26.06.2019 / 09:09

Halef R.  VAYIS

Ata çatlayana kadar yem vermek…

Bilgi selinden nefes alamaz hale geldik. Bir bilgiyi hazmedemeden diğerine maruz kalıyoruz. Ve sonra diğerine… Yalanı doğruyu, sahteyi gerçeği ayırmak her babayiğidin harcı değil artık. Ciddi bir altyapı ve araştırma alışkanlığı gerektiriyor…

 

Profesör, konferans vermek üzere salona girer. Ön sırada oturan bir seyis dışında salon boştur. Konuşup konuşmama konusunda tereddüde düşen Profesör, sonunda seyise sorar: “Buradaki tek kişi sensin. Sana göre konuşmalı mı, yoksa konuşmamalı mıyım?

Seyis cevap verir:
"Hocam ben basit bir insanım, bu konulardan anlamam. Fakat ahıra gelseydim ve bütün atların kaçıp bir tanesinin kaldığını görseydim, yine de onu beslerdim."

Bu sözlere hak veren Profesör, programı yapar. İki saatin üzerinde konuşup durur. Bittiğinde ise kendini mutlu hisseder ve dinleyicisinin de konferansın çok iyi olduğunu onaylanmasını bekleyerek sorar: "Konuşmayı nasıl buldun?"

Seyis cevaplar:
"Hocam sana daha önce bu konulardan pek anlamadığımı söylemiştim. Gene de eğer ahıra gidip biri dışında tüm atların kaçtığını görseydim, onu beslerdim, ama elimdeki tüm yemi ona verip hayvanı çatlatmazdım."

Bilgi hazımsızlığı…

Bilgi çağını yaşarken, bilgiyle baş edemez hale geldik.

Her şey dahil servis veren kıyı otellerinin yemek sunumlarındaki gibi; önümüzün, arkamızın, dört yanımızın çeşit çeşit yemeklerle dolu olması benzeri bir durumla karşı karşıyayız.

Bolluk ve çeşit, ilk birkaç öğünde keyifli olsa da, üçüncü günden sonra yemeğe duyarsızlaşma hali başlıyor.

Yemeklerin her birine kana kana doymak yerine, hepsinden azar azar yiyip, sadece tatlarına bakarak kuburumuzu dolduruyoruz. Lezzetlerinin farkına ise varamıyoruz.

Mütemadiyen yiyor, ancak yediklerimizin tadını hissedemiyoruz.

Etrafımızdaki bilgi bombardımanıyla olan ilişkimiz gibi...

Bir bilgiyi hazmedemeden diğerine maruz kalıyoruz. Yalanı doğruyu, sahteyi gerçeği ayırmak her babayiğidin harcı değil artık. Ciddi bir altyapı ve araştırma alışkanlığı gerektiriyor.

Sokrates, 'bilgi, olmak içindir' demişti…

Bilgiye güvenimiz gitgide azalıyor. En baba bilgi kaynağımız Google...

Dezenformasyon yığınla… Her an, her çeşit bilgiyle karşılaşıyoruz. 

Ancak önümüze konan bilgiler, sığ, manipülatif ve aldatıcı…

Derinliklere inmekten ise kaçınıyor, her geçen gün daha fazla bilgi tembeli oluyoruz.
Yüzeysel aldığımız için bilgi, yaşantımıza kalite olarak yansımıyor, yansıyamıyor maalesef.

“Bilgi, olmak içindir” demişti Sokrates.

Şimdilerde ise bilgi çokluğundan sebepli bilgi yokluğuna doğru yol alıyoruz. Artan ve sıklaşan enformasyon üretimi dolayısıyla kafa karışıklıklarımız oluşuyor.

Daha sonra kullanmak üzere hafızamızda saklayacağımız bilgileri seçmekte, her geçen gün daha zorlanıyoruz.

Muhakeme yeteneğimiz zayıflıyor.

Bu haliyle bilgi, bizi oldurmuyor…

 

twitter.com/halefrvayis

 
YORUMLAR

Yazarın Diğer Yazıları

>>  İnsan mı robot mu, nasıl anlayacağız? - 17.07.2019
>> Kapımız size açık ama içeri girmeyin!.. - 10.07.2019
>> Önemli olan sistem midir? - 03.07.2019
>> “İşletmeci olarak vizyon sahibi olabilirsiniz ama hayalperest olamazsınız...” - 19.06.2019
>> Yanlış numara hiç meşgul çalmaz… - 12.06.2019
Medyaloji Yazarları
Hüseyin MOVİT Bülent BİRİCİK Halef R.  VAYIS Neslihan KABAOĞLU
Genç Medyacılara Yol Haritası (290)
Tüm Yazarlar