24.03.2011 11:08:56
Sürekli reklam yapan, yaptığı reklamlarda rakiplerine çatan, tüketicinin kafasını karıştıran ve bulunduğu sektörün yaklaşık üçte birine sahip olan markaların “Tüketici hakkı” ya da “Anayasa” demesi bana garip geliyor, biraz durup düşünüyorum! Tüketicinin hakkını savunan/savunacak olan bir marka bana hiç samimi gelmiyor. Turkcell’in “Cep Anayasası” ve Vodafone’un “Tüketici Hakları Bildirgesi” girişimleri güzel tamam ama samimi değil! Zaten olması gereken haklar sanki bu iki markanın girişimiyle olacakmış gibi sunuluyor tüketiciye! Sanki yıllardır tüketicinin hakkını yiyenler Kızılderilililer ve posta güvercinleriydi de Turkcell ve Vodafone gelip bizi bu haksızlıktan kurtardı…
Şimdi burada bu iki markanın anayasa ve tüketici hakkı bildirgelerini uzun uzun yazmak istemiyorum. Maddeleri okumak isteyenler Turkcell’in (1) ve Vodafone’un (2) internet sitelerinden ilgili maddelere ulaşabilirler. Ben her iki markanın da ilgili bildirgesinde/ anayasasında yer alan maddeleri okudum ve şunu söylemek istiyorum: Çok affedersiniz ama bu maddelerde saydıklarınız bizim hakkımızdan önce zaten sizin MECBURİYETİNİZDİR! Bize en kaliteli hizmeti vermeye mecbursunuz! Sanki bedavaya alıyoruz hizmeti!
Kafama takılan bir de soru vardı: Bu iki marka, benzer reklamlarını (tüketici hakları) neden aynı zaman diliminde yayınladılar? Sonra kafama takılan bu sorunun cevabını Medicat’te yayınlanan bir haberde (3) buldum. Haber şöyle:
“Yüksek rekabet ortamında çeşitli kampanyalar düzenleyen GSM operatörleri Turkcell ve Vodafone aynı zamanda başlattıkları "Cep Anayasası" ve "Tüketici Hakları Bildirgesi" kampanyaları ile pişti oldular. İki GSM operatörünün birbirine bu kadar çok benzeyen kampanyaları aynı anda lanse etmelerinin perde arkasında Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun (BTK) Eylül ayında yayınladığı “kalite yönetmeliği” bulunuyor.
Eylül ayında yayınlanan BTK kalite yönetmeliği GSM operatörlerine kullanıcı haklarının korunmasını sağlamak amacıyla belirli standartlar getirdi ve operatörlerin hizmetlerini bu standartlara yükseltmeleri için altı ay süre verdi. Yönetmelik bu ay yürürlüğe girerken, Turkcell ve Vodafone BTK’nin getirdiği standartları sağlamak için yaptıkları değişiklikleri, kullanıcılarına sundukları haklar şeklinde lanse etmeye başladı.”
Yani aslında bu iki markanın tüketiciyi falan düşündüğü yokmuş, her şey BTK’nin aldığı kararla ilgiliymiş… Şimdi gel de bu markaların samimiyetlerine inan!
Patronuna güvenme, siyasetçine güvenme, devletine güvenme!
Gül gül ölüyorum şu reklamlardaki ağlanacak halimize. Sonra ölüp ölüp diriliyorum gerçeklerin yüzünü görünce. Ben görüyorum ama reklamdaki o adam bir türlü göremiyor ve gerçeği söyleyemiyor. Çünkü o adam gerçek değil. Gerçekte adam ama reklamda gerçek değil…
Anadolu Hayat Emeklilik reklamı (4) hayatın gerçeklerinden birisini vuruyor yüzümüze: “Bu ülkede, bu çalışma koşullarında; nah emekli olursun!” Reklamverenin verdiği mesaj benim aldığım mesaj kadar sert mi bilemiyorum… Anlayana sivrisinek saz anlamayana slogan mesaj az!
Anadolu Hayat Emeklilik reklamını izleyince anladım ki, bu ülkede, bu çalışma koşullarında, bu kadrosuzlukla emekli olmak çok zor! Zaten reklamdaki karakterler de öyle düşünüyorlar. Genç olan “Biz niye Anadolu Hayat Emeklilik yaptırmıyoruz ağabey?” diye soruyor ve ağabey de “Çünkü artık emekliliğe memekliliğe gerek kalmadı!” diye cevap veriyor. Ağabey gerçeği bir türlü söyleyemiyor; “Evet yaptıralım biz de, zaten böyle emekli olacağımız yok, güvencemiz yok, geleceğimiz yok!” diyemiyor… İşleri var ama gelecekten umutları yok; tıpkı Tekel işçileri gibi, tıpkı Casper’dan atılan işçiler gibi, tıpkı Çankaya Belediyesi’nde haklarını arayan işçiler gibi… Ama onlar reklam karakterleri olduğu için işi ciddiye almıyorlar ve kurtuluşlarını tavşanda, sayısal lotoda, zengin bir kısmette arıyorlar.
Bana göre Anadolu Hayat Emeklilik reklamı tarihe not düşülecek bir reklamdır çünkü içinde bulunduğumuz durumu çok iyi anlatıyor…
(4) http://www.medyaloji.net/haber/anadolu_hayat_tan_turk_usulu_reklamlar.htm