24.11.2009 12:30:30
Avrupalıların, özellikle İtalyanların ve Fransızların sözüdür: Türk gibi sigara içmek.
Çok sigara içenler için “ Türk gibi sigara içiyorsun” derler…
Ancak bugünlerde Türk’lerin başı sigarayla fena halde dertte.
Ne astım, ne kanser ne de başka bir hastalıktan bahsediyorum. Sözünü ettiğim, 19 Temmuz 2009’da hayatımıza giren sigara yasağı.
“Sigara sağlığa zararlıdır”, “Sigara içmek öldürür”, “Sigara içmek size ve çevrenizdekilere ciddi halde zarar verir” gibi, sigara paketlerinin üzerine yazılı, caydırıcı olması gereken tüm sözler, vız gelip tırıs gitmiştir, Türk sigara tiryakileri için.
Ta ki 19 Temmuz’a, yani tüm kapalı alanlarda sigara içme yasağının başlamasına kadar.
Şimdilerde ise bir kısım işletmeciyle tiryaki seferber olmuş; nasıl olur da yasağı aşarız peşinde. Oysa yasak başladığında işler daha kolaydı. Yaz olduğundan dış mekanlarda veya bahçelerde oturuluyor, etkisi henüz yaşanmıyordu.
Biraz da bu nedenle olsa gerek, ilk önceleri yasağa harfi harfine uyuluyordu.
İtiraf etmeliyim, bu kadar uyuma hayran kalmıştım. Güngören’de küçük bir esnaf lokantasında, bahçenin açık olan kısmının üzerinde balkon çıkıntısı olduğu için sigara içirilmiyordu (diğer her tarafı açıktı). Lokantanın sahibi, bahçenin yol kenarındaki üstü tamamen açık kısmında, özel bir oturma alanı yapmış, yemek sonrası çay servisini orada veriyordu. Böylece tiryakiler, sigaralarını çaylarıyla rahatça tüttürebiliyorlardı. Bu hızlı adaptasyona şaşırmış, kendimizi takdir etmiştim.
Havayı ısıtıyoruz…
Hem tiryakiler hem de mekan sahipleri için işin vahameti ise, soğuklarla başladı. Restaurant, bar ve cafe sahipleri, müşteri yokluğundan mustarip. Herkes bir yol deniyor, çareler arıyor.
Ve bugünlerde yasağın birçok yerde delindiğini görür olduk. Lüks restaurantlarda, kış bahçesi türünde etrafı camla kaplı (dört tarafı ve üstü kapalı) ilaveler hazırlandı, sigaralar artık buralarda içiliyor; birçok gece kulübünde, belli bir saatten sonra tütün serbestleşiyor.
Isıtıcı üretenler durumun farkında; soba reklamları dış mekanları ısıtma problemine gönderme yapıyor. Oysa eskiden dış mekanları ısıtma diye bir sorunumuz var mıydı? Açık alanlarda, ateş ya da mangal yakma dışında çözümler arar mıydık? İçinde soba yanan bir evin, camı-penceresi açık olsa, “ne o, havayı mı ısıtıyorsun” diye dalga bile geçerdik.
Havayı ısıtmanın ekonomik boyutuna, dumanla yaratılan hava kirliliğinin ayrıntılarına ise hiç girmeyeceğim, o bambaşka bir konu.
Kışa yaklaştıkça, bahçenin belli bir bölgesini koruma altına alan yemek ve eğlence sektörü işletmecileri, birkaç ısıtıcıyı ortalığa serpiştirip tiryakiler de soğuğa özverili yaklaşınca, ortaya idarelik bir durum çıkmaya başladı.
İşin mizahi, ancak bir o kadar gerçek tarafından söz etmek gerekirse; sigara tiryakiliği yasak olanı yapmanın sağladığı adrenal ile birleşince, içinde bulunulan durum daha keyifli bir hal almış bile denilebilir. Başka bir deyişle, yasağı delen bir ortam bulunduğunda sigara içmek, tiryakilere farklı hazda bir varyasyon yaratmış görünüyor.
Yasağın arkasında durmalıyız…
Eski tiryaki, şimdilerde ise yasal ortamlarda keyif içicisi olan ben, her türlü yasakçı zihniyete karşı olmama rağmen, uygulamayı gönülden destekleyenlerdenim.
Devlet, sigara yasağının arkasında durmalı. Bizler, toplum olarak durmalıyız, kişi olarak durmalıyız. Bizim sağlığımız bir tarafa olsa bile; çocuklarımızı bizden sonraki sigarasız yaşama alıştırabilmek, dumansız hayata geçişlerini kolaylaştırmak adına bunu yapmalıyız.
Önümüzdeki yıl, sigaranın zararları konusuna tiryakilerin dikkatini daha fazla çekmeyi amaçlayan yeni bir uyarı uygulaması başlayacak.
Uygulamanın adı: ''Birleşik uyarı''.
Buna göre, sigara paketlerinin ön yüzünü artık bir de resimli uyarılar kaplayacak.
Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu'nun, bu konuda belirlediği takvime göre, 1 Ocak 2010 tarihinden itibaren Türkiye'de üretilen ya da ithal edilen bütün sigara paketlerinde uyarı resimleri yer alacak.
Adrenali birçoğumuz severiz.
Ancak sigarasız bir hayatla ilgili bu kadar yol kat ettikten sonra, diyorum ki, adrenali de başka yerde arayalım.