülent BİRİCİK

Tarihi ve turistik mekânlara sosyal medya zulmü

Nereyi gezeceğimize, ne yiyeceğimize, neyi satın alacağımıza ve daha pek çok şeye artık sosyal medya sayesinde karar veriyoruz.

Eskiden seyahatlerimize gazetelerin ve dergilerin bu alana yönelik sayfalarını rehber edinirken, şimdilerde ise fenomenler, fotoğrafçılar, gezginler ve gurmelere ait sosyal medya hesaplarını takip altına alıyoruz.

Hayatımızı gelişen teknolojiye göre şekillendirmekte elbette bir sorun yok, ama sosyal medyanın meşhur ettiği tarihi ve turistik mekânların bu aşırı ilgi karşısında adeta bir zulme uğradığını da görmezden gelemeyiz.

Tarihi, turistik ve doğal varlıklarımız yerli ve yabancı turistlerin yoğun ilgisi nedeniyle bir bakıma ciddi tehdit altında. Popülerlik ticarileşmeyi, ticarileşme kalabalıkları, kalabalıklar yozlaşmayı, yozlaşma ise zamanla değersizleşmeyi beraberinde getiriyor. Durum böyle olunca da kirlenme ve doğal dokunun bozulması kaçınılmaz oluyor.

İşte size bazı örnekler…
Daha düne kadar Kars’a trenle 24 saati aşan bir yolculuk yapmayı aklının ucundan bile geçirmeyenler günümüzde, üstelik kış sezonunda Doğu Ekspresi’ne hücum ediyor. Hem ucuz olması, hem de demiryolu güzergâhında bulunan doğal güzellikler bu rotayı cazibeli hale getiriyor. Öyle ki kışın bu yönde tren bileti ve otel bile bulmak imkânsız hale geliyor. Yöre insanı bile kış sezonunda zaruri seyahatlerini Doğu Ekspresi ile yapamaz hale gelmiş durumda. Sosyal medya sayesinde gelen bu popülerlik, haliyle girişimcileri de bu güzergâha yatırım yapmaya yöneltiyor. Turizm firmalarının oluşturduğu turlar, bu bölgeye yeni otel, restoran ve tesislerin açılmasına yol açıyor. Şimdilik yerli turistlerin ilgi odağında olan Kars ve Doğu Anadolu illeri, yakın gelecekte yabancıların ilgi odağına oturacakmışçasına bir izlenim veriyor.

Sosyal medya sayesinde ünlenen bir başka rota ise Karadeniz…
“Ünlenmek” ne kelime, adeta “işgal” desek yeridir... Yöre halkının hayvanlarını otlatmak ve yaz sıcağından kaçmak amacıyla kullandığı yaylalar, son yıllarda yerli ve yabancı turistlerin gözdesi durumunda… Hayvanların otlatıldığı yaylalarda şimdilerde trekking tutkunları, fotoğraf meraklıları, gezginler, yöresel yemek düşkünleri cirit atıyor. Ayder ve Uzungöl gibi doğal güzellikleriyle ön plana çıkan yerlerde Arap turistler keyif çatıyor. Tur kapsamında ve bireysel olarak bölgeye gelen yerli turistler ise pahalılıktan dolayı bırakın yöresel lezzetlerin tadına bakmayı, neredeyse çay bile içemeden şöyle bir tur atıp dönüyor. Zira yeme-içme ve konaklama fiyatları Arap turistlerin bütçelerine göre endekslendiğinden fiyatlar el yakıyor. Doğa harikası Ayder’deki yapılaşma ve gelişigüzel kondurulmuş salıncaklar ise konunun başka bir boyutu… Haddinden fazla ziyaretçiyi ağırlamanın getirisi ise haliyle ortaya saçılan çöpler ve doğal dokunun tahribata uğraması oluyor.

Türkiye’nin Maldivleri olarak anılan Salda Gölü ise sosyal medya sayesinde ünlenmiş, yerli turistin olduğu kadar devletin de ziyadesiyle dikkatini çekmiş doğal güzelliklerimizden… Burdur sınırları içinde bulunan, bembeyaz kumları ve turkuaz mavisi sularıyla dikkat çeken Salda Gölü’nü daha birkaç sene öncesine dek kimse bilmiyordu desek yeri var. Sosyal medyada aşırı ünlenince tüm dikkatler tropikal adaları andıran bir doğaya sahip Salda Gölü’ne çevrildi. Son denemde neredeyse göle gidip de fotoğraf çekmeyene, selfie yapmayana gezgin muamelesi yapmıyorlar. Sosyal medya ve diğer medya organlarında göl hakkında yayınlanan haberler önemli bir yer tutuyor. Bu haberler ve sosyal medya paylaşımları devlet büyüklerimizin de dikkatini çekmiş olacak, hemen bir millet bahçesi projesi ile taçlandırıldı. Yakında tıpkı Ayder ve Uzungöl’deki gibi turistik tesisleri Salda Gölü sahilinde görürsek şaşırmayalım.

Sosyal medya sayesinde ünlenen ve adeta istilaya uğrayan mekânlar arasında; çeşitli bölgelerdeki plajları, akarsuları, tarihi ve doğal güzellikleriyle ünlü yerleşim yerlerini, Karadeniz’deki çay bahçelerini, lezzet mekânlarını, parkları, köyleri, şelaleleri, çiçek tarlalarını, gölleri, köprüleri, hatta dizi ve film çevrilen mekânları sayabiliriz.

Elbette turizmden elde edilecek gelire kimsenin söyleyecek sözü yok… Ancak, adeta istilaya maruz kalan tarihi ve doğal güzelliklerimizin günden güne kirlenerek özelliklerini yitirmesine, aşırı yapılaşma nedeniyle yozlaşmasına, birilerinin para kazanma hırsı yüzünden değersizleşmesine de izin vermemeli…

Üstelik bu güzellikler sosyal medyada fazla beğeni kazanan fotoğraflar çekebilmek için tahribata uğruyorsa buna hiç mi hiç onaylamamalı… Zira sosyal medya zulmü fütursuzca devam ettiği sürece Ayder ve Uzungöl örneğindeki gibi bu güzellikleri en doğal ve en bakir halleriyle sadece kartpostallarda görebileceğiz.

 
YORUMLAR

Yazarın Diğer Yazıları

>>  Yeni yayın dönemi yutturmacası - 12.09.2019
>> Toplumsal duyarlılığın kıstası medyatiklik mi? - 29.08.2019
>> Araf’taki Medya… - 22.08.2019
>> Gazeteler neden okunmuyor? - 08.08.2019
>> ‘Para Karşılığı Haber’ Tartışması… - 01.08.2019
Medyaloji Yazarları
Halef R.  VAYIS Neslihan KABAOĞLU Bülent BİRİCİK Hüseyin MOVİT
Günümüzün büyük sorunu: ‘Yalan Haber’
Tüm Yazarlar