Bülent BİRİCİK

bulent.biricik@hotmail.com
10.02.2020 / 11:26

Bülent BİRİCİK

Neo-Mahallecilik…

Ne güzel mahallelerimiz vardı eskiden… Herkesin birbirini tanıdığı, yaşamaktan mutlu olduğu yerlerdi. Bakkal, manav, berber, terzi, bisiklet tamircisi…

Hepsi birbirinin dostu, onlar tüm mahallelinin dostu… Kredi kartı yerine hatır geçer, parası olmayanın bakışı yeterdi. Daha siteler birbiri ardına yükselmemişken, bekçi Murtaza sokaklarında  adetten düdük çalar, kimse kapısını kilitlemezdi. Limon kolonyası kokulu, şeker tadındaki bayramlarda büyükler, “Nerede o eski bayramlar” diye iç geçirmezlerdi. Mutluluklar birlikte paylaşılır, yaşama sevinci tüm sokaklarını sarardı.

Sadece mutluluklar mıydı paylaşılan? Acı ve keder de paylaşılırdı. Bir evden cenaze çıktığında tüm mahalleden cenaze çıkar, sesler kısılır, televizyonlar kapatılırdı. Gülmek, eğlenmek, coşmak; ölen kişinin yedisi çıkana dek mahalle adabını bozardı.

Ve ne güzel abileri vardı mahallenin eskiden…

Haksızlığa uğrayanların yanında durur, bilmeyenlerin bileni, sevgisizlerin sevgilisi, dertlilerin dermanı olurlardı. Bıyığı bile terlememiş gençlerin dilden dile övgüyle bahsettiği abiler; sözleriyle, davranışlarıyla, giyimleriyle kahvenin köşesinden racon kesseler de, mahalle efradına kol kanat gererlerdi.

Güngörmüş yaşlılar pek tutmazdı onları… Zira serseri, hayta, bıçkın ve de çapkındılar. Oysa mahallenin en güzel kızının yavuklusu olmak bunu gerektiriyordu. Düğünde şahitlik, sünnette kirvelik, maçta hakemlik, öte mahalleyle kavgada başı çekmek onların işiydi…

Arkasına basılmış ayakkabı, omuzda ceket, boyunda uzun atkı, elde de tesbih… Marka giymek için belki çok paraları yoktu ama her daim bakımlı olmayı severlerdi. Arka ceplerinde taşıdıkları ayna ve tarak vazgeçilmez aksesuarlarıydı. Hele bıyıkları… Onlar sussa da bıyıkları her daim konuşurdu… Zira esaslı abiler bıyıklarından anlaşılırdı.

Gün geldi, o mahalleler zamanın ruhuna uyarak yerini yüksek katlı apartmanlara, sitelere bıraktı.

Abiler mi? Ve o güzel abiler gün geldi güzel atlara binip gittiler…

Mahallecilik ise bambaşka anlamlara evrilerek, ‘siyaseten ayrışma’ tanımlamasına dönüştü. Dönemsel bir akım halinde kendisini hissettiren şimdiki mahallecilik, isim olarak olsa olsa “Neo-Mahallecilik” olarak adlandırılabilir.

Bu yeni akımla birlikte içinde; ‘senin mahallen’, “benim mahallem’, ‘öteki mahalle’, ‘karşı mahalle’, ‘bizim mahalle’ geçen cümleleri sıkça işitmeye başladık.

Mikro milliyetçiliğin bir başka tezahürü olan ‘mahallecilik’; ayrışmanın yanı sıra hor görmeyi, şeytanlaştırmayı, düşmanlaştırmayı ifade eder oldu. Tüm bunlar medyada, gözümüzün önünde olmaya başladı.

Bugünün abileri, geçmişte kendi doğup büyüdükleri mahallenin selameti için mücadele eden abilerine öykünürcesine, aidiyet duydukları fikirleri savunmak amacıyla öteki mahalleye parmak sallamaya başladılar.

Çünkü ötekiler kendileri gibi düşünmüyorlardı.

Çünkü ötekiler kendi kutsallarına saygı duymuyordu.

Çünkü ötekiler mahallenin asıl abisini kızdırıyordu.

Ekranlardan bağırmalar, köşelerden saldırmalar, yüz yüze kavgalar, gıyabında sallamalar hep bu yüzdendi…

Öteki mahallenin çocuklarına haddini bildirmek, onlar için Osmanlı tokadı indirmekle eşdeğerdi.

Kendilerine saldırana mahalleden arkadaşları toplayıp gitmek eskinin adetlerinden olsa da, modern zamanlarda farklı türden mahalle kavgaları yaşanıyor. Amaç karşıdakine zarar vermek olunca, toplanıp birlikte dövemedikleri öteki mahalle çocuklarını ekranlarda, klavye başında dövüyorlar.

Kavgalar farklılaşınca mahalle efradının dayanışması da farklılaştı doğal olarak…

Aynı mahallenin çocukları birbiriyle hiç karşılaşmasa da fikren birbirlerini iyi biliyorlar… Zor durumdaki mahallelilerine yeri geliyor bir tweetle, yeri geliyor iki satır yazıyla, ekrandan üç beş cümleyle destek veriyorlar. Mahallelisi yanlış bile yapsa, “O, bizim mahallenin çocuğudur, biz onu öyle bilmeyiz, belki o anda saatinde değildir” diyerek sahip çıkıyorlar. Bunları yaparken bir yandan da büyük abilerine selam çakıyorlar. Oysa yanlışı yapan öteki mahallenin çocuğu olsaydı çoktan yemişti yumruğu gözünün üstüne…

Masumiyet kokan, doğallık barındıran mahallecilik, şimdilerde yapay kolektif birliktelikleri ifade ediyor. Mahallecilik elbette bir kolektif harekettir, kolektif hareketler ise geçmişten günümüze hep var olmuştur. Ancak şu da unutulmamalıdır ki öteki mahalledekileri doğru da, yanlış da söyleseler şeytanlaştırmak bugüne dek toplumsal birlikteliğe hep büyük zararlar vermiştir.

Mahallecilik, kabilecilik, ırkçılık alan daraltmaya, ötekini görmemeye yol açar. Bir adım ötesi de ‘kendi mahallemi koruyayım’ derken başka mahalleyi ateşe vermektir.

 
YORUMLAR

Yazarın Diğer Yazıları

>> Küresel salgın sınavı - 30.03.2020
>> Pandemi günlerinde medya - 16.03.2020
>> İçine virüs kaçmış sosyal medya - 28.02.2020
>> Muhabirler için acil iade-i itibar - 20.02.2020
>> Medyadaki Deprem… - 30.01.2020
Medyaloji Yazarları
Halef R.  VAYIS Bülent BİRİCİK Hüseyin MOVİT Neslihan KABAOĞLU
“İşletmeci olarak vizyon sahibi olabilirsiniz ama hayalperest olamazsınız...”
Tüm Yazarlar