Bülent BİRİCİK

bulent.biricik@hotmail.com
09.05.2019 / 09:50

Bülent BİRİCİK

Ekrandaki ramazan klişeleri

Ramazan ayı, dini bayramlar ve yılbaşı gibi özel günlerde televizyon haberlerine şöyle bir göz attığınızda “Eee ben bu haberi daha önce de izlemiştim” hissi yaşarsınız ya, işte Ramazan’ın gelmesiyle birlikte yine aynı hissiyatı yaşadığımız günlerden geçiyoruz. Klişe haberler zamanı…
Böyle zamanlarda öylesine birbirinin aynı içerik üretimleri yapılıyor ki, farklı bir üretime rastladığınızda hayrete düşüyorsunuz.
 
Tabii ki Ramazan ya da diğer özel günlere dair haber, reklam ya da programlar olmalı, ancak bir şartla; klişe (basmakalıp) olmaktan uzak ve özgün bir üretimle… Zira böyle olduğu takdirde daha iyi izlenir ve amacına ulaşır.
 
İşte Ramazan’a dair bazı ekran klişeleri…
 
Ramazan’ın geldiğini ilk anladığınız anlar gazlı içecek firmalarının reklamları oluyor her nedense…
Ramazan’a bir iki gün kala ekranlardaki yerlerini alıyor ve insanın ruhuna, ta içine dokunuyorlar adeta…
İçli içli çalan ney sesi, iftarını açan kalabalık aileler, gülümseyen yüzler…
 
Uhreviyat çağrıştıran bu görüntüleri, ‘birlik ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyduğumuz anlardan geçtiğimizi’ hatırlayarak izliyorsunuz.
 
Bakliyatçılar ve dondurmacıların reklamları da müjdeliyor Ramazan’ın gelişini… Öyle bir dokunuyorlar ki insanın görsel hafızasına, insanın gidip bir porsiyon kuru fasulye yiyip, üstüne dondurma ile cila yapası geliyor.
 
Hadi gıda firmalarını anladık da, bankaların maneviyata, birlik ve beraberliğe vurgu yapan, duygulara hitap eden reklamları hakikaten çok sırıtıyor. Belli ki Türk milletinin duygularına hitap ederek, tamamen duygusal bir fayda sağlamanın derdindeler.
 
Hemen hemen birbirinin aynı reklamlar Ramazan ayını böyle hatırlatıyorken haber bültenleri geri mi kalır? Kanal ismi fark etmiyor, hangisini izlerseniz izleyin Ramazan gelir gelmez ekranlarda diyetisyen istilası başlıyor. Onları izlediğinizde meğer Ramazan’da beslenirken nasıl büyük(!) hatalar yaptığınızı anlıyorsunuz. Diyetisyenlerin beslenme önerilerini anlatan haberlerin başlıkları da birbirinden klişe: “Ramazan’da tok tutan yiyecekler”, “Sahurda yenmesi gereken 7 besin”, “Ramazan’da bu beslenme hatalarına düşmeyin”, “Pide, hurma ve güllaç iftarda ne kadar yenmeli”, “Ramazan’da asla yenmemesi gereken yiyecekler”…
 
Yahu adam zaten evine zor ekmek götürüyor, sevdiğini değil, bulduğunu yiyor, sen durmuş “onu yeme, bunu ye” diyorsun. Ayrıca bunca yıllık ömrümde, iftar ve sahurda diyetisyenlerin tavsiyesine uygun olarak beslenen kişiye rastlamadım dersem yanlış olmaz. Bu beylik haberler kimler için, hangi ülkenin vatandaşları için yapılıyor çok merak ediyorum.
 
Ramazan ayı gelir de haber bültenlerinde pide fiyatları tartışmasına girmemek olur mu? Pide İstanbul’da şu kadar, Ankara’da bu kadar olmuş, zam bekleniyormuş vıdı vıdı… Hemen bir fırıncı, bir de fırıncılar odası başkanı röportajı, fırına gidip sıcak sıcak dumanı tüten pideleri de görüntülersen al sana bir paket haber daha çıktı.
 
