Bugün
Dün
Bu Hafta
Bu Ay
Bugün
Dün
Bu Hafta
Bu Ay
Bugün
Dün
Bu Hafta
Bu Ay
  Yazarlar
Halef R. VAYIS
Verilen sözün yerine getirilmesi doğal şey…
14.07.2010 11:15:23

 

Almanya’da yayınlanan Bild am Sonntag gazetesi, futbol dünyasının yeni yıldızlarından Mesut Özil ile Dünya Kupası üçüncülük maçının hemen ertesinde bir söyleşi yaptı. Sorulardan biri de başka bir takıma transfer olup olmayacağıydı.  

Mesut soruyu, "Şimdiki kulübüm olan Werder Bremen, 2011 yılına kadar geçerli sözleşmemin gereğini yerine getirmemi istiyor, ben de getireceğim. Her zaman, sözleşmemin gerekliliklerini memnuniyetle yerine getirdiğimi söyledim. Bu benim için doğal bir şey" şeklinde, net cevapladı.
 
Haberi okuduğumda gülümsedim. Günümüzde sözlerin kolayca verildiği, ancak yerine getirilmesinden de kolayca vazgeçildiği gerçeği bir yana; sözleşmelerin bile artık kılı kırk yarılarak hazırlanmasına rağmen, bin taklayla nasıl kaçınılmaya çalışıldığını gözlemleyen biri olarak, Mesut’un bu sözleri bana fazlaca “naif” geldi.
 
Naif olduğu kadar hoş ve bir o kadar sıcak…
 
Verilen sözü tutma ve taahhütleri yerine getirme alışkanlığını kazanmanın, öncelikle insanın kendisi için saygı ve güven unsurları yaratacağına inananlardanım.
 
Başkasına verdiğimiz sözleri yerine getirme ilkesine sahip olmanın yolunun ise, önce kendimize verdiğimiz sözleri tutma disiplininden geçtiğini düşünürüm.
 
Hem “fikir neyse zikir odur” duygusunu yaşama ve yaşatma; hem de düşüncelerin davranışa ve beklentilere dönüşerek ilişki yumağının buna göre oluşması durumunun, insanın kendi özgüvenine sağladığı katkıyı çok kez gözlemlemişimdir. Ve sonra bunun tüm ilişkilere olumlu yansımasını…
 
Çünkü sözünün eri olan insan güven telkin eder, inanılırdır. Bilinir ki, ya söz vermez ya da veriyorsa tutar. Siz de ona göre beklentiye girer, en azından hayal kırıklığına uğramazsınız.
 
Kasıtlı yanlışlar yapmaz. Bilmeden yapıyorsa da, bu en çok kendine zarar verir.
Sanırım, aşağıda okuyacağınız kısa öykü, ne demek istediğimi daha iyi anlatacaktır…
 
İnşaat ustasının hikayesi…
 
İnşaat ustası, uzun yıllar kendini işine adadıktan sonra emekli olmak üzeredir. Hayatı boyunca işini hep en iyi şekilde yapmayı hedeflemiş, hep en iyisi için uğraşmıştır.
 
Yıllar önce çalışmaya başladığı şirkette işe girerken, patronu ondan bir taahhütte bulunmasını istemiştir: “İnşa edeceğin her evi, sana verdiğimiz en önemli projeymiş gibi gerçekleştireceğine, her evi bir adanmışlık, özen ve sevgiyle ele alacağına dair bana ve kendine söz verebilir misin?”
 
“Evet” demişti heyecanla ve o günden sonra inşa ettiği her ev için elinden geleni yapmıştı. İşte şimdi son evini yapıyordu; bittiğinde ise emekli olacaktı.
 
Emekli olmaya hazırlandığı son günlerde, patronu onu odasına çağırdı. Ayrılacağı için üzgün olduğunu söyledi; şirketi için yaptıklarına teşekkür etti. Ancak son bir ricası vardı: “Bize son bir ev daha inşa eder misin, bu benim için çok önemli.”
 
Patronunu çok seven usta, onun ricasını kabul eder ve hemen yeni bir ev üzerinde çalışmaya koyulur. Ama yıllar boyunca inşa ettiği diğer evlerin aksine, bu son evde uzmanlığını sonuna kadar göstermez ve bir an önce bitirip kendi emeklilik hayatına doğru yol alabilmek için bildiği bütün kestirme yolları kullanarak projeyi rekor bir sürede sonlandırır.
İşleri kısa yoldan halleder, malzemeleri özensiz kullanır, ustalığını yeterince ortaya koymaz ve işi bitirmek için acele eder. İş hayatının başlangıcında verdiği sözü adeta unutmuştur.
 
Evi teslim ettiğinde patronu, ricasını kırmadığı için ona nazikçe teşekkür eder ve evin anahtarlarını uzatır: “Bu ev senin için. Yıllar boyunca ortaya koyduğun titiz ve verimli çalışmanın karşılığı olarak ufak bir veda armağanı.”
 
İnşaat ustası şaşkına döner. Evin kendisi için olduğunu bilse, daha özenli yapacağını düşünür bir an.
 
