Bugün
Dün
Bu Hafta
Bu Ay
Bugün
Dün
Bu Hafta
Bu Ay
Bugün
Dün
Bu Hafta
Bu Ay
  Yazarlar
Onur ALMIŞLAR
Suçumuz Fenerbahçeli olmak mı?
04.08.2010 12:41:56
Eskiden lig maçları TRT’de yayınlanırdı. Taraftarı olduğumuz futbol takımının maçını şifresiz ve parasız seyrederdik. Şimdiki gibi, LİG TV’si olan bir tanıdık, komşu, eş dost aramaz, maçı izleyebilmek için kapı kapı dolaşmazdık. Eskiden her şey daha güzeldi. Şimdi maçlar şifreli kanallarda. Hadi LİG maçlarını geçtik, taraftarı olduğumuz futbol takımının Avrupa maçları da şifreli kanalda… Türkiye’de yaşayan insanların ekonomik durumları zaten iyi değil. Küçük bir kesimin çok iyi ama geriye kalan büyük bir kesimin durumu hiç iyi değil. Geriye kalan bu büyük kesim için yaşam çok zor. Bu insanların tek keyfi (lüksü) televizyon izlemek… Bu insanlar içinde yer alan erkeklerin büyük bir bölümünün tek keyfi ise taraftarı olduğu takımın maçlarını izlemek. Bu büyük çoğunluk, bir sürü giderin yanında, sevdiği futbol takımın maçlarını izlemek için bir de şifreli kanallara 30-40 TL para verecek durumda değil. Bir ara, LİG TV’de yayınlanan tüm maçları değil de sadece kendi takımının maçlarını izleme şansı olsa ve böylece tüm maçlara verilecek ücret oldukça azalırdı diye düşünmüştüm. Bu düşüncemiz artık gerçek oldu. Ama sadece Anadolu takımlarının taraftarlarına çünkü “Üç Büyükler”in taraftarları yine daha yüksek ücret ödeyecekler! Vurun “Üç Büyükler”in taraftarına…
 
Geçen haftaki yazımda(1) belirtmiştim, markalar tüketicinin asıl öğrenmek istediğini, tüketici için önemli olanı reklamlarında gizliyorlar. Bu haftaki konumuzla alakalı güzel bir örnek var; LİG TV’nin “Erkekler bunu ister” sloganı bir basın reklamı. Reklamda kocaman kocaman harflerle “SEÇTİĞİN TAKIMIN MAÇLARI ayda 12.99 TL’YE” yazıyor. Bu basın reklamına ya da LİG TV’nin aynı konulu televizyon reklama bakınca hemen bir LİG TV satıcısına koşup LİG TV abonesi olası geliyor insanın. Düşünsenize, takımımızın maçını (çok kalitesiz de olsa) 12.99 TL izleyebileceğiz. Oysa bu basın reklamında gizlenen bir ayrıntı var. O ayrıntıda Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş taraftarlarının maçları ayda 34.99 TL’ye izleyebileceği yazıyor. Şimdi ben bu ayrıntıya “gizlenen” diyorum ama firma yetkilileri “Hayır biz bu ayrıntıyı gizlemedik, belirttik” diyebilirler. Ama o ayrıntı belirtilmemiştir, resmen gizlenmiştir. Belirtilmiş olsa ilk bakışta okunabilecek, fark edilebilecek şekilde olurdu. Ama öyle değil, neredeyse mikroskopla görülebilecek bir şekilde yazılmış. Şimdi bu reklamdaki ayrıntıyı kaçırıp hemen LİG TV satıcısına koşsak ve “Abi ver oradan bana bir LİG TV” desek, satıcı da reklamdaki o ayrıntıyı bize söylemese, o da bizden bu ayrıntıyı saklasa ne olacak? LİG TV’yi alan ve ayda 12.99 TL ödeyeceğini sanan Fenerbahçeli, Galatasaraylı ya da Beşiktaşlı taraftar, ay sonunda gelen 34.99’luk faturayı görünce önce LİG TV satıcısını, sonra da LİG TV müşteri hizmetlerini topa tutacak, ana avrat düz gidecek… Hadi hepsini geçelim, televizyon ve basın reklamında o ince ayrıntı gizlenmemiş, bağıra bağıra belirtilmiş olsun. İyi ama bu haksızlık, adaletsizlik değil mi? Nedir yani! Fenerbahçe, Beşiktaş ve Galatasaray taraftarları çok mu zenginler? Bu “Üç Büyükler”in taraftarlarının suçu ne? Neden bu haksızlık?
 
Bu reklam kimin; Doritos’un mu, Rocco’nun mu, Rufles’ın mı?
 
Markaların birbirlerini taklit etmelerinden bıktım artık. Doritos’un “Haydarili Hadi Gari” reklamını izledim geçen akşam. Ama reklam Rufles’ın mı, Rocco’nun mu yoksa Doritos’un mu anlamadım. Üç markanın da son reklamları birbirlerinin aynısı. Şımarık birkaç genç, saçma sapan işler yaparak ürünü tüketiciye beğendirmeye çalışıyorlar. Yok efendim binanın tepesinde eşek gibi anırmak, yok efendim bir erkeğin başka bir erkeğe çiçek vermesiyle dalga geçmek. Doristos’un hedef kitlesinde eşcinseller yok herhalde! Çünkü bu çiçek verme olayı eşcinseller tarafından hakaret olarak da sayılabilir. Doristos’un “Haydarili” reklamı genel olarak çok kötü, taklit, sevimsiz, basit, banal ve hatta çok gıcık. Bu markalardan daha yaratıcı reklamlar bekliyorum ben.  
 
