Bülent BİRİCİK

bulent.biricik@hotmail.com
28.11.2019 / 09:59

Bülent BİRİCİK

Gazetecinin haber kaynağı tartışması

Türkiye gündemini son günlerde iki gazetecinin ekseninde dönen gazeteci ve haber kaynağı ilişkisi tartışması ve bunun siyasete yansımaları meşgul ediyor.

Benzer bir olay 2016 yılında o dönem milletvekili olan gazeteci Enis Berberoğlu ve yine o dönem Cumhuriyet Genel Yayın Yönetmeni olan Can Dündar arasında, Mit tırlarına ait olduğu iddia edilen görüntülerin yayınlanması konusunda yaşanmıştı. Dündar kaynağını açıklamasa da, cep telefonu HTS kayıtlarından yola çıkan mahkeme, kaynağın Berberoğlu olduğuna kanaat getirerek kendisini 25 yıl hapis cezasına çarptırmıştı. Yaşanan süreçte gazetecinin haber kaynağını açıklayıp açıklamayacağı konusu günlerce konuşulmuştu.

Peki, kimdir bu haber kaynağı?

Her gazeteci mesleğini icra ederken farklı kesimlerden çok sayıda insan ile temas eder. Gazetecinin ve kaynağın tutumuna göre bu ilişki kimi zaman anlık, kimi zaman da uzun süreli olur. Gazeteciler kaynaklarının iletişim bilgilerini günü gelip de tekrar o kişi ile temasa geçmek gerekirse diye deftere, excel dosyasına veya telefonlarının rehberine kaydederler.  Haber kaynağı –haberci ilişkisi zaman zaman sıkı dostluklara da dönüşür. Karşılıklı güvene dayalı bu ilişkiler bilgi, belge, fotoğraf, istihbarat, kulis bilgisi paylaşımına dayalı olarak devam eder. Bu ilişkiler özellikle siyaset haberlerinde büyük önem taşır. Medya kuruluşlarının Ankara bürolarının; her partiye, meclise, bakanlıklara, diplomatik kurumlara ve askeriyeye ayrı ayrı muhabir görevlendirmesinin nedeni de budur.

Gelelim son günlerde Sözcü yazarı Rahmi Turan, gazeteci Talat Atilla, CHP’li Muharrem İnce, siyaset ve medya dünyası ekseninde yoğunlaşan haber kaynağı tartışmalarına…

Özet halinde anlatmak gerekirse olay şöyle gerçekleşti: Rahmi Turan gazeteci Talat Atilla’dan gelen bilgi üzerine Sözcü’de bir CHP’linin Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüştüğünü ve orada o CHP’liye “Partinin başına sen geçmelisin” denildiğini yazdı. Turan yoğun baskı üzerine kaynağının Talat Atilla olduğunu açıkladı. Atilla da kaynağın CHP’li Muharrem İnce olduğunu, bunun CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu tarafından da teyit edildiğini ileri sürdü. Sonrasında ise ortaya günler sürecek olan bir tartışma ve tüm Türkiye’nin tartıştığı bambaşka bir gündem çıktı.

Öncelikle konuya ilişkin fikrimi belirterek konuyu medya bağlamında değerlendirmek isterim. Tüm siyasetçilerin, özellikle de CHP’lilerin konuya balıklama dalarak yoğun bir tartışmanın içine girmelerinden anlaşıldığına göre, demek ki parti içinde bir güvensizlik ve böyle bir beklenti hep varmış. Bu tartışmalar bir anlamda CHP’nin diğer partilere göre daha demokratik olduğunu değil, güvensizliklerin, kırılganlıkların bulunduğunu ortaya koyuyor.

Konuyu medya bağlamında ele almak gerekirse…

Rahmi Turan yılların gazetecisi… Birçok gazete açtı, yöneticilik, yazarlık yaptı… Kaynağının verdiği bilgiyi, doğruluğunu iyice sorgulamadan yayınladığı için zor duruma düştü ve kaynağını açıklamak zorunda kaldı. Oysa kanunlar, bir gazetecinin, haber kaynağını ancak daha üstün bir kamu yararı gerektirmedikçe açıklamak zorunda olmadığını söylüyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin 2010 yılında verdiği, “Gazeteci, Kaynağını Açıklamaya Zorlanamaz” şeklindeki karar da bunu destekliyor.

Sonuç olarak Turan, doğruluğu teyit edilmemiş bir bilgiyi yayınladığı için özür dilemek zorunda kaldı. Üstelik kamu yararı olup olmadığı bile tartışmalı olan bir durum yüzünden kaynağını ifşa etti. Kaynağın ifşası, kuşkusuz basın etiği açısından son derece manidar bir durum…

Sözün özü… Sırf gündem yaratmak adına, güvenilir olup olmadığını sorgulamadan bir haberi yayınlamak ve ülke gündemini bu konuya kilitlemek kimsenin hakkı değildir, olamaz. Rahmi Turan, kaynağını açık ederek basın etiği açısından büyük bir hata yapmış ve bunun sonucunda özür dilemiş, dolayısıyla büyük bir itibar kaybına uğramıştır. Bu konu sadece Turan’ın kişisel itibarıyla sınırlı olmayıp, tüm gazetecilerin itibarını da ilgilendiren bir olaydır. Medyanın güvenilirliğinin yoğun olarak tartışıldığı böylesine bir dönemde bu olayın yaşanmış olması, gazeteciler açısından büyük bir talihsizliktir.

Bu olayda Rahmi Turan açısından tek takdire değer durum; mevcut siyasi iklimde iktidarıyla, muhalefetiyle tüm siyaseti ve medya dünyasını kapsayan yoğun bir tartışma gündemini başlatmış olma cesaretini göstermesidir. Zira yaşananlar sayesinde öğrendik ki, ana akım medya doğruluğu tartışmalı da olsa özel haber yapma ve gündem yaratma refleksini hala yitirmemiş.

 
YORUMLAR

Yazarın Diğer Yazıları

>> Kombine Gazetecilik - 12.12.2019
>> Yeni Dünya, yeni ümitler… - 05.12.2019
>> Unutulan gazetecilik - 21.11.2019
>> #yaşandıbittisaygısızca - 07.11.2019
>> Gerçek gazeteciler yurttaş gazeteciler’e karşı - 31.10.2019
Medyaloji Yazarları
Bülent BİRİCİK Halef R.  VAYIS Neslihan KABAOĞLU Hüseyin MOVİT
Kombine Gazetecilik
Tüm Yazarlar