26.04.2023 / 11:21

Halef R.  VAYIS

Vizyon sahibi olmak üzerine…

Bir şeye ne kadar yakın, ne kadar içindeysek; o kadar uzak ve dışında mıyızdır acaba?

 

1899 yılında, Amerikan Patent Ajansı müdürü olan Duell, “yakın zamanda patent ofisinin kapatılması gerekecek, çünkü icat edilebilecek her şey icat edildi” demiş.

Buradan çıkarabileceğimiz çok şey var ama ikisi önemli.

Birincisi, devekuşu algısı (başını kuma soktuğunda saklandığını sanırmış ya). Her şeyiniz, kendinizi sıkıca kapattığınız sınırlı bir dünyadan ibaret olabilir yani. Nasrettin Hoca’ya “bir fil ağacın arkasına saklandığında ne olur" diye sormuşlar. “Görünür” demiş Hoca, aydınlık kafasıyla.

İkincisi ise, görevi itibariyle en geniş vizyona sahip olması gereken bir insanın, vizyon sahibi olmaktan uzak olmasının vehametini anlatır bize.

Bir şeye ne kadar yakın, ne kadar içindeysek; o kadar uzak ve dışında mıyız acaba?

Duell henüz bunu söylememişken; 1876 yılında, o dönemin ABD başkanı Rutherford Hayers, telefon denen cihazın tanıtımına katıldıktan sonra, “etkileyici bir icat, ancak kim bunlardan bir tanesini kullanmak ister ki?” diye görüş bildirmiş.

Hayers bugün yaşasa, kim bilir, belki de vizyonundan utanç duyardı.


Edison: “Sesli sinema, sessiz sinemanın yerini alamaz…”

Herkes, hepimiz vizyon sahibi olmak isteriz. Ama bu iki örnekten sonra, bunun pek de kolay olmadığını anladık sanırım.

Çok geniş hayal gücüne sahip olmakla ünlü, yüzlerce icadı olan, dünyanın en önemli mucitlerinden Edison’un, “Sesli sinema, sessiz sinemanın yerini alamayacak. Çünkü, sessiz sinemaya o kadar çok yatırım yapıldı ki, bu yatırımları silip atmak gülünç olur” yorumu, günümüz insanını hayretler içinde bırakmaz mı?

Üstelik bunu, 1913 yılında, birçok icadını gerçekleştirdikten sonra söylemiş.

Son örneği televizyon dünyasından vererek, vizyon konusunu kapatıyorum; vizyon sahibi olmak için hiç umudumuz kalmayacak çünkü.

1946 yılında 20th Century Fox Stüdyolarının başkanı olan Darryl Zanuck, “Televizyon, ilk altı aydan sonra herhangi bir pazar payı yakalayamayacaktır. İnsanlar, kısa zamanda akşamları tahta bir kutuya bakmaktan sıkılacaklardır” derken; işin önce CRT (tüplü) TV’lere, sonra LCD ve plazmalara, IP TV'lere, şimdilerde ise (kişisel TV’ler) Youtube’lara ulaşacağını hiç ama hiç düşünememiş, tahta kutularda kalacağını sanmış…

TV yayıncılığının oluşturduğu pazar payını hiç dile getirmiyorum bile…

 

twitter.com/halefrvayis 

 

 
YORUMLAR

Yazarın Diğer Yazıları

>> Bilgiyi olgunlaştıran görgüdür… - 20.06.2024
>> Aydınlatmanın karanlık yüzü: Kent Işıkları - 12.06.2024
>> Bir maymun anekdotu… - 05.06.2024
>> 1600 sayfalık gazete… - 30.05.2024
>> Biri köşeye çöp koysa, öteki insanlar orayı çöplüğe çeviriyor... - 22.05.2024
Medyaloji Yazarları
Halef R.  VAYIS Neslihan KABAOĞLU Meltem AŞCİ Hüseyin MOVİT
Bilgiyi olgunlaştıran görgüdür…
Tüm Yazarlar