Avea da ringe girdi
 
Avea’nın yeni reklam filmi(2) ekranlarda yerini aldı. Reklamda Ülker Dankek reklamlarından hatırlayacağınız arkadaşım (Twitter’dan) Erdem Yener rol alıyor. Erdem yine çok başarılı bir performans gösterdi. Yine komik, yine sempatik… Ama en önemlisi Avea’nın reklam ringindeki Vodafone ile Turkcell arasındaki dövüşe katılmış olması. Aslında ben Avea’nın sesiz ve sakin bir şekilde reklamlarına devam edeceğini ve diğer iki rakibine yumruk atacağını düşünmüyordum. Ama Avea beni yanılttı. Yanıltmakla da iyi yaptı. Çünkü Turkcell ve Vodafone ringde dövüşürken, Avea tüketiciyle birilikte seyirci koltuğunda oturuyordu. Tüketici maça yoğunlaşmışken ve tüm dikkati dövüşen iki markadayken Avea giderek unutuluyordu. Şimdi Avea da ringe girerek kendisini gösterdi. Bakalım bu ring üç markayı taşıyabilecek mi! Bu maçtan hangi marka galip çıkacak. Evet, bahisler açılsın…  
 
Medyası iştir ülkenin lafa bakılmaz
 
Şimdiki filmlerde toplumsal sorunlar pek işlenmez oldu. Varsa yoksa aşk, entrika, aldatma, zenginlik falan. Eski filmlere bakıyoruz ki komedileri bile, halkın sorunlarıyla ilgileniyorlar. Mesela Kemal Sunal’ın 30 yıl önce oynadığı bir filmi izleyin, o filmde ülkenin içinde bulunduğu ekonomik, sosyal ve siyasal soruların hemen hemen hepsi bugün de var. Yani 30 yıldır hiçbir şey değişmemiş. Dün düşündüm ki, her şeyi bırakıp bir dağa yerleşmişim. Birkaç koyun ve inek, kendi bahçemden yetiştirdiğim sebzeler, televizyon, gazete, radyo yok… Aradan on yıl geçmiş. Benim on yıldır dağda her şeyden uzak yaşadığımı duyan gazeteciler/televizyoncular röportaja gelmişler ve bana soruyorlar “Efendim bunca yıldır televizyon izlemeden, gazete okumadan, hiçbir şeyden haberiniz olmadan nasıl yaşadınız?”. Ben de cevap veriyorum “Anlatırım ama önce siz şu sorularıma cevap verin; hala en pahalı benzini, en pahalı vergiyi mi veriyoruz? YouTube hala kapalı mı? Sansür devam ediyor mu? Dokunulmazlıklar hala kalkmadı mı? Gazeteler hala İstanbul için mi haber yapıyorlar? Televizyonlarda hala türban, ekonomi ve Kürt sorunu mu tartışılıyor?” Onlar bu sorularımın hepsine “Evet” diye cevap veriyorlar. Ben de onlara “Siz şimdi gidin on yıl sonra yine gelin, röportajı o zaman yaparız” diyorum.  
 
   
(1) http://www.medyaloji.net/haber/alt_yazilar_yasaklansin_.htm
(2) http://www.medyaloji.net/haber/avea_dan_rakiplerine_iddiali_gonderme_.htm
    
Bu haberi toplam 17 kişi beğendi.
Reklamlar ve gerçekler 2 - 02.02.2012 13:33:18 Reklamlar ve gerçekler - 26.01.2012 09:44:24 Reklamları anlatan süpürge - 19.01.2012 09:11:31 Kurutuluşumuz ateizmde! - 12.01.2012 09:43:50 Omo ile şiddete devam! - 05.01.2012 09:18:37 Sinekler ve markalar - 29.12.2011 10:11:54 Size mal diyebilir miyim? - 21.12.2011 11:24:06 Koltuktaki Harry Potter’lar ve sabır taşı! - 14.12.2011 10:10:11 Vodafone blöf mü yapmıştı? - 07.12.2011 10:23:21 Evet, sosyal medya kesinlikle PÖH’tür! - 02.12.2011 12:29:01 İnternet gazeteleri, Twitter'da internet gazeteciliğini bitirecek! - 23.11.2011 12:15:48 Haşmet Babaoğlu da Mehmet Atalay da yanılıyor! - 15.11.2011 15:51:52 İzlemeye devam edin! - 03.11.2011 12:30:13 Rakiplerimiz sağlığa zararlıdır! - 27.10.2011 14:49:06 Akılsız olanlar kim peki? - 20.10.2011 17:31:49 Markayla saadet olmaz! - 12.10.2011 10:29:20 X-Man Emirhan ve Ayşe Özgün’ün maceraları - 28.09.2011 12:01:37 Kime göre iyi gazete? - 21.09.2011 14:18:49 Sizin bir öneminiz yok! - 15.09.2011 14:09:19 Kokan reklamlar - 08.09.2011 11:19:29 Tüketiciler Gezegeni - 29.08.2011 12:48:27 Reklamlarda ötekileştirilenler - 12.08.2011 10:12:01 Afrikalı olmayan açlar! - 05.08.2011 12:19:37 Gündemin mezarlığındaki tren! - 29.07.2011 11:40:42 Kendilerini kaybeden tavşanlar! - 20.07.2011 15:15:00