24.06.2020 / 11:43

Halef R.  VAYIS

Vizyon sahibi olmak üzerine…

Nasrettin Hoca’ya “bir fil ağacın arkasına saklandığında ne olur" diye sormuşlar. “Görünür” demiş Hoca, aydınlık kafasıyla…

 

1899 yılında, Amerikan Patent Ajansı müdürü olan Duell, “yakın zamanda patent ofisinin kapatılması gerekecek, çünkü icat edilebilecek her şey icat edildi” demiş.

Buradan çıkarabileceğimiz çok şey var ama ikisi önemli…

Birincisi, devekuşu algısı…

Her şeyiniz, kendinizi sıkıca kapattığınız sınırlı bir dünyadan ibaret olabilir yani.

İkincisi ise, görevi itibariyle en geniş vizyona sahip olması gereken bir insanın, vizyon sahibi olmaktan bu denli uzak olmasının vehameti…

Bir şeye ne kadar yakın, ne kadar içindeysek; o kadar uzak ve dışında mıyızdır acaba?

1876 yılında, dönemin ABD başkanı Rutherford Hayers, telefon denen cihazın tanıtımına katıldıktan sonra, “etkileyici bir icat, ancak kim bunlardan bir tanesini kullanmak ister ki?” diye görüş bildirmiş.

Hayers bugün yaşasa, kim bilir, belki de vizyonundan utanç duyardı.

 

Nasrettin Hoca’ya “bir fil ağacın arkasına saklandığında ne olur" diye sormuşlar.

“Görünür” demiş Hoca, aydınlık kafasıyla.

Herkes, hepimiz vizyon sahibi olmak isteriz. Ama yukarıdaki iki örnekten sonra, bunun pek de kolay olmadığını anladık sanırım.

Çok geniş hayal gücüne sahip olmakla ünlü, yüzlerce icadı olan, dünyanın en önemli mucitlerinden Edison’un, “Sesli sinema, sessiz sinemanın yerini alamayacak. Çünkü, sessiz sinemaya o kadar çok yatırım yapıldı ki, bu yatırımları silip atmak gülünç olur” yorumu, günümüz insanını hayretler içinde bırakmaz mı?

Üstelik bunu, 1913 yılında, birçok icadını gerçekleştirdikten sonra söylemiş.

Son örneği televizyon dünyasından vererek, vizyon konusunu kapatıyorum; vizyon sahibi olmak için umudumuz kalmayacak çünkü.

1946 yılında 20th Century Fox Stüdyolarının başkanı olan Darryl Zanuck, “Televizyon, ilk altı aydan sonra herhangi bir pazar payı yakalayamayacaktır. İnsanlar, kısa zamanda akşamları tahta bir kutuya bakmaktan sıkılacaklardır” derken; işin önce CRT (tüplü) TV’lere, sonra LCD ve plazmalara, şimdilerde ise IP TV'lere ulaşacağını hiç ama hiç düşünememiş, tahta kutularda kalacağını sanmış.

TV yayıncılığının geldiği boyutu, oluşturduğu pazarı ve toplumlar üzerindeki etkisini, şimdilerde görebilseydi, ne hissederdi acaba?

Bakalım, şu pandemi sürecinin sonrasında teknoloji ve teknolojinin insan hayatındaki etkisi nerelere varacak?

Vizyon sahiplerini sahneye alalım…

 

twitter.com/halefrvayis

 
YORUMLAR

Yazarın Diğer Yazıları

>> Beynimiz ayaklarımıza inecek… - 01.07.2020
>> Sosyal medyanın yaşantımıza yansımaları… - 17.06.2020
>> İnsanlık tarihi 4 gram DNA’ya sığıyor… - 10.06.2020
>> Alışılan yönetme yöntemlerini sorgulama zamanı… - 03.06.2020
>> 2050 yılına gelindiğinde… - 27.05.2020
Medyaloji Yazarları
Halef R.  VAYIS Bülent BİRİCİK Hüseyin MOVİT Neslihan KABAOĞLU
Beynimiz ayaklarımıza inecek…
Tüm Yazarlar