20.07.2022 / 10:43

Halef R.  VAYIS

Yeniden anlamlandırmanın gücü…

Beden dili ve iletişim uzmanı İlhan Doğan, sosyal sorumluluk projesi kapsamında gittiği Swaziland’da, “şempanze çocuklar”ın varlığını ortaya çıkardı…

 

Robben Adası…

Ömrü ırkçılıkla mücadele üzerine kurulu, Afrikalı efsane lider Nelson Mandela’nın, 27 yıl süren hapishane döneminin 18 yılını geçirdiği altı kilometrekare büyüklüğünde bir adadır Robben.

1990 yılında Mandela’nın serbest bırakılmasından sonra, insan azminin sembolü olarak nitelendirildi. Birleşmiş Milletler Ada’yı dünya mirası olarak kabul ederken, yöre insanları ise kutsal saymaya başladılar.

Böylece Ada, yeni bir anlam kazandı; ziyaretçi sayısı günde ortalama bin iki yüz rakamlarına ulaştı ve Güney Afrika’nın en fazla turist çeken yerlerinden biri haline geldi.

Madalyonun bir de diğer yüzü var. Robben Adası’nda yerleşik canlılar arasında, en kalabalık nüfusu tavşanlar oluşturur. Sayıları beklenmedik hızla artan bu tavşanlar, bir zaman öncesine kadar adanın sevimli varlıkları olarak algılanırdı. Ancak yeniden anlamlandırılma süreci, ne yazık ki onlara hiç yaramadı ve kısa bir zaman diliminin sonunda, sevimli yaratık olmaktan çıkıp haşerat muamelesi görmeye başladılar.

Çünkü artık insanlar, bu kutsal adayı korumak adına, tavşanların yok edilmesi gerektiğine inanıyorlar.

 

Şempanze çocuklar…

Swaziland’da ensest ilişkiden doğan bebekler, Picks Pick ormanına bırakılıyor. Terk edilen bu çocukların bir kısmı, ormandaki vahşi (ama anlaşılan daha insancıl) dişi şempanzeler tarafından büyütülüyor. Hiçbiri konuşamıyor ve yürüyemiyor; çoğu özürlü doğmuş. Bir şempanze gibi davranıp, onlar gibi sesler çıkarıyorlar.

Masal anlatmıyorum, gerçek bu.

Beden dili ve iletişim uzmanı İlhan Doğan, sosyal sorumluluk projesi kapsamında gittiği Swaziland’da, “şempanze çocuklar”ın varlığını ortaya çıkardı ve üzerine bir kitap yazdı.

Aynı zamanda bir Unicef gönüllüsü olan İlhan Doğan, bu çocukların bir kısmını binbir zorlukla da olsa topladı, iki merkeze dağıtarak onları yedi ay boyunca eğitti. Yeniden topluma kazandırmak için uğraşlar verdi. Onun bu tutumundan yerli halk da etkilendi; çocuklara annelik, babalık yapmak isteyenler çıktı. Kendi çocuğuna yaptığından utanıp intihar eden anneler oldu.

İlhan Bey, yöre halkının toplumsal ilişkilere dair yapılanmasını, bir nevi yeniden anlamlandırdı. İnsanların birbirlerine bakışlarını değiştirdi, bazı değerleri ortaya çıkardı.

Diğer yandan ormandaki anne şempanzeler ne mi yaptı? Çocuğu almak istediğinizde vermek istemedi, saldırdı; büyük bir dram yaşandı.

 

95.Şafak…

Çanakkale Savaşları'nın yıl dönümünü anma törenleri kapsamında, Gelibolu'da bulunan Anzak Koyu'nda ''Şafak Ayini'' düzenlendi.

