04.01.2017 / 09:16

Halef R.  VAYIS

Hoş geldin 2018*

Hep meşgulsen, hiç müsait olamazsın... Hep zamanının olmadığını söylersen, hiç zamanın olamaz... Hep “yarın yapacağım” dersen, yarın hiç gelmez...

 

Başlıktaki rakamı yanlış yazmadım.
Yazım hatası da yok. Bilindiği üzere, 2016 yılı sona ererken, 2017 başlıyor.

Her yeni yıl, çoğumuzca yeni başlangıç olarak kabul görür. Yenilenmeye hazır olduğumuz hissini yaşarız. Eskiyen yılın sonuna doğru yorulan umutlar, gelen yılla birlikte tazelenir.

Şu sıralar muhtemelen yine yeni kararlar alıyor, hedefler belirliyoruz. Değişimi arzulayıp, memnun olmadığımız taraflarımızı terk etmeyi amaçlıyoruz.

Hatırlayalım…

2016 da, enerjiyle başladığımız taptaze bir yıldı. Çok şeyi değiştirecek, aldığımız yeni kararları uygulayacaktık.

Geçen koca yılı kafamızda şöyle bir değerlendirelim; amaçladığımız neyi gerçekleştirmişiz.

Yoksa, bu yıl da çabucak geçti, anlayamadım, hiçbir şey yapamadım, diyenlerden misiniz?

 

“Geçmişimin bir parçasıyım ama geleceğe bakıyorum”…

Sürekli yeni bakış açıları aramış, sınırları aşmaya çalışmış, kendini gelişmeye ve değişmeye açık tutmuş, ünlü Japon tasarımcı İssey Miyake, “geçmişimin bir parçasıyım ama geleceğe bakıyorum” diyerek, en kısa haliyle anlamlandırmış yenilenmenin gücünü.

Yaşadığımız dönemde, her şey gibi yenilenme de hız istiyor. Değişimler, sağlıktan enerjiye, eğitimden iletişime her türlü alanda kendini gösterir ve adeta bir sağanak yağmur hızına ulaşırken; her türlü sosyal gruptan insanın beklentisi de yenileniyor ve çoğalıyor…

Beklentilerin yenilenip çoğalması, iyi yoksa kötü müdür, bu görecedir…

Ancak, iyi olduğu görüşündekilerin, değişimlere doğru zamanda dahil olması, ayak uydurabilmesi ve durumu yönetebilmesi, bunu verimli gerçekleştirebilmesi açısından kritik değer taşır.

Ayrıca, istemediğimiz alışkanlıklardan vazgeçmek ve hedeflediklerimize ulaşmak için söylemek veya düşünmek yetmez.

Yapmak gerekir.

 

İnsanlar sahip olduklarını küçümser, sahip olamadıklarını önemser…

M.Ö. 535–475 yılları arasında, Efes'de yaşayan filozof Herakleitos, binlerce yıl önce değer vermenin ve zamanı doğru kullanmanın anlamını, bakın nasıl dile getirmiş:

“Bize değer verenleri ağlatır, vermeyenler için ağlarız...
Bizim için hiç ağlamayacaklara değer veririz...
Garip ama gerçek...
Bir kez bunu anlasak değişmek için hiçbir şey geç değil...
Uyandığında iki seçeneğin olur; tekrar uyuyup bir rüya görmek,
Ya da uyanıp rüyanın peşinde koşmak...
Hep meşgulsen, hiç müsait olamazsın...
Hep zamanının olmadığını söylersen, hiç zamanın olamaz...
Hep “yarın yapacağım” dersen, yarın hiç gelmez...”

 

Ne aradığını bilmeyen, bulduğunda anlayamaz. Ne istediğini bilmek, salt bu tarafıyla bile önemli...

2017 yılı göz açıp kapayıncaya dek sona erecek, yine heyecanla 2018’i bekliyor olacağız.

Hızla gelen yeni yılı, yine başlangıç kabul edecek, kendimizi değişimlere bırakacak, memnun olmadığımız taraflarımızı terk etmeye hazırlanacağız.

Geriye dönüp yılı sorgulayacağız.

Yılı ‘yarın yapacağım’larla geçirecekler için şimdiden söylüyorum:

“Hoş geldin 2018”

 

*Geçen yılki yazımın, bu yıla uyarlanmış halidir.

 

twitter.com/halefrvayis

 
YORUMLAR

Yazarın Diğer Yazıları

>> “Sana” seslenen bir mecra… - 15.02.2017
>> Hissetmediğimiz yaraları iyileştiremeyiz… - 08.02.2017
>> Bilgi, zamana ve ideolojiye gömülüdür… - 01.02.2017
>> Can sıkıntısı… - 25.01.2017
>> Biri köşeye çöp koysa, öteki insanlar orayı çöplüğe çeviriyor... - 18.01.2017
Medyaloji Yazarları
Hüseyin MOVİT Neslihan KABAOĞLU Halef R.  VAYIS Duygu ÇAVDAR
Genç Medyacılara Yol Haritası (270-1)
Tüm Yazarlar