Haberin Etkisi...
Yazarımız Halef Remzi Vayıs bu haftaki yeni yazısında, medyada yayımlanan haberlerin okur ve izleyiciler üzerindeki etkisini inceledi. 'Haberin Etkisi' başlıklı yazıyı okumak için tıklayınız...
9/11/2009 3:41:22 PM

 

Gazete, dergi, radyo veya TV’deki bir haberin etki şekli ve seviyesini ölçebilmek, birçok faktörü değerlendirebilmekten ve bilebilmekten geçiyor.

Bu faktörlerin en önde gelenlerinden biri, kuşkusuz insanın o an içinde bulunduğu ortamdır. Araba kullanırken radyodan duyulan bir kaza haberi ile evde otururken yine radyodan duyulan bir kaza haberinin, kişinin üzerinde bıraktığı etkinin aynı olamayacağını, gerek araç kullananlar gerekse o sırada yolcu olanlar iyi bilirler.
 
Haberin ne kadar etkisinde kalacağımızın bir başka etmeni de ruh halimizdir. Çok hoşlandığımız bir karşı cinsimizi, bir başkasıyla flörtleşirken görüp duygu fırtınasına yakalanmamızın hemen sonrasında, televizyonda yayımlanan bir magazin haberini izlemek, bizde her türlü hissi uyandırabilir; nefreti, kıskançlığı veya yabancılaşmayı bir anda içimizde duyabiliriz…
 
Ana uyarılar etrafında toplanma…
 
Ünsal Oskay hocanın çalışmalarında kullandığı bir örnekten yararlanarak, 1947’de yapılan “Ana uyarılar etrafında toplanmanın algılarımızı etkilemesine” ilişkin bir araştırmadan söz etmek istiyorum.
 
Bu çalışma, algılarımızın tek bir uyarı etkisiyle oluşmadığını; birçok uyarıyı aynı anda alırken, aslında bizim için ana uyarı niteliği taşıyanlarının etkisinde kaldığımızı ortaya koymuş.
 
Boyu, saçının rengi, belinin inceliği, ayak bilekleri, sesi ve konuşması ile şuh olarak algılanan bir kadının, bu özelliklerinden hangisi kişi için ana uyarı ise, ona göre algılanacağını söylüyor araştırma.
 
Ve bu araştırmaya göre:
 
Evli bir erkekseniz ve uzunca sürecek bir tren yolculuğunda iseniz; örneğin, bu genç kadının, en çok güzel konuşması ilginizi çekebilir.
 
Hapisten yeni çıkmış biriyseniz, “bıyıklarının olmadığını” görmek size yetecektir.
 
Hapisten yeni çıkmış biri değilseniz ve üç sevgiliniz varsa, İtalyanca bilen genç bir kadın oluşu, sizin için ana uyarıcı olacaktır. Bu durumda, İtalyan edebiyatı konusundaki bilgilerinizi test etmek isteyebileceksiniz.
 
Haberin konusunun alıcıya yakınlığı veya uzaklığı…
 
2000 yılından itibaren Kaz Dağları’nda, başta altın olmak üzere çeşitli madenler aramak için 37 noktada ruhsat alan on kadar işletme, sessiz sedasız toprağın altında çalışmalarını sürdürürler.
 
Ne zaman ki, köylünün içme suyu çamurlu akmaya başlar, o zaman işin vehameti anlaşılır ve yöre insanı altınla yatıp altınla kalkmaya başlar. Yalnızca sondaj çalışmalarını yürütmek için bile onlarca ağaç heba edilirken, işletmeler kadar sessiz kalan çevre köylüleri, bir anda aslan kesilirler.
 
Bölge gazeteleri olayı her gün sayfalar halinde işlerken; konu, zaman zaman ulusal basında da yer bulur. Ancak bu sıralarda Konya’daki, Trabzon’daki, Kayseri’deki, Diyarbakır’daki, Hatay’daki veya Samsun’daki yerel gazeteler, dolayısıyla yöre insanları, kuşkusuz başka olaylarla, daha çok kendi yöre haberleriyle meşgul olmayı tercih etmektedirler.
 
Haberin konusuna olan ilgi…
 
“YÖK`e 500`ün üzerinde denklik başvurusu oldu…
YÖK, yurt dışından alınan tıp, eczacılık ve diş hekimliği diplomalarına denklik vermek için yapılan seviye tespit sınavını kaldırdıktan sonraki bir hafta içinde 500`ün üzerinde denklik başvurusu yapıldı. 10`un üzerinde ülkeden alınan diplomalarla yapılan başvuruları incelemek için özel bir tıp komisyonu kuran YÖK, kararı önümüzdeki hafta verecek…”
 
Gazetelerde yer alan bu türdeki bir haberin alıcı kitlesi; yurt dışında okumuş olup da denkliğe başvurmuş olanlardan, onların durumunu merak eden yakınlarından ve gelecek bir zamanda diplomasına denklik verilmesi ihtiyacı duyanlardan fazlasını pek aşmaz.
 
Sınırlı ilgiye sahip türdeki haberler, bu nedenle yayınlarda fazlaca yer almazlar.
 
Ancak haber “Üniversite sınavının sonuçlarının açıklanması” ile ilgili olduğunda ise alıcı kitlenin oranı, dolayısıyla haberin yayımlanma yoğunluğu ve dolayısıyla haberin etkisi, tavan yapar.
 
Uyumlaşma ve haber etkisi ilişkisi…
 
Haberin hazırlanmasında herkese uyan bir ölçü vardır belki ama herkesi aynı düzeyde ve hatta birbirine yakın düzeyde etkileyebilecek bir ölçü yoktur. Çünkü alıcının uyumlaşma düzeyi hem farklıdır hem ‘kontrol edilebilir’ değildir.
 
Özetle, haberin etkisinde nasıl ve ne kadar kaldığımız, çeşitli unsurlara bağlı olarak değişiyor. Eğitim düzeyimizden gelir miktarımıza, tuttuğumuz takımdan siyasi görüşümüze kadar çeşitli faktörler, haberi bizim için değerli veya değersiz kılabiliyor.
 
O an içinde bulunduğumuz ortam ve ruh hali, haberin üzerimizdeki etkisini belirleyebiliyor.
 
Hangi gazeteyi okuyacağımız, hangi TV kanalını izleyeceğimiz gibi, özgür irademizle yapabileceğimiz seçimler bile, içinde bulunduğumuz çevre, referans kişi veya grupların ilintisinde yapılanabiliyor.
 
Bu bağlamda, haberin nerede ve nasıl yayımlandığı önem kazanıyor.
 
Hedef kitleye göre mecra, sunum şekli ve dil kullanılması, haberin etki değerini bire bir şekillendiriyor.
 

Etkiye ulaşmanın yolu da, hedef kitleye yönelik yapılacak ciddi araştırmalardan geçiyor.

halefvayis@medyaloji.net

www.medyaloji.net sitesinden 2/7/2012 11:17:49 AM tarihinde yazdırılmıştır.