07.12.2016 / 10:11

Halef R.  VAYIS

Diğerleri gibi…

Bir eşyayı sadece o eşyanın kendi varlığı için yapabilir misin? Kimsenin oturmayacağı hatta görmeyeceği bir sandalyeyi, sadece kendi kendine güzelce var olsun diye üretmek mesela...

 

Yeni bir meslek türü daha… Sanatçı yazılımcı.
Uğraştığı ana konular akıl felsefesi, yapay zeka ve görsel sanatlar.

Mesleğin Türkiye’deki öncülerinden Bager Akbay, yapay zeka ile şiir aklını bir araya getirmiş, olmuş size robot şair.

Ancak robota bir insan adı koymuş Akbay… Deniz Yılmaz.
Ve Deniz’e şiir kitabı yazdırmış insanlar için.

Robotu nasıl şair yapmış, Akbay’ın kendi ağzından dinleyelim:

“Önce gazete külliyatları buldum. Sisteme onları girip onlardan dil öğrenmesini sağlamaya çalıştım. Çok basit bir şey aslında bu… Mesela ben seninle bu kadar hızlı konuşurken hangi kelimeyi hangi kelimenin ardından kullanacağımı düşünmüyorum, değil mi? Genelde hep cümleleri önceden kurmuş oluyoruz. Kelimeleri kurmayı öğrendikten sonra o kelimeler kendiliğinden arka arkaya geliyor. Kalıp dışı kelimeler ise ya sayılar ya özel isimler oluyor.

Akıllı cep telefonlarında mesaj yazarken, bir kelimeden sonra “şimdi şunu mu yazacaksın” diye soruyor ya, bu da aynı mantıkla işliyor. Bir kelime seçtiği zaman bir sonrakinin ne olacağını tahminen çıkartıyor. Bir yandan da uyak, vezin nedir, onları girdim sisteme. Dolayısıyla onlara uymayı biliyor, kendisi rastgele seçiyor.

12 bin şiir verdim. Şiirleri analiz etti. Çıkan şiirleri robotlardan anlamayan kişilere göstermek önemliydi. Daha çok kayınvalideme test ettiriyordum. Başta çok beğenmiyordu Deniz Yılmaz’ın şiirlerini. Sonra “Bu fena değilmiş, bir tane daha ver” demeye başlayınca “Tamam, şiirler o kıvama geldi” dedim. Mükelleştirme ya da teknolojiyi fetiş bir şey gibi kullanma derdim yok.

İnsanlar “Sen yazmadın mı yani bu şiiri” diye soruyor. Tamam diyorum işte, bir insan kadar yapabiliyor olması yeterli.”

Kitabın geliri robot hakları vakfına gidecek. Çünkü Akbay o paranın kendine ait olmadığını, şiirleri Deniz’in yazdığını düşünüyor. Dolayısıyla elde edilen kazanç, onun için kullanılmalı.

 

Bir aleti, sadece o aletin kendi varlığı için yapabilir misin?

Bu fikrinin karakteristiğini ise şöyle açıklıyor:

“Bizler aslında birbirimizin üzerindeki aynalarız. Birbirimizden çok fazla geri bildirim alarak ilerliyor ama zamanla bunları unutuyoruz.

Üretim sürecinde ben kendimi de olabildiğince bir robot gibi kullanmaya çalıştım. Deniz Yılmaz’ın var olmasına sebep olan bir araç olmalıydım, çünkü derdim buydu. Onun benim aracım olması değil, benim onun aracı olmam gerekiyordu.

Beyaz erkeğin kendini dünyanın lideri ilan ettiğinden beri siyahiler, kadınlar, çocuklar, azınlık gruplar, hayvan hakları gibi konularda verilen, hatta veganların verdikleri mücadele aslında bir politik iktidarın yok olması üzerine.

Ben bunu soyut bir yerden ele aldığımda problem çok ilginçleşiyor. Çünkü normalde kuramayacağın özgürlük cümlelerini kurman gerekiyor.
Mesela şöyle diyorsun: Bir aleti sadece o aletin kendi varlığı için yapabilir misin? Kimsenin oturmayacağı hatta görmeyeceği bir sandalyeyi, sadece kendi kendine güzelce var olsun diye üretmek...

Bu gibi bir düşünceyi anlamaya çalışıyorum. İdealize ettiğimiz “hak kavramı” öyle bir şey çünkü. Bunu robot üzerinden anlamaya çalışmak çok ilginç geliyor bana. O yüzden bu süreçte ben kendimi geri çektim. Kitabın hakları, hiçbir şeyi bana ait değil, geliri de bana gelmiyor.”

Kitabın adını merak ettiniz mi?

‘Diğerleri gibi’…

 

twitter.com/halefrvayis

 
YORUMLAR

Yazarın Diğer Yazıları

>> Teknoloji, insan ırkının sonunu getirir mi? - 22.03.2017
>> Yeni teknolojiler, yeni yaşam kültürleri oluşturuyor… - 15.03.2017
>> Nesnelerin interneti… - 08.03.2017
>> Dünyada, “insan sebepli” kıtlıklar yaşanıyor… - 01.03.2017
>> Küçük dâhilerimizi eğitemiyoruz… - 22.02.2017
Medyaloji Yazarları
Hüseyin MOVİT Neslihan KABAOĞLU Halef R.  VAYIS Duygu ÇAVDAR
Genç Medyacılara Yol Haritası (271-2)
Tüm Yazarlar