Utanır…
 
İnşaat ustası kendine ve şirketine verdiği sözü belki sadece bir kez tutmamıştı ama böylesine özensiz yaptığı tek evde, hayatı boyunca kendisi yaşamak zorunda kalmıştı.
 
***
İnsan doğasındaki temel ihtiyaçlardandır, kendini güvende hissetmek. Ancak bunun için güven de tesis edilmelidir. Güven tesis etmek için ise, önce inanılır olmak gerekir.
 
Verilen sözlerin yerine getirilmesi doğal şeydir yani…
 
 
    
Bu haberi toplam 126 kişi beğendi.
Kendimize güvenmek... Sezin - 21.07.2010 14:19:35 Ticari ilişkilerde tutarlı ve tahmin edilebilir olmak hem işveren hem de çalışan açısından karşılıklı güveni sağlamlaştırır.Ayaklarının altındaki zeminin kaymayacağından emin olan insanlar yeni fikirlere açık olur.Risk almaktan korkmaz.Verilen sözlerin tutulmaması ve güvenin yıkılması sizinde söylediğiniz gibi her şeyden önce insanın kendisine zarar verir.Yaptığımız her şey sonuçta bize geri döner;iyisiyle,kötüsüyle...
Başkalarına karşı beslediğimiz güven aslında kendimize olan güvenden gelir.
Romantik ilişkilerde Güven... Sezin - 21.07.2010 14:19:16 İkili ilişkilerde, özellikle aşk ve dostluk ilişkilerinde güven duygusu olmazsa bu, temeli sağlam olmayan bir binaya benzer. En ufacık sarsıntılarda yıkılmaya hazırdır. Güven aslında karşındakine güvenmekten ziyade bireyin kendini güvende hissetme duygusudur. Hani romantik ilişkilerin olmazsa olmazı olan üçlü vardır ya; sevgi-saygı-sadakat, güven bunların üçünü de kapsayan bir olgudur. Sevildiğine, saygı gördüğüne ve sadakatle bağlanıldığına inanma ihtiyacıdır güven.
İnsan İlişkilerinde En Güçlü Duygudur Güven... Sezin - 21.07.2010 14:18:54 Yazılarınızı beğenerek okuyorum.ilk kez yorum yazmaya niyetlendim ama karakter sayısına takıldım, galiba kısa kesemiyorum:) Güven benim hayatımda da çok önem verdiğim bir konu. Hayatın bütününde olmazsa olmaz bir olgu güven. Çok kırılgan bir nokta. Temeli iyi atılmazsa her an yerle bir olabilecek bir bina gibi. Özelikle yaşadığımız çağda insanları yalnızlığa mahkum eden en önemli mihenk taşlarından. Güvenebileceğin bir dosta, sevgiliye yada iş arkadaşına sahipsen daha büyük zenginlik var mı?
Sular kesik, annenizde kalabilirsiniz… - 01.02.2012 10:51:22 Bir zamanlar Wikileaks vardı… - 25.01.2012 11:32:52 Kadın, kendi canavarını yaratmaya mecbur mu bırakılıyor? - 18.01.2012 12:15:04 Çoban Yarışı… - 11.01.2012 12:06:54 Akıllı insan olmanın, başka başka yollarını aramalıyız... - 04.01.2012 11:43:40 Hoş geldin 2013* - 28.12.2011 11:20:58 Zordur kaybettiğinize yeniden sahip olabilmek… - 21.12.2011 12:24:50 Bir büyük ideal, nasıl tarihe gömüldü? - 14.12.2011 11:23:10 Türkiye bu kez başarabilecek mi? - 07.12.2011 11:25:30 Az şey öğrenen, çok şey mi hatırlar? - 30.11.2011 11:54:10 Kral bile olsanız, öğreneceğiniz şeyler vardır… - 23.11.2011 11:00:32 Yeri sürekli değişen ağaç, kök salamaz… - 16.11.2011 11:29:40 Reklamcılara iyi karlarla satılıyoruz… - 09.11.2011 12:24:55 Deprem yardımlarının yağmalanması sadece tesadüf mü? - 02.11.2011 11:44:27 Medya takibine ilgi ne zaman başladı? - 26.10.2011 11:08:20 Kadına şiddette algı sorunu… - 19.10.2011 12:20:32 Türk basın tarihine kısa bir yolculuk… - 12.10.2011 12:10:25 Genç Fotoğrafsızlar ne düşünüyorlar? - 05.10.2011 12:44:17 Bir kız çocuğunun anıları… - 28.09.2011 13:00:13 Tek uygarlığa doğru yol alıyoruz… - 21.09.2011 11:33:49 Aşka direniş mi başlıyor? - 14.09.2011 11:28:53 1600 sayfalık gazete… - 07.09.2011 11:41:53 Dış haberciliğimiz “çeviri habercilik” yapmaktan kurtulamıyor… - 02.09.2011 12:37:49 Facebook ve Twitter’ı daha da büyütmek bizlere kalıyor… - 24.08.2011 11:24:12 Teknolojiler, insanları yeniden icat eden araçlardır… - 17.08.2011 12:44:25