Saat: 14:29
Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Özkan Demirhan, kış aylarında akciğer ameliyatı geçiren hastaları ilgilendiren önemli açıklamalarda bulundu.
Akciğer kanseri ameliyatı geçiren hastalar için kış ayları, iyileşme sürecinin daha dikkatli yönetilmesi gereken bir dönem olarak öne çıkıyor. Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Özkan Demirhan, soğuk hava, düşük nem, kapalı ortamlarda geçirilen sürenin artması ve enfeksiyon riskinin yükselmesi nedeniyle bu hasta grubunun kış boyunca daha hassas olduğunu söyledi. Demirhan, hastalarının alabilecekleri pratik önlemleri de sıraladı.
Soğuk hava solunumu zorlaştırabiliyor
Prof. Dr. Demirhan soğuk hava faktörüne dikkat çekerek, “Soğuk hava solunum yollarında daralmaya yol açarak nefes almayı zorlaştırabiliyor. Özellikle ameliyat sonrası dönemde akciğer kapasitesi ve solunum fonksiyonları henüz tam toparlanmamış hastalarda bu durum daha belirgin hissediliyor. Kuru hava da solunum yollarını tahriş ederek öksürük, balgam artışı ve rahatsızlık hissine neden olabiliyor. Bu nedenle ameliyat sonrası hastaların soğuk havaya karşı korunmaları ve solunum yollarını tahriş edebilecek faktörlerden uzak durmaları öneriliyor.” Dedi.
Kış enfeksiyonları iyileşme sürecini zorlaştırabilir
Kış aylarında grip, influenza ve zatürre gibi solunum yolu enfeksiyonlarının daha sık görüldüğünü belirten Demirhan, ameliyat sonrası bağışıklık sisteminin daha kırılgan hale gelen hastalarda bu enfeksiyonların iyileşmeyi geciktirebildiğini söyleyerek, “Bu enfeksiyonlar akciğer fonksiyonlarını daha da zayıflatabilir. Bazı hastalarda zatürre gelişebilir ve bu durum yeniden hastaneye yatışı gerektirebilir. Bu nedenle özellikle ameliyatın erken döneminde hastaların enfeksiyon riskine karşı korunması büyük önem taşıyor.” Şeklinde konuştu.
Aşı ve hijyen önlemleri büyük önem taşıyor
Enfeksiyonlardan korunmada aşının önemli bir rol oynadığını belirten Prof. Dr. Özkan Demirhan, “Grip aşısının her yıl düzenli yapılması gerekiyor. Zatürre aşısının ise hastanın yaşı, ek hastalıkları ve genel risk durumuna göre doktor değerlendirmesiyle planlanması doğru olacaktır. Ayrıca ellerin sık yıkanması, kapalı alanların düzenli havalandırılması, kalabalık ortamlarda maske kullanılması ve hasta kişilerle yakın temastan kaçınılması da enfeksiyon riskini azaltan temel önlemler arasında yer alıyor.” İfadelerini kullandı.
Maske kullanımı çift yönlü koruma sağlayabilir
Maske kullanımının bu dönemde yalnızca enfeksiyonlara karşı değil, soğuk ve kuru havanın solunum yolları üzerindeki olumsuz etkilerine karşı da koruyucu olabileceğini belirten Demirhan, günlük kullanımda cerrahi maskelerin tercih edilebileceğini söyledi. Daha riskli ortamlarda ise N95 gibi yüksek filtreleme kapasitesine sahip maskelerin ek koruma sağlayabileceğini ifade etti. Demirhan ayrıca maskelerin kullanıldıktan sonra mutlaka sık sık değiştirilmesi gerektiğinin de altını çizdi.
Bağışıklık için dengeli beslenme şart
Beslenmenin bağışıklık sisteminin güçlenmesinde önemli rol oynadığını vurgulayan Prof. Dr. Demirhan, kış aylarında C vitamini, D vitamini, çinko ve omega-3 yönünden zengin bir beslenme düzeninin önemine dikkat çekti. Yoğurt ve kefir gibi probiyotik içeren gıdaların da bağışıklık sistemine katkı sağlayabileceğini belirten Demirhan, vitamin ve gıda takviyelerinin ise mutlaka doktor önerisiyle kullanılması gerektiğini söyledi.
Ev ortamının sıcaklığı ve nemi önemli
Ameliyat sonrası dönemde ev ortamının da uygun koşullarda olması gerektiğini belirten Demirhan, oda sıcaklığının genellikle 20–22 derece, nem oranının ise yüzde 30–50 arasında tutulmasının solunum sağlığı açısından uygun olduğunu ifade etti. Çok kuru havanın solunum yollarını tahriş edebileceğini, aşırı nemin ise küf ve alerjen oluşumunu artırabileceğini de sözlerine ekledi.
Egzersiz ve nefes çalışmaları iyileşmeyi destekler
Ameliyat sonrası dönemde tamamen hareketsiz kalmanın doğru olmadığını söyleyen Prof. Dr. Özkan Demirhan, doktor kontrolünde yapılan hafif egzersizlerin iyileşme sürecini destekleyebileceğini belirterek, “Kısa yürüyüşler ve nefes egzersizleri akciğer kapasitesinin korunmasına yardımcı olabilir. Ancak egzersizlerin kişinin sağlık durumuna göre planlanması ve aşamalı olarak artırılması gerekir.” Vurgusunu yaptı.
Erken tanı hayat kurtarıyor
Akciğer kanserinde erken tanının hayati önem taşıdığını hatırlatan Prof. Dr. Özkan Demirhan, özellikle 40 yaş üzerindeki kişilerde bazı belirtilerin ciddiye alınması gerektiğini söyledi.
Geçmeyen öksürük, nefes darlığı, kanlı balgam, açıklanamayan kilo kaybı, ses kısıklığı ve tekrarlayan göğüs enfeksiyonları gibi belirtilerin ihmal edilmemesi gerektiğini belirten Demirhan, bu tür durumlarda gecikmeden uzman değerlendirmesine başvurulmasının erken teşhis açısından kritik olduğunu ifade etti.
