15.08.2019 / 09:50

Halef R.  VAYIS

Antisosyaller sosyal medyayı mesken tuttu...

Genellikle hır, gür, kavga, dalaşla ifade ederler kendilerini. Söyleyecek sözleri fazlaca yoktur. Bu nedenle, başkalarının söylediği özlü sözlerle konuşurlar. Kamyon arkası yazılarıyla başkalarına hakaretler yağdırmaya, onlar hakkında atıp tutmaya bayılırlar.

 

Antisosyali, asosyalle karıştırmayalım lütfen. İkincisi zararsız, kendi halindedir.

Oysa Anti’ler tam tersidir. Tüm yaşamları, başkalarına zarar vermek üzerine kuruludur.

Kendilerince, bilmedikleri yoktur, her bir şeyi yapmaya yetkindirler. Ayrıca sürekli haklı ve de üstündürler.

Hem savunma hem saldırı mekanizmaları aynı yöntemle çalışır. Çıkarına ters düşerseniz, size tehditler yağdırır. Ortada bir şey yokken, sizi öyle suçlar, öyle zan altında bırakır ki, sanırsınız yüz kızartıcı suç işlemişsiniz veya katil olmuşsunuz da, haberiniz yok. Böylece baskı kurarak kontrolü elinde tuttuğunu düşünür. Yerseniz...

Etrafınıza bakın. Antisosyallerin, başka ortak özellikleri olduğunu da göreceksiniz…

Trafikte, okulda, sosyal ortamlarda ve özellikle iş hayatında...

Genellikle hır, gür, kavga, dalaşla ifade ederler kendilerini. Söyleyecek sözleri fazlaca yoktur. Bu nedenle, başkalarının söylediği özlü sözlerle konuşurlar. Kamyon arkası yazılarıyla başkalarına hakaretler yağdırmaya, onlar hakkında atıp tutmaya bayılırlar.

Çıkar umduklarına sevimli görünmeyi ve yalakalık yapmayı iyi becerirler. İşe yaramazsa veya menfaat nasırlarına basılırsa, derhal asıllarına dönerler.

Üstüne de ahlak sahibi kesilir, öyle olduklarını sanırlar. Sanmakla kalmaz, iddia dahi ederler. Kendi küçük dünyalarında en ahlaklı onlardır, diğer herkes ise ahlaksızdır...

Tecrübelisi, sürekli atık üretme halindedir. Çıkardığı atığın pis kokusuna aldırmayacak kadar duyarsız, kendi pis kokusuna aşık olacak kadar da narsisttir.

Başarısını, başkasının zararı üzerine kurar. En bildiği, diğerinin sırtına basarak yukarı çıkmaktır. Her yolu, her yöntemi dener; bu konulara kafası fena halde çalışır.

Şimdi bunlar, facebook'larda, twitter’larda, sosyal medyanın çeşitli mecralarında cirit atıyorlar.

 

Hırslarımızı akıl çizgisinde tutabilmek…

İletişim düşünürü ve yazar Jason Jenning, ilerlemek ve gelişmek için üç şeyden vazgeçilmesini öneriyor: Geçmiş başarılar, egolar ve eski alışkanlıklar…

Asla vazgeçilmemesi gereken tek şeyin ise “kültür” olduğunu savunuyor.

Kültürlü insan” dendiğinde akla, bilgiyi edinmiş ve sorgulayıp ölçmüş, doğru ile yanlışı ayırmış, sonrasında da yaşamını kendi süzgecinden geçirdiği doğrular üzerine kurmuş insan gelir.

Öğrendiklerimizi sorgulamaya, ölçmeye, sosyalleştirmeye yönelik geliştirdiğimiz becerilerimiz, bir bankaya hesap açıp birikimlerimizi yatırmaya benzer.

Kültür bankamızdaki hesabımızda, neleri, ne miktarlarda biriktirdiğimiz, nasıl değerlendirdiğimiz, bizi “kültürlü insan” sıfatına yakınlaştırır ya da uzaklaştırır.

Kendine özgü yapısallıklar taşıyan iş dünyasındaki hayatımızda ise, Kültür Bankası’ndaki birikimlerimizin ne denli önemli olduğunu kavrarız.

İş yaşantısı, girişimin ve ataklığın cirit attığı, sürekli yeni fırsatların kollandığı bir dünyada gerçekleşir. Gıpta ettiğimiz konumların, kimi zaman iğneli bir fıçıdan farksız, kimi zaman ise ter akıtılmadan elde edilen bir güç sembolü olduğunu gözleriz.

İşte böyle ortamlarda, her biri farklı yapıda olan insanlarla ortak paydalarda buluşma gayreti, bizi olgunlaşır hale getiriyor. Olgunlaşma skalasını, kendimize özgü düşünme seviyesine yükselttiğimizde, kendi tarzımızı da yaşamaya başlıyoruz demektir.

Buradaki püf noktalarından biri, hırslarımızı akıl çizgisinde tutabilmektir.

Hırslarımızı yönetmeliyiz...

Yaşantımızın çeşitli evrelerinde ortaya koyduğumuz hırsın çizginin çok altında kalması, bizi enerjisiz ve amaçsız kılabilir. Çizginin çok üstüne çıkması ise acımasız ve tehlikeli davranışlar geliştirmemize neden olabilir.

İlerlemek ve gelişmek için şu iki püf noktasını daima hatırlamakta fayda var:

(1) Kültür bankamızdaki değer ve birikimlerin paylaştıkça çoğaldığını,
(2) ve hırslarımızı akıl çizgisinde tutmamız gerektiğini…

Dünyanın değiştiğini, geleceğin geçmişten farklı olacağını ve yeni davranışlar gerektirdiğini, hepimiz görüyor, izliyoruz.

Ancak, bizi gelecekte güçlü kılacak en önemli unsurun kendi “Kültür Bankamız” olacağının ve kültürel birikimlerimizin yaşamımız boyunca bizi taşıyacak kolon görevi üstleneceğinin de farkında olmamız gerekir.

 

twitter.com/halefrvayis

 
YORUMLAR

Yazarın Diğer Yazıları

>> Yakın geleceği merak edenler için bazı öngörüler… - 18.09.2019
>> Günümüzün büyük sorunu: ‘Yalan Haber’ - 11.09.2019
>> Türk okuru ‘haberden kaçınıyor’ - 04.09.2019
>> Gücün parçası olma içgüdüsü… - 28.08.2019
>> İnsan merkezli değer toplumu… - 21.08.2019
Medyaloji Yazarları
Bülent BİRİCİK Halef R.  VAYIS Neslihan KABAOĞLU Hüseyin MOVİT
Onandıkça büyüyen, büyüdükçe çirkinleşen müessese; trollük…
Tüm Yazarlar