06.04.2021 / 16:19

Halef R.  VAYIS

Basitlik ve değişim üzerine…

“Basit, zaman zaman karmaşıktan daha zor olabilir. Düşünme sürecinizi temizlemek ve basitleştirmek için çok çalışmanız gerekir. Ancak bu çabaya değer, çünkü oraya vardığınızda dağları bile yerinden oynatabilirsiniz.”

 

Rivayet bu ya…

NASA yetkilileri, tükenmez kalemlerin yerçekimsiz ortamda yazamadıklarını tespit eder ve uzayda yazabilen bir tükenmez kalem tasarımı için milyonlarca dolar harcar.

Buna karşılık Sovyet Uzay Programı yetkilileri ise kozmonotlarına birer kurşun kalem verir ve sorunu çözer.

Hikaye, elbette gerçek değil.

Geçmiş yüzyılın soğuk savaş döneminde, ABD-SSCB çekişmesine atıfta bulunan bir espri…

Ancak odağın kompleks çözüm üretme aşamasına yoğunlaşması sonucu, basit çözümlerin nasıl da kolayca gözden kaçabileceğine, göz önünde duran çözümün adeta görünmez olacağına dair iyi bir örnek.

Şirketlerde yönetim stratejileri ve çözümleri üretmenin sorumluları olan yöneticilerin, odaklarını karmaşık çözümlere yöneltmeleri, kompleks yapının içinde yollarını kaybetmelerine ve ilerlemekte zorlanmalarına neden olabiliyor.

Yanı sıra; hızlı ve çevik olmanın elzem olduğu günümüzde, şirketlerin hareket kabiliyetlerini kısıtlayabiliyor. 

Basit ve sadenin kolay ve çabuk gerçekleştirilme ihtimali böylece zayıflarken, gelişimi ve değişimi yönetmek daha zor hale gelebiliyor.

Belirsizliklerin yaşandığı ve değişim hızının yüksek olduğu bu dönemde, değişime uyum sağlayıp varlığını sürdürmek isteyen şirketlerin yol haritalarını; etkili düşünme yöntemleri, pratik çözümler ve güçlü yönetim stratejileri çerçevesinde düzenlemeleri gerekiyor.

“Bunu söylemek kolay, yapabilmek zor” diyebilirsiniz...

Haklısınız, pek kolay değildir…

Ancak üstat Steve Jobs ne demişti:

“Basit, zaman zaman kompleksten daha zor olabilir. Düşünme sürecinizi temizlemek ve basitleştirmek için çok çalışmanız gerekir. Ancak bu çabaya değer, çünkü oraya vardığınızda dağları bile yerinden oynatabilirsiniz.”

Yani, basitlik ve sadelik üzerine kafa yormak gerekiyor.

 

Mevcut algılarımız, yeni algılarımızı yönetir…

Dr.Paul Ruskin, öğrencilerine yaşlanmanın psikolojik belirtilerini öğretirken, onlara şu olayı okur :

"Hasta ne konuşuyor, ne de söylenenleri anlıyor. Bazen saatlerce anlaşılmaz şeyler geveliyor. Zaman, yer ya da kişi kavramı yok. Ancak nasıl oluyorsa, kendi adı söylendiğinde tepki veriyor.

Son altı aydır onun yanındayım, ne görünüşü için bir çaba sarf ediyor ne de bakım yapılırken yardımcı oluyor. Onu hep başkaları besliyor, yıkıyor ve giydiriyor.

Dişleri yok, yiyeceklerin püre halinde verilmesi gerekiyor. Salyalarından dolayı üstü başı sürekli leke içinde. Yürümüyor.

Uykusu sürekli düzensiz. Gece yarısı uyanıp çığlıklarıyla herkesi uyandırıyor. Çoğu zaman mutlu ve sevecen, fakat bazen ortada bir sebep yokken sinirleniyor. Biri gelip onu yatıştırana kadar da feryat figan bağırıyor.”

Olayı okuduktan sonra Ruskin, öğrencilerine böyle birinin bakımını üstlenmek isteyip istemediklerini sorar.

Öğrenciler bunu yapamayacaklarını söylerler.

Ruskin, kendisinin bunu büyük bir zevkle yaptığını ve onların da yapması gerektiğini belirtince, öğrenciler şaşırır.

Daha sonra Ruskin, hastanın fotoğrafını dolaştırmaya başlar.

Fotoğraftaki, doktorun altı aylık kızıdır...

 

twitter.com/halefrvayis

 

 

 
YORUMLAR

Yazarın Diğer Yazıları

>> İnsan nereye koşuyor? - 14.04.2021
>> “Hayalleriniz paranızdan çok olduğu sürece gençsiniz” - 31.03.2021
>> Adına “Deepfake” denen yeni teknoloji… - 24.03.2021
>> İletişimde İşbirliği İlkesi… - 17.03.2021
>> Aç kalmak rahatsız etmiyorsa, aptal kalmak da etmez… - 10.03.2021
Medyaloji Yazarları
Halef R.  VAYIS Neslihan KABAOĞLU Hüseyin MOVİT Bülent BİRİCİK
İnsan nereye koşuyor?
Tüm Yazarlar