Bülent BİRİCİK

bulent.biricik@hotmail.com
02.01.2020 / 17:49

Bülent BİRİCİK

Dijitale göçenler…

Radikal, Habertürk, Vatan, Güneş, Star…  Muhtelif zamanlarda dijitale göçtüler… Hepsinin de bir gerekçesi vardı…

Artan kâğıt maliyetleri, personel ve diğer giderlerin fazlalığı, ilan ve satış gelirlerinin azalması gibi benzer sebepler… Ortak bahaneleri, dijitale geçerek maliyet düşürmek ve orada büyümekti… Radikal artık dijitalde bile yok, Vatan’ın esamesi okunmuyor, Habertürk ise kadrosu ve her biri aynı zamanda ekranların tanınmış yüzlerinden olan yazarları sayesinde ayakta kalmaya çalışıyor. Bu kez Güneş ve Star kâğıda veda etti. Güneş, Akşam’a ek olacak ama her ikisi de dijitaldeki varlıklarını koruyacak.

Şu soruyu bir kez daha sormak gerekiyor… Gazeteler neden kapanıyor?

Kapanan beş gazeteyi analiz ettiğimizde hepsinin yayın çizgisinin de farklı olduğunu görüyoruz. Hükümete yakın olanı da, muhalif olanı da, ortada duranı da var… Radikal’in çizgisi hep aynıydı, ancak Habertürk, Güneş, Vatan ve Star geçmişteki çizgilerini koruyamadılar. Bu dört gazete, mevcut siyasal iklimin tesiriyle sahiplik yapılarının değişmesi sonucu yayın çizgilerini iktidardan yana değiştirdiler. Bu da okuyucudaki güveni sarsarak satın alma davranışlarını olumsuz yönde etkiledi.

Peki, bunu nasıl anlıyoruz?

Geçmişten bu yana çizgisi neredeyse hep aynı olan bazı gazeteler var. Posta, Yeni Akit, Türkiye, Cumhuriyet, Sözcü, Evrensel, Yenişafak gibi gazeteleri bu sınıfa koyabiliriz. Tabii ki dijitalleşme onları da olumsuz etkiledi ve tirajlarında önemli azalmalar oldu. Ancak yıllar içinde yayın çizgilerinde fazlaca değişiklik olmadığı için okuyucu tarafından cezalandırılma gibi bir durumla karşılaşmadılar. Dolayısıyla, bir gazetenin yayın çizgisinde meydana gelen önemli değişikliklerin okuyucu tarafından mutlaka cezalandırıldığını burada mutlaka vurgulamak gerekiyor.

Kâğıda henüz veda ettiklerinden dolayı Star ve Güneş gazetelerini örnek vermek gerekirse, bugün ne Star; Cem Uzan’ın kurduğu ve 1 milyon üzeri satan eski Star, ne de Güneş; Mehmet Emin Karamehmet’in uzun yıllar sahipliğini yaptığı eski Güneş’ti. Dijitale göçen gazeteler arasındaki Vatan’ı da aynı kategoride sayabiliriz. Vatan da 2002’de Aydın Doğan tarafından kurulmuş, 2011’de Demirören’e geçmiş, 2018’de de kâğıda veda etmişti. Tabii ki aradan geçen zamanda yayın çizgisi önemli değişikliklere uğramıştı.

Gazetelerin yayın çizgilerindeki kırılmanın okuyucu tarafından cezalandırıldığı tespitini yaptıktan sonra gelelim dijitale göçenlerin durumuna…

Kâğıda baskılarını sona erdiren gazetelerin yöneticilerine sorulduğunda, hep bir ağızdan “Kapanmıyoruz, artık dijitalde faaliyet göstereceğiz ve orada büyüyeceğiz” diye kendilerini savunuyorlar. Oysa Radikal ve Vatan örnekleri orta iken bu savunma biraz havada kalıyor. Yani onların da aynı sonla karşılaşmaları olası…

Radikal ve Vatan’ın dijital versiyonlarının bugün hiçbir varlık gösterememesinin ana sebepleri arasında gazete mantığı ile yayıncılığı bir tarafa bırakıp, kopyala yapıştır yayıncılığına geçiş yapmasıdır. Hakkını yememek gerekir, Radikal son dönemlerinde dijitalde de iyi işler yapmak için çabaladı. Ne var ki patronajın tutumu bu yayına dijitalde de pek şans tanımadı.

Dijital çöplükteki yerlerini alan yüzlerce başarısız haber sitesi kuşkusuz ki kolay habercilik nedeniyle yok olmamış mıydı? Muhabir kadrosu olmadan, özgün içeriklere ve haberlere imza atmadan dijital yayıncılık yapılabileceğini sananlar tamamen yanılıyorlar. Bugün dijital dünyada Habertürk ve T24, kuşkusuz kendi muhabir kadrolarına sahip oldukları ve tanınmış yazarları bünyelerinde bulundurdukları için önemli bir yere sahipler. Diğer haber siteleri ya dijitaldeki yerlerini erken aldıkları ve belli bir marka bilinirliğine ulaştıkları için ya da belli odaklar tarafından finanse edildikleri için hala ayaktalar…

Özetlemek gerekirse; kâğıda baskıyı bırakıp dijitale geçen yayınlar çağın gereklerine uygun davranmak için değil, patronları böyle istediği için dijitale göçüyorlar. Yani asıl gaye, maliyet düşürmek ve daha fazla zarar etmemek… Durum böyle olunca, dijitale geçiş yapan yayın organları dijital dünyanın gerektirdiği çerçevede yayın yapmak yerine, “günün birinde gerekli olur” diye mevcut marka varlıklarını koruma refleksiyle hareket ediyorlar. Tüm bunların sonunda en büyük faturayı, matbaacısından renk ayrımcısına, muhabirinden arşivcisine dek gazete çalışanları işsiz kalarak ödüyorlar.

 
YORUMLAR

Yazarın Diğer Yazıları

>> Küresel salgın sınavı - 30.03.2020
>> Pandemi günlerinde medya - 16.03.2020
>> İçine virüs kaçmış sosyal medya - 28.02.2020
>> Muhabirler için acil iade-i itibar - 20.02.2020
>> Neo-Mahallecilik… - 10.02.2020
Medyaloji Yazarları
Bülent BİRİCİK Halef R.  VAYIS Hüseyin MOVİT Neslihan KABAOĞLU
Küresel salgın sınavı
Tüm Yazarlar