04.08.2021 / 11:46

Halef R.  VAYIS

Sipariş sorular ve haberlerle gazetecilik olur mu?

John Swinton, 1880'lerde New York Times'ta yazıyor… Gazetenin bir iş adamı tarafından satın alınmasının ardından düzenlenen toplantıda; davetli gazeteciler, özgür basının onuruna kadeh kaldırmak üzere kürsüye çağırıyorlar onu…

 

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, bir duyuruda bulunmuştu:

Siyasilere veya şirketlere, kendilerinin istediği ısmarlama sorular sorulabilmesi endişe vericidir. Meslek ilkeleri ve çağdaş demokrasi anlayışı açısından kabul edilemez.”

Bu açıklama, Amerikalı gazeteci John Swinton’un yaklaşık yüz kırk yıl önce yaptığı, adeta show niteliğindeki gösteriyi getirdi aklımıza. Hatırlamanın sırasıdır deyip, öyküyü yazıya ekliyorum…

John Swinton, 1880'lerde New York Times'ta yazıyor. Gazetenin bir iş adamı tarafından satın alınmasının ardından düzenlenen toplantıda; davetli gazeteciler, özgür basının onuruna kadeh kaldırmak üzere kürsüye çağırıyorlar onu. Swinton elinde kadehiyle kürsüye çıkıyor ve söze başlıyor: 

"Dünya tarihinin şu anına dek, Amerika'da ‘bağımsız, özgür basın’ diye bir şey olmamıştır.  Bunu siz de biliyorsunuz ben de...

Hiçbiriniz düşündüklerinizi olduğu gibi yazmaya cesaret edemezsiniz. Bunu yapmaya kalktığınızda, yazdıklarınızın önceden basılmayacağını bilirsiniz çünkü; çalıştığım gazete bana düşüncelerimi özgürce yazmam için değil, tersine, yazmamam için ücret ödüyor.

Düşüncelerini açıkça yazacak kadar salak olan herhangi biri, sokakta başka bir iş arıyor olacaktır. Çalıştığım gazetemin herhangi bir sayısında, düşüncelerimi apaçık yazmak için kendime izin verseydim, 24 saat dolmadan işimden atılırdım.

Gazetecilerin işi; kendi gündelik ekmeği uğruna, gerçeği yok etmek, düpedüz yalan söylemek, saptırmak, kötülemek, servet sahiplerine ve iktidara dalkavukluk etmektir. Bunu siz de biliyorsunuz, ben de...

Öyleyse şimdi burada bağımsız, özgür basının ‘şerefine’ kadeh kaldırmak saçmalığı da nereden çıktı ?

Bizler, entellektüel fahişeleriz. Yeteneklerimiz, olanaklarımız ve yaşamlarımız; hepsi başkalarının malı.”

Swinton, toplantıyı şaşkın bakışlar arasında terk eder.

Sonrasında gazeteden istifa ederek ve kimseden para almaksızın "John Swinton's Paper" diye tek yapraklı bir gazete çıkarmaya başlar…

 

Gazeteci ne yazmalı, ne yazmamalı…

Zeynep Kamil Hastanesi’nde görevli bir sıra düzenleme memurunun, hastayı azarlamasını veya hamile bir kadını hasta(!) diye nitelendirmesini, yazmalı mıdır gazeteci mesela?

KPSS gibi belirsizliklerle dolu bir organizasyonda, olup bitenleri araştırmalı, yazılarında yer vermeli, konunun üstüne gitmeli midir?

Bankaların kredi kartına yıllık ücret tahsil edip, müşteri “öyleyse banka kartımı iptal edin” dediğinde, bankanın parayı her seferinde iade etmesini ve bunu her yıl tekrarlamasını, haber kabul etmeli midir gazeteci?

Kendi evinin önüne arabasını park eden vatandaştan para talep eden İSPARK görevlilerinden söz etmek, haber değeri taşır mı?

Ağacın, bitkinin, doğanın, böceğin börtünün, hayvanın, ekolojik dengenin varlığını; kısaca yaşam alanını, insanın kişisel ekonomik çıkarları uğruna yok etme zihniyetini konu edinmeli midir gazeteci?

Veya maaşını alırken, neredeyse yarısını vergi olarak ödeyen bir çalışanın, sonrasında telefon faturasından akaryakıta, giyimden beyaz eşyaya, tekrar tekrar vergilendirilmesi; kalan maaşının, önemli miktarını yine KDV, özel tüketim, iletişim gibi vergilere ayırması, ne kadar yazılacak bir meseledir?

Bu ve buna benzer birçok şeyi yazmalı mıdır gazeteci?

Yazsa, işe yarar mı?

Böyle birçok tutarsızlıkların sahibi olan bir toplumun, medyasının tutarlı olmasını beklemek, başlı başına hayalcilik midir?

 

twitter.com/halefrvayis

 
YORUMLAR

Yazarın Diğer Yazıları

>> Ata çatlayana kadar yem vermek… - 15.09.2021
>> Keçi kuyruk indirdiğinde yağmur gelir... - 08.09.2021
>> Önemli olan sistem midir? - 01.09.2021
>> 2050 yılına gelindiğinde… - 25.08.2021
>> Elimizin boyanmasıyla ikna oluruz… - 18.08.2021
Medyaloji Yazarları
Halef R.  VAYIS Hüseyin MOVİT Neslihan KABAOĞLU Bülent BİRİCİK
Ata çatlayana kadar yem vermek…
Tüm Yazarlar