19.10.2022 / 11:10

Halef R.  VAYIS

Gazetecilik zor mu, imkansız mı?

Gazeteci adayları fakülteden mezun oluyor, çok azı iş bulabiliyor. Şansı ve çevresi olup da, bu mesleğe başlayanların çoğu, iş yaşamı boyunca ekonomik sorunlarla uğraşıyor.

 

Hep tartışılır: “Gazeteci, önce insan mıdır yoksa önce gazeteci mi?“

Görece bir soru, görece cevaplar barındırır.

Ancak Türk gazetecisi için tercih, hiç kolay değil. Türkiye’nin içinde bulunduğu ayrışma, kutuplaşma, yanlaşma, çeşitlenme ya da adına ne derseniz; içinden geçilen dönem, Türk gazetecisinin işini zor kılıyor.

Üstelik mesleği ile ilgili birçok sorunla da karşı karşıya…

Gazeteci adayları fakülteden mezun oluyor, çok azı iş bulabiliyor. Şansı ve çevresi olup da, bu mesleğe başlayanların çoğu, iş yaşamı boyunca ekonomik sorunlarla uğraşıyor. Pek çoğu, Halkla İlişkiler alanına veya başka sektörlere transfer oluyor.

Mesleğin saygınlığı ise azalmış durumda. Gazetecilik, çok değil, on yıl öncesine kadar kıymet arz ederken; günümüzde ise itilip kakılan, ona duyulan güvenin azaldığı hatta kaybolduğu bir zaman dilimini yaşıyor.

Gazeteciliğin varlık nedenleri…

Gazeteciliğin varlık nedenini oluşturan, hepimizin bildiği ana unsurlar vardır. Bunları burada yazmaya gerek var mı bilmem. Hadi bir kuple hatırlatalım:

Haber üretmek… İnsana sahip çıkmak… Toplumun ihtiyaçlarını ortaya koymak... Bilgilendirmek… Bilinç yükseltmek… Sivil toplum kuruluşlarına destek olmak… Vatandaşın kendini ifade etmesine aracı olmak… Toplumsal iletişime destek sağlamak… vs…

Başka bir meslek grubunun üstlenemeyeceği bu görevleri, ancak fikri özgürlükler ve belli ekonomik imkanlar çerçevesinde, doğru şekilde yerine getirebilir gazeteci.

Basın hakkında en acımasız özeleştirilerden birini, bir buçuk asır kadar önce Amerikalı gazeteci John Swinton yapmış. Acımasız olduğu kadar, gözü kara ve kararlı bir şekilde, zihinlere kazıyarak…

 

Hikaye şöyle:

John Swinton, 1880'lerde New York Times'ta yazıyor. Gazetenin bir iş adamı tarafından satın alınmasından sonra düzenlenen toplantıda; davetli gazeteciler, özgür basının onuruna kadeh kaldırmak üzere kürsüye çağırıyorlar onu. Swinton elindeki kadehiyle kürsüye çıkıyor.  

Ve tarihi cümleler dökülüyor ağzından...
"Dünya tarihinin şu anına dek, Amerika'da ‘bağımsız, özgür basın’ diye bir şey olmamıştır.  Bunu siz de biliyorsunuz ben de..." diye başlıyor sözlerine.

"Hiçbiriniz düşündüklerinizi olduğu gibi yazmaya cesaret edemezsiniz. Bunu yapmaya kalktığınızda, yazdıklarınızın önceden basılmayacağını bilirsiniz çünkü. Çalıştığım gazete bana düşüncelerimi özgürce yazmam için değil, tersine, yazmamam için ücret ödüyor.

Düşüncelerini açıkça yazacak kadar salak olan herhangi biri, sokakta başka bir iş arıyor olacaktır. Çalıştığım gazetemin herhangi bir sayısında, düşüncelerimi apaçık yazmak için kendime izin verseydim, 24 saat dolmadan işimden atılırdım.

Gazetecilerin işi; kendi gündelik ekmeği uğruna, gerçeği yok etmek, düpedüz yalan söylemek, saptırmak, kötülemek, servet sahiplerine ve iktidara dalkavukluk etmektir. Bunu siz de biliyorsunuz, ben de...

 Öyleyse şimdi burada ‘bağımsız, özgür basının şerefine kadeh kaldırmak saçmalığı da nereden çıktı?

Bizler, entellektüel fahişeleriz. Yeteneklerimiz, olanaklarımız ve yaşamlarımız; hepsi başkalarının malı.”

Swinton, konuşmasının ardından toplantıyı şaşkın bakışlar arasında terk etmiş.

Sonrasında ise gazetesinden istifa ederek ve kimseden para almaksızın "John Swinton's Paper" diye tek yapraklı bir gazete çıkartmaya başlamış…

 

twitter.com/halefrvayis

 
YORUMLAR

Yazarın Diğer Yazıları

>> İki kişiyi döndürür bir kişiye… - 23.11.2022
>> Türk basınında ilk ekonomi sayfasının hikayesi… - 16.11.2022
>> Haberdar olmak, doğru algılamaktan geçiyor… - 09.11.2022
>> “Hayalleriniz paranızdan çok olduğu sürece gençsiniz” - 02.11.2022
>> Enformasyon denetimi ile dünya aynılaşıyor… - 26.10.2022
Medyaloji Yazarları
Halef R.  VAYIS Hüseyin MOVİT Neslihan KABAOĞLU Bülent BİRİCİK
İki kişiyi döndürür bir kişiye…
Tüm Yazarlar