14.07.2021 / 11:46

Halef R.  VAYIS

Türkiye’den bir sponsorluk hikayesi…

Üretken ve çalışkan insan, eşekli kütüphaneci Mustafa Güzelgöz ve eşeğinin hikayesi…

 

Yıl 1943. Genç Mustafa’nın tayini, kütüphaneci olarak Ürgüp Tahsin Ağa Kütüphanesi’ne çıkar. Devlet memurluğu o dönemde en çok talep gören iştir, özel sektör henüz gelişmemiştir.

Mustafa görevine başlar ve heyecanla okurları bekler. Bir gün olur, beş gün olur, gelen giden yok. Etraftakilerle konuşur, herkese anlatır: “Bakın kütüphane bomboş duruyor, gelin kitap okuyun.”

Gelen giden olmaz. Amirlerine durumu bildirir.
 - Kardeşim otur oturduğun yerde, maaşını düzenli alıyon mu, almıyon mu?
 - Alıyorum.
 - Eee, o zaman ne karıştırıyon ortalığı, gelen giden olsa maaşın mı artacak? Başına bela mı alacan, o kütüphaneye yıllardır kimse gelmez zaten.

Yapanlarla izleyenler arasındaki fark...

23 yaşındaki genç memur “ne yapayım, ne edeyim?” diye düşünür durur. Sonunda aklına bir fikir gelir, eşiyle paylaşır. Eşi önce “deli misin bey?” der, ama kocasının toplum için bir şeyler üretme,  işe yarama çabasını görünce, fikri kabullenir.

O dönem devletteki amirlerinin çıkardığı tüm engellerin, tek tek, bin bir güçlükle üstesinden gelir. Çünkü o zaman, “aman bir şey yapmayalım da başımıza bir iş gelmesin, çalışsan da aynı maaş, çalışmasan da…“ zihniyeti vardır.

Bürokratları zorlukla ikna eder ve bir eşek satın alır. İki tane de sandık yaptırır. İki sandığa, kalınlığına göre 180-200 kitap sığar. Sandıkların üstüne “Kitap İare Sandığı” (ödünç kitap sandığı) yazar. Kitapları eşeğe yükler ve köy köy gezmeye koyulur.

Kütüphaneye de bir yazı asar: “Sadece Pazartesi ve Cuma günleri açıyoruz.”

Köydeki çocuklar şaşırır. Eşeğe bir sürü kitap yüklemiş bir amca, o gariban çocukların küçücük ellerine kitapları verir: “Çocuklar bunları okuyun, aranızda da değişin. On beş gün sonra aynı gün gelip alacağım. Aman yıpratmayın, diğer köylerdeki arkadaşlarınız da okuyacak” der.

Mustafa artık Ürgüp’teki kütüphanede bir iki gün durmakta, diğer günler eşeği Yüksel ile köy köy gezmektedir. Köylerdeki çocuklar eşekli kütüphaneciyi her seferinde alkışlarla karşılar. Kalpleri heyecandan küt küt atar, sevinç içinde yeni kitapları beklerler.

Mustafa Amca‘nın ünü etrafa yayılır.

Türkiye’de ilk sponsorluk faaliyetlerinden biri…

Çoğu devlet memuru, makam odasında oturup iş yapmazken, Mustafa amcanın mesai arkadaşı Yüksel, yediği otu fazlasıyla hak eder.

Zamanla insanlar kütüphaneye de gelmeye başlar. Mustafa Bey bakar ki, kütüphaneye kadınlar hiç gelmiyor, dikiş makinesi üreticileri Zenith ve Singer’e mektuplar yazar:

“Bana dikiş makinesi yollayın, firmanızın adını kütüphanenin girişine kocaman yazayım“ der.

Zenith dokuz adet, Singer bir adet dikiş makinesi yollar.

Bu, Türkiye’deki ilk sponsorluk faaliyetlerinden biridir. Salı günlerini "kadınlar günü" yapar. Kumaşı alan kadın, kütüphaneye koşar. On makine yetmediği için sıra oluşur. Sırada bekleyen kadınların eline birer kitap verir, beklerken okusunlar diye. Okuma-yazma oranının düşüklüğünü görünce, halkevlerine okuma yazma kursları vermeye gider. Halıcılık kursları başlatır, bölgede halıcılığı canlandırır.

Bu arada valilik, “kendi görev tanımı dışında davranıyor” diye Mustafa Bey hakkında dava açar. O sıralar elli yaşına gelen Mustafa Amca baskıyla emekli edilir.

Mustafa Amca köylüler arasında efsane olur, yıllar geçtikçe köylerdeki çocuklarda okuma aşkı yerleşir.

2005 yılında hayata gözlerini yumar.

Tüm Kapadokya bölgesi çok üzülür, aralarında toplanırlar. Ürgüp’e eşekli kütüphaneci Mustafa Güzelgöz ve eşeğinin heykelini dikerler.

 

 

twitter.com/halefrvayis

 
YORUMLAR

Yazarın Diğer Yazıları

>> Sipariş sorular ve haberlerle gazetecilik olur mu? - 04.08.2021
>> Türk basın tarihine kısa bir yolculuk… - 28.07.2021
>> Temcit Pilavı… - 21.07.2021
>> Tüketerek mutluluğu arama çabası… - 07.07.2021
>> Nefret söylemine yataklık yapan sosyal ağlar… - 30.06.2021
Medyaloji Yazarları
Halef R.  VAYIS Hüseyin MOVİT Neslihan KABAOĞLU Bülent BİRİCİK
Sipariş sorular ve haberlerle gazetecilik olur mu?
Tüm Yazarlar