13.05.2026 / 13:37

Halef R.  VAYIS

Tek uygarlığa doğru yol alırken…

Kendini sürekli yenileyen dünyada, üstlenilen roller, konumlar ve sıfatlar da mütemadiyen yenileniyor. Yaşanan süreçte toplumlar birbirinin kopyası haline geliyor. Bildiğimiz dünya sona ererken, yeni bir yaşam biçimi gelişiyor…

 

Bir gerçek var ki, farklı toplumların kendi uygarlıklarını oluşturması, bin yıllarca süren uzun zaman dilimlerini gerektirdi.

Üstünde bulunulan coğrafya ve asırlarca devam eden yaşamsal şartlar, her toplumun kendi özgünlüğünü, dilini, kültürünü, karakteristiğini ortaya çıkardı. Toplulukları biçimlendirdi.

Günümüzde ise değişimler, sadece birkaç on yıl gibi kısa zaman dilimleri içerisinde ve tüm insanları içine alarak gerçekleşiyor.

Ülkeler her geçen gün birbirine daha benzer hale gelirken, “uygarlık çeşitliliği” yerini “tek uygarlılığa” bırakıyor.

Çok değil, bundan 15 yıl önce yaşantımıza gireceklerini hayal edemediğimiz teknolojik yenilikler, bizi birer birer esir ediyor, hayatlarımızı değiştiriyor.

Kendini sürekli yenileyen dünyada, üstlenilen roller, konumlar ve sıfatlar da mütemadiyen yenileniyor.

Yaşanan süreçte toplumlar birbirinin kopyası haline geliyor.

 

“Gözümle görüyorum, kulağımla duyuyorum ama inanmıyorum” dönemi başladı…

Zannımca birkaç on yıl sonra, Kanada’da, Tunus’ta, Özbekistan’da, Çin’de, Meksika’da, Libya’da, Polonya’da, İran’da, Macaristan’da, Hindistan’da, Almanya’da, Sudan’da, Azerbaycan’da ya da Avustralya’da yaşayan insanların yaşam tarzları, eğitim düzeyleri ve eğlence anlayışları aynılaşacak.

Bir de nur topu gibi “yapay zeka”mız var tabi…

Bildiğimiz dünyayı sona erdirirken, yeni bir hayat biçimini başlatan…

Artık kendi gözümüzle gördüğümüze, kulağımızla duyduğumuza inanmadığımız, şüphe duyacağımız bir döneme giriyoruz.

Birçok sürpriz ve yeni alışkanlıklar da bizleri bekliyor…

 

Dünya tek pazara dönüştü mü?

Fransız yazar Emile Zola, 19. Yüzyılda ‘gazete’yi şu ifadeyle tanımlamıştı: “Gazete, insanların hayatlarını bağırarak anlatır ve ülkenin ayakta olduğunun habercisidir.”

Bu tanımlamanın üzerinden bir asırdan fazla zaman geçti.

Bir başka Fransız yazar Guy Deport, 1967 yılında kaleme aldığı “Gösteri Toplumu” adlı kitabında, kapitalizmle şekillenen tüketim ilişkilerinin, ülke ve ideoloji ayrımı yapmaksızın bir gösteri biçimi yarattığını ve bu durumun kaçınılmaz olarak dünyanın tek bir pazara dönüşmesiyle sonuçlanacağını iddia etti.

Bu öngörünün üzerinden de elli dokuz yıl geçti.

Guy Deport haklı çıktı mı, tüketim ilişkileri yeknesak gösteri biçimi yarattı mı,  dünya tek pazara dönüştü mü, medya bundan payına düşeni aldı mı, bunları yorumunuza bırakıyorum.

Ancak yeni teknolojilerin, dijital ve sosyal medyanın, Deport’un öngörüsüne katkı sağladığı kesin…

Belki de bundan böyle insanların hayatlarını, “kişisel gazeteler” bağırarak anlatmaya çabalayacak ve insanların ayakta olduğunu, onlar haber verecektir…

 

twitter.com/halefrvayis

 
YORUMLAR

Yazarın Diğer Yazıları

>> İnsan nereye koşuyor? - 06.05.2026
>> Gazetecilik zor mu, imkansız mı? - 29.04.2026
>> Okunan gazeteden bakılan gazeteye geçişin kısa tarihçesi… - 18.04.2026
>> Bozukluk gören gözde… - 09.04.2026
>> Çalıştıkça fakirleşmek (working poor)… - 25.03.2026
Medyaloji Yazarları
Halef R.  VAYIS Neslihan KABAOĞLU Meltem AŞCİ Hüseyin MOVİT
Tek uygarlığa doğru yol alırken…
Tüm Yazarlar