Çanakkale'den Gelibolu'ya gece saatlerinde geçen binlerce Avustralyalı ve Yeni Zelandalı, törenin başlamasını, soğuk havada uyku tulumları içinde bekledi. Kurulan dev ekranlarda Çanakkale Savaşı'na ilişkin belgesel ve röportajlar izlenirken, Yeni Zelanda kültürel müzik grubu ile Avustralya ordu bandosunun seslendirdiği konserler, törene renk kattı.

Törende konuşan Avustralya Genel Valisi Quentin Bryce, ''Avustralyalılar ve Yeni Zelandalılar için Gelibolu'nun sıcak bağrında, evlatlarımızın huzur içinde yattığı bu topraklarda bulunmaktan daha büyük onur olamaz'' dedi. Bryce, dünyanın her yerinden gelen insanların, bu sabah insanlık üzerine düşünmesi gerektiğini belirterek, ''Bir an kendimizi bu yarımadada 95 yıl önce savaşan ve ölen askerlerin yerine koyalım. Müttefik kuvvetler eşliğinde ve Osmanlı ordusunun cesur, genç Türkleri'ne karşı, Avustralya ve Yeni Zelanda askerlerinin yerine koyalım. Hepsi eş, baba, evlat, kardeş ve yakın arkadaştı. Onlar, bugün burada aramızda olan ve sınırların ötesinde el üstünde tutuğumuz dostluğun yaratıcıları'' diye konuştu.

Savaşın çok çetin ve zorlu bir arazide, çok zor şartlarda geçtiğini ifade eden Bryce, savaşa katılan tüm askerlerin büyük kahramanlık gösterdiklerini söyledi. Vali Bryce, bu savaşın geleceğe rehberlik edecek, bugünü daha net görmeye yardımcı olacak, daha şefkatli ve bilge olunmasını sağlayacak özellikleri de kendilerine verdiğini kaydetti.

Törenleri izlerken çok duygulandığını ve ağladığını hatırlatan Selina Naidss, "İnanılmaz bir şey, 95 yıl önce binlerce kilometre uzaktan buraya gelerek bizim için canlarını verdiler. Bir Avusturalyalı olarak bu benim için gurur verici. Türkiye'yi çok seviyorum. Buranın insanları çok cana yakın ve arkadaş canlısı" diye konuştu.

Sanki ülkeler ve insanlar savaşmamışlar da, arkadaş olmak için savaşır gibi yapmışlar. Bu arada da ölmüşler. Ve sanki şimdi biz, kutlama yapıyoruz.

Yeniden anlamlandırmanın gücü böyle bir şey…

Kutsal ilan edilen bir ada, asıl sahiplerinin mezarı haline gelebiliyor. Savaş yıllarındaki acılar, yıkıntılar, umutsuzluklar, yerini dostluklara bırakabiliyor. Çocuklarına atık muamelesi yapan anne-babalar, akıllara durgunluk veren bu davranış bozukluğundan, yeniden anlamlandırma yolu ile vazgeçirilebiliyor.

Yüklenen anlam değiştiğinde, mevcut durumun değişmesi, toplumlar, yöreler, şirketler, kurumlar, bireyler; kendimiz dahil, herkes ve her şey için geçerli.

Japon atasözünde denildiği gibi: “Müzik değiştiğinde dans da değişir.”

 

twitter.com/halefrvayis

 

 
YORUMLAR

Yazarın Diğer Yazıları

>> İki kişiyi döndürür bir kişiye… - 23.11.2022
>> Türk basınında ilk ekonomi sayfasının hikayesi… - 16.11.2022
>> Haberdar olmak, doğru algılamaktan geçiyor… - 09.11.2022
>> “Hayalleriniz paranızdan çok olduğu sürece gençsiniz” - 02.11.2022
>> Enformasyon denetimi ile dünya aynılaşıyor… - 26.10.2022
Medyaloji Yazarları
Halef R.  VAYIS Hüseyin MOVİT Neslihan KABAOĞLU Bülent BİRİCİK
İki kişiyi döndürür bir kişiye…
Tüm Yazarlar