11.03.2020 / 10:37

Halef R.  VAYIS

Almaya ayarlı olmak…

En güçlü ya da yoksul olanların büyük çoğunluğu, kendi küçük ya da büyük çıkarını esas alarak ve kendini dünyanın merkezine koyarak yaşıyor. Herkesin mazereti var! Çok şey, sadece günü kurtarmaya yönelik…

 

Azıcık üzerine düşündüğümüzde, pek çoğumuzun hemfikir olacağı bir tespittir:

İnsan doğası gereği, almaya ayarlıdır...

 

Çok azımız yatkındır vermeye...

Paylaşırken dahi, fazlasını ve/veya iyi tarafını ister insanoğlu.

Tüm güç kavgaları, yaradılıştan beri yapılan savaşlar, bu sebepledir.

Daha fazlası, daha iyisi, daha güzeli içindir hedefi; sahip olduklarıyla kendini güvende hisseder.

Ancak güvensiz bir yaşama sürüklenmesinin nedeni, yine aynıdır.

Almak, elde ettiğini korumak ve daha çoğuna ulaşmak; onun mutluluğunun ya da mutsuzluğunun sanal anahtarıdır.

En masum isteme ve elde etme şekli ise insan yavrusunundur:

İstek, ihtiyaç ve tatminin miktarı, gerektiği kadardır…

Bebeklik döneminde…

Iphone, lüks yaşam ve haz arayışları yoktur; sahibi olduğu şeyleri başkalarına göstererek mutlu olmanın akıntısına henüz kapılmamıştır yavru insan.

Temel ihtiyaçları vardır hepsi hepsi…

Tüketim neferi olmasına ise zaman vardır.

Elde etmek ve sahip olduğunu korumak için savaşması zamanla başlar, artarak sürer…

Yolun sonuna yaklaştıkça da azalır…

Bebekliğine döner…

 

Almak… Nereye kadar!

Aşağıdaki dizeler, doğa için yapılan bir etkinlikte kaleme alınmıştı.

İnsanın almaya ayarlı özelliği ve doğanın vermeye endeksli yanı ile, işlerin nereye vardığını anlatıyordu. Yeri gelmişken paylaşayım istedim:

Doğa, yok olduğunu fark etmez; kendi için düşünmez, üzülmez.

Biz umursamalıyız; kendimiz için, bencilce…

Dünya'nın hali ortada…

Yerküresiyle, atmosferiyle tehlike sinyalleri verip duruyor.

Küresel iklim değişikliği bir dert; seller, taşkınlar, buzulların erimesi, kıyıların denizler tarafından yutulması ihtimali, kuraklık...

Beslenme başka bir dert; besin bulanlar için GDO'lu ürünler, denetimsiz tarımsal ilaçlama, sakıncalı katkı maddeleri...

Bulamayanların sorunu karmaşık değil: Sadece açlık!

Enerji savaşları, temiz su savaşları...

Yani gidişat iyi değil.

En güçlü ya da yoksul olanların büyük çoğunluğu, kendi küçük ya da büyük çıkarını esas alarak, kendini dünyanın merkezine koyarak yaşıyor.

Herkesin mazereti var!

Çok şey, sadece günü kurtarmaya yönelik. Doğayı yok sayarak yapılan her şey, geleceğimizi biraz daha belirsizleştiriyor.

Komik olan, korunmak doğanın umurunda bile değil.

O nasıl olsa, öyle ya da böyle var olacak...

 

https://twitter.com/HalefRVayis

 
YORUMLAR

Yazarın Diğer Yazıları

>> Alışılan yönetme yöntemlerini sorgulama zamanı… - 03.06.2020
>> 2050 yılına gelindiğinde… - 27.05.2020
>> Medya bize “neyi” düşünmemiz gerektiğini söyler… - 20.05.2020
>> Zihin değiştirme kavramı… - 13.05.2020
>> Buhran olgunlaştırır… - 06.05.2020
Medyaloji Yazarları
Halef R.  VAYIS Bülent BİRİCİK Hüseyin MOVİT Neslihan KABAOĞLU
Alışılan yönetme yöntemlerini sorgulama zamanı…
Tüm Yazarlar