08.03.2023 / 13:19

Halef R.  VAYIS

Hareket körlüğü…

Algılarımız, gündelik zihinsel ve ruhsal, bütün deneyimlerimizi şekillendirir. Ancak, hiç bir şey göründüğü gibi değildir aslında...

 

İçinde yaşadığımız dünya çeşitli uyaranlarla çevrili…

Kendimizi gündelik akışın herhangi bir anında dondursak, etrafımızı sarmış yüzlerce görüntü, ses, ışık, koku, hareket, temas uyaranlarını, belki havada asılı bir şekilde daha iyi fark ederiz.

Özel bir koşul olmadığı sürece bu uyaranlara tepki olarak, içinde bulunduğumuz duruma uygun hareketler yapar ve davranmaya çalışırız.

Ancak şöyle örnekler de var:

“Çoğu bakımdan görmesi normaldi. Nesnelerin şeklini tanımlayabiliyor, insanları tanıyabiliyor ve kitap okuyabiliyordu.

Fakat giden bir arabaya veya koşan bir kişiye baktığında, düzgün ve sürekli bir hareket izlenimi yerine ardışık olarak gelen statik fotoğraf kareleri gibi yansımalar görüyordu.

Caddede karşıdan karşıya geçmeye korkuyordu, çünkü karşıdan gelen bir aracın şeklini, rengini ve hatta plakasını görebildiği halde hızını kestiremiyordu. Biriyle karşılıklı konuşmanın telefonda konuşmak gibi olduğunu söylüyordu, çünkü konuşma sırasında değişen yüz mimiklerini ve ifadeleri göremiyordu.

Bir fincan kahve koymak bile büyük sıkıntıydı, çünkü sıvı kaçınılmaz şekilde taşıp yere dökülüyordu. Ne zaman yavaşlaması gerektiğini bilemiyor, kahve cezvesinin açısını zamanında değiştiremiyordu. Çünkü sıvının fincan içinde ne hızla yükseldiğini tahmin edemiyordu.”

Bu tanımlama, beyninin orta bölgesi çift taraflı hasar gördüğü için “hareket körlüğü” şikâyeti olan Ingrid isimli hastayı anlatan Ramachandran’a ait.

Ingrid’in yaşamak zorunda olduğu bu durumdan çeşitli sonuçlar çıkarmak mümkün.

Görme sürecinin karmaşıklığını, beynin bir bütün olarak ve eşgüdümlü çalıştığını, beyin hasarıyla yaşamanın güçlüklerini çıkarmak gibi mesela...

Duyumlarımız ve algılarımız, gündelik, zihinsel ve ruhsal, bütün deneyimlerimizi şekillendirir.

Çevremizde bulunan yüzlerce uyaran, çeşitli süreçlerden geçerek düşüncelerimizin, duygularımızın ve eylemlerimizin biçimlendiricisi ve yönlendiricisi olurlar.

Uyaranlar, beş duyumuz tarafından algılanır, sonra bunlara göre düşünür ve davranırız.

Ancak elbette, hiç bir şey göründüğü gibi değildir aslında.

 

Algı yoluyla manipülasyon…

“Kitlesel propaganda büyük yalandır; bana vicdansız bir basın verin, size uyutulmuş bir halk vereyim” der, gelmiş geçmiş en büyük manipülasyon ustası, Joseph Göbbels.

Hitler döneminin propaganda bakanı Göbbels…

Kendi zamanında bunu pratikte de gerçekleştirmiştir.

Psikolojik manipülasyonla kişi, algı kuşatması altına girer ve kişinin inisiyatifi zaman içinde kayba uğrar.

Dezenformasyon, kavram bulanıklığı, yalan haberler, kültürel formasyonlar ve korku, kişinin özgür düşünmesini ve özgür davranışını yok ederek kitle psikolojisi içinde eritir.

Çoğunlukla kişi farkında olmadan, düşünmesi ve davranması istenen değişikliğe doğru yol alır, çeşitli kanaat değişiklikleri gösterir.

Ona yöneltilen psikolojik savaşa karşı tedbirsiz ve korunmasızdır çünkü…

Ingrid’in fiziksel hasar kaynaklı hareket körlüğü sonucu yaşadığı algısal karışıklık, günümüz toplumları için de pek yabancı değil aslında.

Aradaki fark, bilerek yaşanıp yaşanmadığıdır belki…

 

twitter.com/halefrvayis 

 

 
YORUMLAR

Yazarın Diğer Yazıları

>> Balina üzerinde seyahat eden kedi misali... - 28.02.2024
>> 10 yaşın cesareti… - 21.02.2024
>> Basitlik ve değişim üzerine… - 14.02.2024
>> Tüketerek mutluluğu arama çabası… - 07.02.2024
>> Tek gözlü, yamuk gözlüklü gazetecilikler… - 01.02.2024
Medyaloji Yazarları
Halef R.  VAYIS Neslihan KABAOĞLU Meltem AŞCİ Hüseyin MOVİT
Balina üzerinde seyahat eden kedi misali...
Tüm Yazarlar