29.07.2020 / 09:16

Halef R.  VAYIS

İnsan nereye koşuyor?

Huxley’e göre insanları kontrol etmek için Orwell’in sözünü ettiği Büyük Birader’e gerek yok. İnsanlar süreç içinde maruz kaldıkları baskıdan hoşlanmaya başlayacak ve düşünme yetilerini zayıflatan teknolojileri yüceltecek. Gerçekler ise önemsizleşecek…

 

Artık görünen o ki, tarihin gelinen noktasında, insanı ya da insanlığı denetleyecek güç, bunu teknoloji yoluyla yapacak.

İnsan özgürlüğünün sınırları, yaşamının yönü, gelişimi, sağlığı, eğitimi, iletişimi, eğlencesi, bundan böyle teknoloji üzerinden ilerleyecek.

Muhakkak ki, bu görüşe itirazı olanlar vardır; tartışılabilir…

Ancak biz şimdilik bu savda kalalım ve konuya ilk kafa yoranlardan Orwell ve Huxley’i hatırlayalım.

Distopik roman ve öykülere öncülük yapmış bu iki yazarın eserlerinde ortaya koydukları kurgu, günümüz dünyasıyla senkron edildiğinde, rastlantısal olmayan ilginç ayrıntılar taşıyor.

Aldous Huxley, kitabı ‘Cesur Yeni Dünya’yı 1932 yılında yazmış.

George Orwell’in kitabı ‘1984’ ise 1949’da yayınlanmış.

Onların, bugünlere dair kehanetleri şöyleydi…

 

Orwell’e göre, gerçekleri çarpıtma düzeni kurulacak...

Orwell, gelecekte totaliter ve merkezi tek partinin yönetiminde korku, propaganda ve beyin yıkama ile halkın ve hayatın manipüle edileceğini iddia ediyordu kitabında.

Ve “Büyük Birader” (big brother) ismini verdiği bir varlığın, insanın yaşamını kontrol edeceğini öne sürüyordu. Ona göre, gerçekler düzenli olarak çarpıtılacak; yanlış olan, insanlara doğruymuş gibi kabul ettirilecekti.

Yönetimi ele geçiren ve bırakmak istemeyen, sistemin ileri demokrasi savunucusu idarecilerinin, çeşitli yöntemlerle toplumdaki insanların yaşamlarını sürekli gözetleyecekleri, gerek gördükleri hallerde onları cezalandıracakları, istedikleri gibi yönlendirebilecekleri ve kendi kurdukları kurallara karşı çıkanları ise izole edecekleri görüşündeydi Orwell.

Günümüz teknolojisinin hayal bile edilmediği günlerdi, onun ‘1984’ isimli kitabı 1949 yılında okurlarıyla buluştuğunda…

 

Huxley: “Sisteme karşı koymak bir yana, insanlar iktidarın varlığını bile fark etmeyecekler”

Huxley’e göre ise insanları kontrol etmek için Büyük Birader’e gerek yoktu. İnsanlar süreç içinde maruz kaldıkları baskıdan hoşlanmaya başlayacak ve düşünme yetilerini zayıflatan teknolojileri yüceltecekti.

Ona göre, sisteme karşı koymak bir yana, insanlar iktidarın varlığını bile fark etmeyeceklerdi.

Yöntemi ve uygulaması farklı olsa da, aslında aynı sonucu anlatan kurgulardı bunlar. Ancak muhtemelen birbirini takip eden süreçlerden söz ediyorlardı yazarlar…

İnsanın, gelecekte özel hayatının kalmayacağı, kişiler arası sadakatin kaybolarak devlete karşı koşulsuz itaatle bağlanacağı, ortak noktalarıydı.

Yazarların diğer bir ortak yanı ise her ikisinin de İngiliz olmalarıydı.

 

İki görüşün yöntem ve uygulanma farkları…

“Televizyon Öldüren Eğlence” isimli kitabının önsözünde Amerikalı iletişim bilimci Neil Postman, yazarların kehanetlerini birbirleriyle karşılaştırmıştı. Ona göre:

Orwell’in uyarısı, dıştan dayatılan bir baskının bize boyun eğdireceği yönünde. Huxley’in görüşüne göre ise insanlar kendi rızalarıyla bu yola girecekler.

Orwell kitapları yasaklayacak olanlardan korkuyordu. Huxley’in korkusu ise kitapları yasaklamaya gerek duyulmayacağı, çünkü artık kitap okumak isteyecek kimsenin kalmayacağı şeklindeydi.

Orwell insanlığı enformasyonsuz bırakacak olanlardan; Huxley, insanın pasifliğe ve egoizme sürüklenecek kadar bilgi yağmuruna maruz kalacak olmasından ürküyordu.

Orwell gerçeklerin bizden gizleneceğini, Huxley ise gerçeğin biz insanlar için önemsizleşeceğini öngörüyordu.

Orwell insanların baskı altında ve zulümle denetleneceğini, Huxley kontrol mekanizmasının insanları hazza boğarak sağlanacağını iddia ediyordu.

                                                             ***

Teknoloji, emekleme dönemini aştı, hızla gelişmeye devam ediyor.

İngiliz yazarlar günümüzde yaşasaydı, haklı çıktıklarını mı düşünürler yoksa geçmişte yazdıklarının sadece bir distopyadan ibaret olduğuna mı karar verirlerdi acaba?

 

 https://twitter.com/halefrvayis

 
YORUMLAR

Yazarın Diğer Yazıları

>> Japon köpeğin hikayesi… - 30.09.2020
>> “Biri dünya, öteki karalama dünyası…” - 23.09.2020
>> Kitap ağır değil, siz hafifsiniz... - 16.09.2020
>> Sosyal medyaya karşı mücadele başlatanlar var… - 09.09.2020
>> Savaşı mümkün kılan, kaçınılmaz olduğuna inandırılmamız… - 02.09.2020
Medyaloji Yazarları
Halef R.  VAYIS Bülent BİRİCİK Neslihan KABAOĞLU Hüseyin MOVİT
Japon köpeğin hikayesi…
Tüm Yazarlar