Saat: 10:30
Lanes Lojistik Operasyon Direktörü Ali Demircan, küresel gelişmeler ışığında Türkiye'nin ihracat performansına ilişkin öngörülerini paylaştı.
Küresel ticaret dengeleri yeniden şekillenirken, 2026 yılı ihracat açısından hem fırsatların hem de kırılganlıkların iç içe geçtiği bir dönem olarak öne çıkıyor. Jeopolitik gelişmeler, tedarik zinciri yeniden yapılanmaları, navlun piyasalarındaki dalgalanmalar ve dijitalleşme yatırımları; ihracat süreçlerinde forwarder firmaların rolünü her zamankinden daha stratejik hale getiriyor.
Uluslararası taşımacılık ve entegre lojistik çözümleri sunan Lanes Lojistik, 2026 yılına yönelik ihracat beklentilerini ve sektör dinamiklerini forwarder perspektifiyle değerlendirdi. Lanes Lojistik Operasyon Direktörü Ali Demircan, küresel gelişmeler ışığında Türkiye’nin ihracat performansına ilişkin öngörülerini paylaştı.
2026’da İhracatta Yeni Normal: Çeviklik ve Pazar Çeşitliliği
2026 yılında ihracatın en belirleyici unsurlarından biri, esneklik kapasitesi olacak. Avrupa Birliği pazarı Türkiye için önemini korurken; Orta Doğu, Kuzey Afrika, Türk Cumhuriyetleri ve Sahra Altı Afrika ülkeleri alternatif büyüme alanları olarak öne çıkıyor. Bu çeşitlenme, yalnızca satış kanallarının değil, lojistik planlamanın da yeniden yapılandırılmasını gerektiriyor.
Forwarder firmalar açısından bu tablo, daha fazla alternatif rota, farklı taşıma modu kombinasyonları ve ülke bazlı mevzuat bilgisi anlamına geliyor. Özellikle Orta Koridor üzerindeki hareketlilik ve bölgesel geçiş noktalarındaki yoğunluk, operasyonel planlamada deneyim ve güçlü acente ağını kritik hale getiriyor. 2026’da rekabet avantajı sağlayacak en önemli unsur; hızlı adapte olabilen, senaryo bazlı planlama yapabilen ve ihracatçısına öngörü sunabilen lojistik yapılar olacak.
Ali Demircan, bu süreci şu sözlerle değerlendirdi: “2026’da ihracatta başarı, yalnızca ürün kalitesiyle değil; doğru lojistik stratejiyle mümkün olacak. Forwarder firmalar artık navlun sağlayıcı değil, ihracatçının risk yönetimi ve rota planlamasında aktif rol alan stratejik iş ortaklarıdır.”
Navlun Dengeleri ve Maliyet Baskısı
Pandemi sonrası dönemde sert dalgalanmalar yaşayan denizyolu navlun piyasası, 2026’ya daha dengeli ancak temkinli bir görünümle giriyor. Küresel konteyner kapasitesi artmış olsa da, bölgesel krizler ve liman yoğunlukları hâlâ kırılganlık yaratabiliyor. Enerji maliyetleri ve sigorta primleri de toplam ihracat maliyetini etkileyen unsurlar arasında yer alıyor.
Bu noktada maliyet yönetimi, forwarder firmaların katma değer ürettiği en önemli alanlardan biri haline geliyor. Multimodal çözümler, parsiyel taşımacılık optimizasyonu ve yük konsolidasyonu gibi uygulamalar; ihracatçıya hem zaman hem maliyet avantajı sağlıyor. Özellikle karayolu–denizyolu veya demiryolu–denizyolu kombinasyonları, 2026’da daha sık tercih edilen modeller arasında yer alacak.
Demircan’a göre, maliyet avantajı sağlayabilmek için tek bir taşıma moduna bağımlı kalmamak gerekiyor: “Navlun piyasalarında öngörülebilirlik artmış olsa da, küresel riskler tamamen ortadan kalkmış değil. Bu nedenle alternatif hat planlaması ve multimodal çözümler, ihracatçının rekabet gücünü doğrudan etkiliyor.”
Dijitalleşme: Şeffaflık ve Operasyonel Hız
2026’da lojistik sektöründe fark yaratan başlıklardan biri de dijitalleşme olacak. Gerçek zamanlı yük takibi, otomatik dokümantasyon sistemleri, elektronik konşimento uygulamaları ve veri analitiği tabanlı kapasite planlaması; operasyonel süreçleri daha hızlı ve daha şeffaf hale getiriyor.
Forwarder firmalar için dijital altyapı yatırımları yalnızca operasyonel kolaylık değil; aynı zamanda müşteri deneyimi açısından da belirleyici bir unsur. İhracatçılar, yüklerinin nerede olduğunu anlık izlemek ve süreç hakkında proaktif bilgilendirilmek istiyor. Bu şeffaflık, özellikle zaman hassasiyeti yüksek sektörlerde büyük önem taşıyor.
Sürdürülebilirlik ve Yeşil Lojistik Baskısı
Avrupa pazarına ihracat yapan firmalar için 2026 yılında karbon düzenlemeleri daha belirleyici hale gelecek. Emisyon raporlaması, karbon ayak izi hesaplaması ve çevresel uyum kriterleri, lojistik planlamanın ayrılmaz bir parçası olacak. Bu gelişme, forwarder firmaların daha düşük emisyonlu taşıma alternatifleri sunmasını zorunlu kılıyor. Intermodal çözümler, yakıt verimliliği yüksek araçlar ve rota optimizasyonu; hem çevresel hem de maliyet avantajı sağlayan uygulamalar arasında yer alıyor. Sürdürülebilirlik yalnızca regülasyon gerekliliği değil; aynı zamanda kurumsal itibar ve rekabet avantajı unsuru olarak da öne çıkıyor.
Türkiye İçin 2026 İhracat Perspektifi
Türkiye’nin stratejik coğrafi konumu, güçlü üretim altyapısı ve genç iş gücü, 2026 ihracat hedefleri için önemli bir avantaj sunuyor. Ancak bu potansiyelin sürdürülebilir büyümeye dönüşmesi; lojistik altyapının güçlendirilmesi, sınır geçiş süreçlerinin hızlandırılması ve dijital entegrasyonun artırılmasıyla mümkün.
Forwarder firmalar, bu süreçte ihracatçı ile küresel pazar arasında köprü görevi görüyor. Operasyonel uzmanlık, güçlü uluslararası ağ ve risk yönetimi kapasitesi; Türkiye’nin dış ticaret performansında belirleyici rol oynayacak. Ali Demircan değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı: “2026, ihracatta planlı ve veri odaklı hareket eden firmaların yılı olacak. Forwarder olarak bizler, ihracatçılarımızın yalnızca yükünü değil, büyüme hedeflerini de taşıyoruz. Küresel ticaretin yön değiştirdiği 2026 yılında, forwarder perspektifi; öngörü, esneklik ve sürdürülebilirlik ekseninde şekilleniyor. Lanes Lojistik, güçlü operasyonel yapısı ve uluslararası bağlantılarıyla Türkiye’nin ihracat yolculuğunda stratejik çözüm ortağı olmaya devam ediyor.”
