18.10.2023 / 11:58

Halef R.  VAYIS

Partiler üstü politikayı, toplumsal hayatımıza yerleştirmenin vaktidir…

Siyasetle uğraşmak, güce giden en kolay ve kestirme yoldur. Uzman veya yüksek öğrenim görmüş olmanız da gerekmez…

 

Kimi zaman bazı dostlarım, niçin politikaya girmediğimi sorarlar. Başarı elde etmiş iş adamları, sanırım zaman zaman bu soruyla karşılaşır.

Girmedim, çünkü iş adamı olmak başka, politikacı olmak başka şeydir. Başarılı bir iş insanı olmanın gerekleri ile başarılı politikacı olmanın gerekleri birbirinden farklıdır. Girseydim de, muhtemelen başarısız olurdum. Geçmişte ve günümüzde siyaseti denemiş birçok iş adamından büyük çoğunluğunun geri adım attığını, çok kere gözlemledim.

Bazı iş adamlarının siyasete ilgisi ise, maalesef başka amaçlı oluyor. Türkiye’de iki tür iş insanının olduğu, çoğumuzun malumu…

Evrensel ölçülerde iş yapanlar ve dönemin iktidarının erkine dayalı iş yapanlar...

Biri çabucak yükselir ve zenginleşir. Diğeriyse yıllarca çalışır, didinir, üretir durur. Üstelik, kestirmeden gidenlerle de rekabet etmek zorunda kalır. Zamana dayalı olarak ve doğru işler yapmaya devam ettikçe büyür. Son yetmiş-seksen yıldır ülkemizde durum böyledir. Yaygın inanıştır, Türkiye’de her iktidar kendi zenginlerini yaratır.

Bu durum kendiliğinden oluşmamıştır, toplumsal sonuçtur.

Ülkemizde particilik, ne yazık ki bir yaşam biçimidir. Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş takımlarını tutar gibi parti tutarız.

Hem iktidar hem muhalefet partilerinden bir kısım vatandaşlar, il ve ilçelerde mensubu oldukları parti merkezlerinden ayrılmazlar. Sürekli, iş halletme peşindedirler. Hangi partiden olurlarsa olsunlar, durum aynıdır.

Anne çocuğunu işe yerleştirmek, baba işlerini geliştirmek, siyasetçi yandaş toplamak için bu duruma çanak tutar. Daha büyük işleri bitiren aracılar ise, memleketle Ankara arasında mekik dokur, pazarlıklar yaparlar.

Halk da siyasetçi de buna alışkındır. Bunun, orta ve uzun vadede topluma zararını ise, ya göz ardı ederler veya hesaplayamazlar.

Benim, “hizmet aşkıyla yanıp tutuşanlardan" olmamamın bir nedeni de budur.

Güce ortak olmayı kim istemez?

Siyasetle uğraşmak, güce giden en kolay ve kestirme yoldur. Uzman veya yüksek öğrenim görmüş olmanız da gerekmez. Parti sizi aday göstersin, halk seçsin yeterlidir. Halk, partisinin gösterdiği adayı zaten seçecektir.

Bu nedenle, seçimlerde öne fırlayıp, ortaya sermayeler koyan ve tavuk esirgemeyen politikacı aday adaylarının sayısı az değildir. Her seçim dönemi binlerce kişi aday adayı olmak için yarışır, varını yoğunu ortaya döker.

Yıllardır süregelen partiler arası mücadeleler, ister istemez kişilere sirayet ediyor ve kamplaşmalar biraz da böylece doğuyor.

Bu da ülke olarak birlik halinde hareket etmemizi ve daha da gelişmemizi engelliyor.

Devletin imkanları güçlüdür, etkilidir, keskindir. Erke dahil olmayı herkes ister. Dürüst siyaset insanlarını tenzih ederek soruyorum: Hal böyleyken, güce doğuştan zaafiyeti olan insan yapısı, “hizmet aşkıyla” yanıp tutuşmaz mı?

Politika "hizmet aşkıyla" değil,  bir meslek anlayışıyla yapılmadığı; siyasetçi bir veznedar gibi davranmadığı sürece, durumun değişeceğini sanmam.

Elinin altından çokça para geçen, ancak sadece maaşıyla yetinen veznedar bilir ki, paralar kendine ait değildir, o sadece bir aracıdır.

Yeni bir ebe gelip de “tıp” dediğinde, başarılı insanların donup kalmaması için partiler üstü yaşam biçimini muhakkak öğrenmeli; partiler üstü politikayı toplumsal hayatımıza yerleştirmeliyiz. Çünkü partizanlık diğerini kısıtlar, onun bütüne katkısını azaltır. Oysa her vatandaşın katkısı önemlidir.

Hem de çok değerlidir…

 

twitter.com/halefrvayis 

 

 
YORUMLAR

Yazarın Diğer Yazıları

>> Aydınlatmanın karanlık yüzü: Kent Işıkları - 12.06.2024
>> Bir maymun anekdotu… - 05.06.2024
>> 1600 sayfalık gazete… - 30.05.2024
>> Biri köşeye çöp koysa, öteki insanlar orayı çöplüğe çeviriyor... - 22.05.2024
>> Dinlemeyi öğrenmek, doğru iletişim için şart! - 15.05.2024
Medyaloji Yazarları
Halef R.  VAYIS Neslihan KABAOĞLU Meltem AŞCİ Hüseyin MOVİT
Aydınlatmanın karanlık yüzü: Kent Işıkları
Tüm Yazarlar