28.09.2026 / 17:54

Halef R.  VAYIS

Zordur kaybedilene yeniden sahip olabilmek…

1980 yılında başlayan, git gide zorlaşarak ve sertleşerek yaşantımıza yerleştirilen vize, zamanla özgürlüğümüze vurulmuş pranga oluyor…

 

Tarih, 1970’li yılların ilk yarısından bir gün…

Yer, İstanbul-Sirkeci tren garının önü…

Murat 124 marka arabasının yanında dolanan adam bağırıyor: “Almanya, Almanya, Almanya…”

Arabasını dörtleyen yola çıkıyor. Arabanın yolcu sayısını tamamlaması bazen 2 saat sürüyor, bazense 2 gün. Hali hazırdaki üç kişinin, henüz gelmeyen dördüncünün ücretini paylaştığı zamanlar da oluyor. Hem böylesi daha rahat yolculuk da demek… Sonrasında istikamet Münih…

Şaka gibi… Ama değil.

Pasaportunu yanına alıp 100 Deutsche Mark’ı hazırlayan, kendini önce dolmuşa, sonra Almanya’ya atıyor.

1950’li yılların ikinci yarısından itibaren İstanbullunun hayatına giren minibüs ve taksi dolmuşların vardığı nokta, Almanya hattı…

Adına vize denen özgürlük kısıtlama uygulaması, henüz ortalarda yok. Almanya vize uygulamasına 1980 yılında başlıyor. Sonrasında diğer Avrupa ülkelerine sirayet ediyor. Birkaç yıl içinde ise dünyanın çoğu ülkesine, sadece vizeyle yolculuk yapılabilir hale geliniyor.

 

Körleşme…

Kullanmadığınız her duygu körelmeye mahkumdur. Vizeyle birlikte özgürlük duygumuza ket vuruluyor. Git gide zorlaşarak ve sertleşerek kafamızın içine iyice yerleştirilen vize, zamanla ayağımıza vurulmuş pranga oluyor.

Ve bugüne dek ayaklarımızdan çıkarılmıyor.

Beslenmesi önlenen özgürlük duygumuz, küçülüp yitiyor. Yüksek konut fonu, sonrasında yurtdışı harcı, yurtdışına seyahat kotası gibi uygulamalarla, kendi ülke politikalarımız da buna destek veriyor.

Körleştiriliyoruz.

Kendi dünyamıza kapatılıyoruz. Kendini gelişmiş addeden ülkelerin tahakkümüne uğruyoruz.

Ortak dillerin, ekonomilerin, zevklerin, bilimlerin, kaygıların, sevinçlerin oluştuğu günümüz dünyasında hala sürdürülüyor olması ise tamamen çağ dışı. Bu toplumun 46 yıldır, salt bu nedenle kaybettiklerini, kim, nasıl telafi eder?

Zordur kaybedilene yeniden sahip olabilmek…

 

twitter.com/halefrvayis 

 
YORUMLAR

Yazarın Diğer Yazıları

>> Verilen sözün yerine getirilmesi doğal şey olmalıdır! - 16.09.2026
>> Eskiden vazgeçmeyen, eskimiş midir? - 03.09.2026
>> Medya takibine ilgi ne zaman başladı? - 27.08.2026
>> Yenilik, kendine başköşede yer bulur... - 19.08.2026
>> Buhran olgunlaştırır… - 13.08.2026
Medyaloji Yazarları
Halef R.  VAYIS Neslihan KABAOĞLU Meltem AŞCİ Hüseyin MOVİT
Zordur kaybedilene yeniden sahip olabilmek…
Tüm Yazarlar