Bülent BİRİCİK

bulent.biricik@hotmail.com
20.02.2020 / 10:09

Bülent BİRİCİK

Muhabirler için acil iade-i itibar

Medyanın itibar kaybı, dijitalleşme ve medya patronlarının tutumları… Kuşkusuz gazetecilik günümüzde bu üçlü kıskacın yoğun tehdidi altında…

Gazeteciliğin bu süreçte dünyanın en zor mesleklerinden biri olduğu tescil edilirken, muhabirlik ise giderek ‘ateş üstünde yürümenin diğer adı’ oldu.

Muhabirler açısından bu vahim tablonun ortaya çıkmasının aslında pek çok nedeni var. Şimdi onlara bir göz atalım.

Yayıncılık maliyetli bir alandır, yayıncılıkta haberciliğin maliyeti ise her zaman yüksektir. Artan mecra çeşitliliği ve düşen reklam gelirleri yıllar içerisinde medya kuruluşlarını tehdit etmeye başladı. Üzerine bir de dijitalleşmenin etkileri eklenince, gazeteler zor günler geçirmeye başladılar. Tabii tüm bunların yanına içeriksel nedenlerden dolayı giderek artan itibar kaybını da eklemek gerekiyor. Zira artan itibar kaybının doğrudan tirajlara, dolaylı olarak da personel rejimine olumsuz yansıdığı aşikâr…

Nedense tüm bunların sebebiymişçesine muhabirler her dönemde günah keçisi oldular.

Öte yandan yöneticiler son yıllarda köşe yazarı ve yorumcuları ön plana çıkaran, muhabirleri gitgide önemsizleştiren bir politika izlemeye başladılar. Kimi gazetelerde bir sayfaya iki ya da üç yazarın yazısı yerleştirilirken, muhabirlerin haberleri adeta önemsizleştirildi. Muhabirler haber takibine ya hiç gönderilmediler, ya da gittikleri haberleri sayfalara sokmakta sorun yaşadılar.

Durum böyle olunca gazeteler son dönemde masa başında yapılmaya başladılar. Azaltılmış muhabir kadroları ile yayın hayatını sürdürmeye çalışan gazeteler ajanslara bağımlı hale geldiler. Ajanslara bağımlı habercilik anlayışı ise neredeyse birbirine tıpatıp benzeyen gazeteleri ortaya çıkardı.

Oysa muhabir her türlü güçlüğe göğüs gererek haberi yerinde takip eder. Köşe yazarı ise olayları masa başında yorumlar. Muhabirin haberine kimi zaman imza bile atılmazken, köşe yazarı ismiyle, cismiyle, resmiyle sayfadaki yerini alır. Muhabir çoğu yerde asgari ücretten hallice ücret alırken, köşe yazarı birkaç muhabirin aldığından fazlasını hesabında bulur. Şan, şöhret, itibar söz konusu olunca da mesleğinin her türlü zorluğuna katlanan muhabirler her daim ikinci sınıf muamele görürler.

Son günlerde rastladığımız birkaç uç örnek dışında muhabirlere televizyonlardaki tartışma programlarında da koltuk ayrılmaz. Çünkü köşeleri yoktur.

İnternette muhabiri tarif eden bir yazıya rastladım. O yazıda muhabir, “Herkes olay yerinden kaçarak uzaklaşırken tam oraya doğru koşan insan” olarak tarif edilmiş. Çok doğru bir tarif… Bu tarife günümüzde bir yenisini daha ekleyebiliriz: “Habere konu olan kişiler tarafından canına kast edilen insan…”

Ünlüsünden ünsüzüne kadar muhabirlerin canına nasıl kast edildiğini internetten birkaç dakika içinde derlediğim şu haberler daha iyi anlatacaktır:

-Müteahhit aracını canlı yayın yapan muhabirin üzerine sürdü

-Muhabire canlı yayında saldırı

-Göçük haberini veren muhabire çirkin saldırı!

-Trafik kazasını görüntüleyen muhabire saldırı

-Teröristler gazetecileri hedef aldı!

-Kulüp başkanından muhabire saldırı

-Futbolcuların muhabire saldırı anı kamerada

-Muhabirlere saldıran fenomen karakolluk oldu…

Tüm bunlar yetmezmiş gibi çoğu muhabirin, sigorta primleri basın iş kolundan yatırılmadığı için basın kartına bile sahip olamadıklarını hatırlatmak gerekir. Kimi gazetelerde haber takibi yapan muhabirler basın kartına sahip olamazken, idari kadrolarda görev yapan kimi çalışanların basın kartı bulunuyor.  Basın kartı kontenjanları idari kadrolarda görev yapanlarca doldurulduğundan, muhabirlere bu kontenjanlarda yer bulunamıyor.  

Dini ve milli bayramlarda herkes bayram yaparken, gazetecilerin izin kullanan arkadaşlarının yerine de çalışmak zorunda olması ve bayramları aileleriyle doya doya geçirememesi de yaşadıkları olumsuzlar arasında bulunuyor.

Bunca olumsuzluk arasında muhabirler açısından geçtiğimiz günlerde sevindirici bir gelişme de yaşandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Pakistan seyahatine köşe yazarları ve genel yayın yönetmenleri yerine muhabirlerle gitti. Umarım medya kuruluşlarının yöneticileri Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu tercihinden sonra gerekli mesajları almışlardır. Umarız bundan böyle benzer uygulamalar artar ve muhabirlere yıllar içinde kaybettikleri itibarları acilen iade edilir.

 
YORUMLAR

Yazarın Diğer Yazıları

>> Küresel salgın sınavı - 30.03.2020
>> Pandemi günlerinde medya - 16.03.2020
>> İçine virüs kaçmış sosyal medya - 28.02.2020
>> Neo-Mahallecilik… - 10.02.2020
>> Medyadaki Deprem… - 30.01.2020
Medyaloji Yazarları
Halef R.  VAYIS Bülent BİRİCİK Hüseyin MOVİT Neslihan KABAOĞLU
“İşletmeci olarak vizyon sahibi olabilirsiniz ama hayalperest olamazsınız...”
Tüm Yazarlar