28.02.2024 / 11:55

Halef R.  VAYIS

Balina üzerinde seyahat eden kedi misali...

Açık denizlerde balina üzerinde seyahat eden kedi misali... Ne balinanın derinlere ne zaman dalacağı belli; ne de kedinin, durumun ne kadar farkında olduğu...

 

Neleri beğendiğiniz, neleri sevmediğiniz, siyasi görüşünüz, dini inancınız, cinsel tercihiniz, tüm bunların hepsi, sır olmaktan çoktan çıktı.

Bunun için Google’ın tek araç olmadığını; Facebook, Twitter, Youtube, Instagram gibi belirleyici birçok mecranın hayatımızın ta içinde olduğunu fark edenlerimizin sayısı, her geçen gün artıyor.

O halde bilmeye ve düşünmeye başladık ki:

Herhangi bir zamanda, herhangi bir iktidarın veya küresel gücün, herhangi bir topluluğu, bir toplumu yahut tüm insanlığı, gerekli gördüğü formatlarda kolayca tasnifleyeceği ihtimali, yanı başımızda duruyor.

Eldeki bu zengin verilerle, grup/kitle psikolojilerini kolaylıkla uygulayıp toplumları daha etkili manipüle etmenin mümkün olabileceği de, sır olmaktan çoktan çıktı...

 

Bütün özellerimizi kendi rızamızla teslim ediyoruz...

Siyasi görüşlerinizin, dini inançlarınızın, düşünme ve davranma biçimlerinizin, daha masum anlamda ise tüketme alışkanlıklarınızın, birileri tarafından bilinmesi ve yönlendirilmesi, hatta yönetilmesi gibi ciddi bir konudan söz ediyorum.

Buna karşı koyuş ise çoklarınca gereksizdir belki...

Yayın yasakları, gazete-kitap toplatmalar, kitle iletişim araçlarıyla manipülasyon, kişiler hakkında bilgi toplama, beyin yıkama, andıçlar vs…

Tüm bunlar elbette yeni değil, hepsi ve daha çoğu yüzlerce yıldan beridir var.

Ancak tek farkla…

Hakkımızdaki bilgileri, bütün özellerimizi ve özelliklerimizi, sosyal medya yoluyla artık kendi ellerimizle fazlasıyla teslim ediyoruz.

Açık denizlerde, tehlikeli sularda, bir balina üzerinde seyahat eden kedi misali...

Ne balinanın derinlere ne zaman dalacağı belli; ne de kedinin, durumun ne kadar farkında olduğu...

 

Seçimleri medya mı yapar?

Toplumlar, bilgileri dışında veya istemedikleri halde, etkileme veya yönlendirme sonucu davranış ya da kanaat değişikliği gösterirler.

Farkında olmaksızın…

Dilbilimci Noam Chomsky, bu görüşü şu sözlerle ifade eder:

“Egemen olan toplumsal düzen çerçevesine göre sıradan insanlar, bir manipülasyon nesnesi olarak kalmalı. Düşünce, tartışma ve karar süreçlerine katılmamalı.

Ayrıcalıklı kesimin çoktandır kavradığı gibi, durmadan yinelenen ‘demokrasi krizlerini’ savuşturmak bir zorunluluktur. Durum kaçınılmazdır ve bunun için kaygı duyulması doğaldır. Buna kaynak ise modern demokratik atılımın kökenleridir.”

Modern demokratik atılımın kökleri demişken…

On yedinci yüzyıldaki İngiliz devrimi sırasında, tarihçi Clement Walker, “dünyanın altını üstüne getirme” tehdidini savuran demokratlara şöyle seslenmişti:

“Hükümetin bütün sırlarını halkın önüne attılar ve hem askerlere hem de insanlara, bütün hükümetleri en ince ayrıntılarına kadar didikletmeyi öğrettiler. Böylece insanları o kadar meraklı, o kadar kibirli hale getirdiler ki, sivil bir yönetime boyun eğecek alçak gönüllüğü asla bulamayacaklardır.”

Yıl 1661 idi… 

 

twitter.com/halefrvayis 

 

 
YORUMLAR

Yazarın Diğer Yazıları

>> Gerçekliği görme yeteneğini yitiriyor muyuz? - 03.04.2024
>> Milyonlarca sinek yanılıyor olamaz… - 27.03.2024
>> Çalıştıkça fakirleşmek (working poor)… - 20.03.2024
>> 2050 yılına gelindiğinde… - 13.03.2024
>> Teknoloji insan ırkının sonunu getirir mi? - 06.03.2024
Medyaloji Yazarları
Halef R.  VAYIS Neslihan KABAOĞLU Meltem AŞCİ Hüseyin MOVİT
Gerçekliği görme yeteneğini yitiriyor muyuz?
Tüm Yazarlar