11.08.2010 12:48:43
“Ne sattığınız önemli değildir. Aslolan ürününüze olan inancınız ve onu satarken duyabileceğiniz heyecanlarınızdır.”
Bu temel noktayı hatırlattıktan sonra, yazımın aşağıdaki kısmında deneyimli bir satış uzmanının, gözlemlerine dayalı bazı önerilerine yer vermek istiyorum.
Satışla ilgili çeşitli kitaplar okumuş, çeşitli kurslara katılmış, kendi tecrübelerinizi edinmiş olabilirsiniz. Yine de yazının devamını okumanızı öneririm. En azından bildiklerinizle harmanlar, başka bir ağızdan doğrulatmış olursunuz. Katılmadığınız noktalar varsa eğer, nedenleri üzerinde düşünme fırsatı yakalarsınız.
“Tüm İletişimin yüzde 40'ı dinlemeden, yüzde 35'i konuşmadan, yüzde 15'i okumadan, yüzde 10'u ise yazmadan oluşur. Ortalama dinleme verimliliği ise yüzde 25'te kalır ve tüm iletişimin yüzde 70'i bu nedenle yanlış anlaşılır” gibi akademik anlatımlardan kaçınarak, uzmanımızın söylediklerini özetliyorum:
“Satış elemanında tutku ve coşku olmalıdır. Heyecan ve tutku bulaşıcıdır. İşinize ve sattığınız şeye karşı ne kadar heyecan duyarsanız, etrafınızdakiler de bundan etkilenip coşkunuza ortak olacaklardır. İşe duyulan heyecanı, ekip arkadaşlarıyla ve müşterilerle paylaşmak, satış mesleğindeki başarının bir numaralı dayanağıdır.
İletişiminiz; söylediklerinizin, sesinizin ve beden dilinizin bileşimidir. Sözleriniz, gerekli tüm gerçekleri ve verileri içerebilir, ancak tüm mesajınızın yalnızca belli bir bölümüdür.
Mesajınızın çoğunluğunu ise diğer kanallar aracılığıyla karşınızdakine aktardığınız enerji, tutku ve inanç oluşturur.
Ortak algı, müşterinizi kurumunuzun bir parçası yapar…
Dinleme becerisi, satış işinde çalışanlar için "yaşamsal önem” taşır. Bilinçli ve empatik bir dinleme, karşınızdaki kişinin yerine de düşünebilmenizi sağlar. Müşterimizin ne istediğini öğrenmenin yanında, ne istemediğini öğrenmenizi de kolaylaştırır ki, bu durum müşterinizin ne istediği kadar önemlidir.
Durumu, şirketiniz kadar müşterinizin gözünden de görmeye çalıştığınız noktada, ortak algı başlar ve müşteri bu algıyı hissettiği anda, artık kurumun bir parçası olmaya hazırdır.
Çok kısa süre içinde gereğinden fazla samimi olmak, hem hoş değildir hem de profesyonel bir davranış sergilememizi engeller. Müşterinizin izin verdiği oranda ileri gitme bilincine sahip olmalısınız.
Satış elemanları kazanç üretme merkezleri olma özellikleri dışında, kurum ve müşteri arasında bir köprü vazifesi görür. Köprü ne kadar sağlam ve güvenilir ise, o oranda tercih sebebi olacaktır.
En önemli kişi, her zaman müşteridir; ama haklı kişi, her zaman müşteri değildir. Bu noktada gösterilen tutum ve sergilenen kimlik, en dikkat edilesi gereken konulardan biridir. Uşak olmakla iyi servis vermek arasındaki farkı, müşteri de çok iyi gözlemleyecektir.
Çoğunlukla müşterinin de bildiği, ancak alışkanlıkları nedeniyle pek talep etmediği değişkenleri ortaya koymak, bir satıcının görevleri arasındadır. Yönlendirebilme gücü ise bilgiden geçer. İyi bir satış elemanı, sattığı ürünleri ve rakiplerini sürekli takip edip analiz etmelidir. Rakip ürünlerin artı ve eksi yanlarını bilmek, satıcının kendi ürününü ön plana çıkarmasını sağlar. Günlük gazeteleri, araştırma raporlarını, haftalık dergileri okumak, bir satış elemanının aktif ödevlerindendir.
Çeşitli departmanlar ile iletişim halinde olup ilgili bölümlerdeki uzmanların görüşlerini almak ve müşteri ihtiyaçlarını onlara yansıtarak ürünün geliştirilmesine katkıda bulunmak da, yine satış personelinin asli görevidir.”
Önemli olan ne sattığınız değil, onu satarken duyduğunuz heyecanlarınızdır. Bunlar mutlaka ama mutlaka satış sonuçlarınıza yansır…