Peki ya hurma? Asla hurma haberi olmadan olmaz. Ver elini Mısır Çarşısı… Hurma satan çığırtkan arkada bağırsın, “Bağdat’tan geldi bunlar”, “Kudüs’ün en iyisi geldi”, “Atom bunlar” diye, hurmaları da şöyle bir karıştırsın kürekle, bir iki vatandaşla da röportaj yaptın mı, al sana bir paket haber daha…
 
Tabii ki Teravih namazı, iftar çadırı, Oruç Baba Türbesi, madende iftar yapan madenciler, çarşı pazar, et fiyatı, belediyelerin ramazan eğlencesi etkinlikleri, gölge oyunu, yemek tarifi haberleri de Ramazan’ın ekranda sıkça görmeye alışık olduğumuz diğer olmazsa olmaz haberler.
 
Durun daha bitmedi… Gecekonduda iftarını açan siyasetçi haberlerini unutmayalım. Ekranlara öyle bir yansıtılıyor ki zannedersiniz bütün siyasetçiler iftarını fakir fukaranın evinde yapıyor. Mutlaka bilinmeli ki bu tür haberler siyasal iletişim kapsamında yapılan PR çalışmalarının bir parçası. Emin olun iftar yapılan o gecekonduya bir daha hiç gidilmiyor.
Ve bir Ramazan klasiği olan iftar ve sahur programları…
 
Pop-star edasıyla ekrana çıkarak dini hikayeler anlatan ve vatandaşların sorularını cevaplayan bu güzide ilahiyatçılarımızın haber bültenlerinden daha çok izlendiğini biliyor musunuz?
 
Merak edenler hemen reyting listesine bakabilirler. Dini programların en az bir ya da ikisi mutlaka ilk 10’a giren programların arasındadır. Aldıkları ücretlerle hep tartışılagelen ilahiyatçıların Ramazan ekranlarının doğal üyeleri olmaları bir yana, asıl ilginci her sene yayınlanan bu programlarda sorulan soruların üç aşağı beş yukarı aynı olmaları… “Sigara içmek orucu bozar mı?”, “Sakız çiğnemek oruca zarar verir mi?”, “Oruçlu olduğumuzu unutarak bir şey yersek oruç bozulur mu?” ve “Yolculukta oruç tutmasak olur mu?” vs. vs.  
 
Nihayet bayrama da eriştik… Bayram baklavasını kim yapacak? Tabii ki Nadir Güllü… Koca ülkede Nadir Güllü’den başka baklava yapmasını bilen adam yok sanki? İşyerinde hep o yaparmışçasına, elinde oklava ekran ekran yufka açıyor.
 
Hep aynı insanlar, hep aynı temalar…
 
Komik oluyorsunuz, gerçekten çok komik…
 
Televizyon yayıncılığında artık basmakalıplıktan kurtulmanız gerekiyor. Biraz yabancı televizyon kanallarını izlerseniz bu özel günlerde haber, reklam ve programların nasıl yapıldığı konusunda fikir elde edebilirsiniz.
 
Biraz uğraşla belki yorulursunuz ama daha çok izleneceğiniz neredeyse garanti. 
 
YORUMLAR

Yazarın Diğer Yazıları

>> İhbar hatlarının anatomisi - 23.05.2019
>> Günahkâr medya - 16.05.2019
>> Rakamların diliyle Türkiye’de gazetecilik - 02.05.2019
>> Gazeteciliğin beka sorunu - 25.04.2019
>> Başka bir gazetecilik mümkün mü? - 18.04.2019
Medyaloji Yazarları
Hüseyin MOVİT Bülent BİRİCİK Halef R.  VAYIS Barış AYGENER
Genç Medyacılara yol Haritası (288-2)
Tüm Yazarlar