02.06.2011 12:46:23Gün geçmiyor ki bir marka ürün değil de yaşam tarzı satmasın (Evet lütfen satmasın artık). Markaların ürünleri yerine bize sundukları hayatları satın alıyoruz ya da markalar öyle olduğunu zannediyorlar. Ufacığı kocaman, basiti karmaşık, sadeyi renkli sunuyorlar. Pireyi deve yapıyorlar. Reklamların amacı da bu zaten; pireyi deve yapmak... Eh, benim işim de deveyi eski haline yani olması gereken biçime dönüştürmek.
Bifa’nın bisküvi markası Cafe Break’in reklamı 9 Mayıs’ta ekranlardaki (1) yerini aldı. Marka ürününü “Kendini özel hissedenlere özel” sloganıyla sunuyor tüketiciye. Aslında marka ürün sunmuyor; bisküvi sunmuyor, gıda maddesi sunmuyor; tüketiciye his sunuyor. Bu ürün karnını doyurmaz, açlığını gidermez, lezzetli değil (tersini söylemiyor en azından) ama kendini özel hissettirir diyor. Reklamda da öyle oluyor zaten. Kendini özel hisseden bir bayan bakkaldan Bifa Cafe Break alıyor, paketi açıyor, bir tane püskeviti ah pardon bisküviyi ağzına atıyor ve sonra gelsin kırmızı halılar, gitsin etraftan hayranlık dolu bakışlar, bir şaşaa bir gösteri sorma… Sanırsın İstanbul’un sahibi o bayan veya Sülüman’ın biricik sevgilisi Hürrem. Reklamı veren markaya göre öyle tabii ama bu kadar da abartılmamalı. En nihayetinde bisküvidir. Çayla iyi gider, uzun yolculuklarda molalarda, okul kantinlerinde, iş yerinde öğle aralarında aperatif olarak yenebilir. Bisküvi tercih edenler de kendisini özel falan hissetmezler. Lüks bir restoranda yemek yemekten ucuzdur, ulaşılması kolaydır, zaman kazandırır ve bu yüzden bisküvi tercih edilir. Hissettirdiği tek şey tokluktur!
Yani bilmiyorum ki, neden kendileri olmaz markalar, neden ürün değil de stil, his satmaya çalışırlar, neden hiç alakaları olmadıkları alanlara yönelirler, neden ürünlerinin gerçek amacını anlatmazlar? Al bu bisküviyi ye kardeşim, karnın doysun, mideni bastırsın, hem ucuz da… Demezler? Şu işe bak “Kendini özel hissedenlere özel”… Ben kendimi özel hissetmiyorum, gayet sıradan birisi gibi hissediyorum ne olacak? Sizin bisküvinizi yemeyeyim mi? Şöyle bir sahne mi canlandı kafamda:
-Bakkal amca bana bir tane Cafe Break verir misin?
-Olabilir ama önce söyle bakalım kendini özel hissediyor musun?
-Yoo hayır!
-Çı! O zaman alamazsın!
-Ühü! Anneeee!
Bu mu yani?
Sütaş’a tekrar soruyorum
Sütaş’ın inekleri erkek mi? Daha önce de dikkatimi çekmişti ve konuyla ilgili(2) bir yazı yazmıştım. Geçenlerde Sütaş’ın yeni bir reklamını gördüm. O reklamda da ineğin erkek sesiyle seslendirildiğini duydum. Sevgili Sütaş, neden dişi bir hayvan olan inekleri erkek sesiyle seslendiriyorsunuz? Çok merak ediyorum…
O yabancı maddeler neler?
Arzum Onan’ın rol aldığı Hayat su reklamı(3) dikkatimi çekti. Kafama takılan bazı noktalar var ama bu noktalar sadece Arzum Onan’ın kıyafetindeki noktalar değil. Şöyle diyor Arzum Onan:
“Hayatın yoğun temposunda vücudumda ihtiyacım olmayan maddelerin biriktiğini biliyorum. Bu yüzden bol bol su içmeye özen gösteriyorum, Hayat Su içiyorum. Suyun hafif tadı ve dengeli mineral yapısı vücudumun ihtiyacı olmayan maddelerden arınmasına yardımcı oluyor. Ben de hayata yeniden başlamış gibi hafif hissediyorum”
Reklamı izleyince ister istemez merak ediyor insan; o maddeler neler? O maddelerin dışarı atılması suyun mucizesi mi yoksa anatomik yapımızla mı ilgili? Su içmezsek o maddeler dışarıya atılmaz mı? Hayat Su dışındaki sular o maddeleri dışarıya atmazlar mı? Bu özelik sadece Hayat Su’ya mı özgü? Merak ettim sadece…
TOYOTA gibi çark!
Totota Tuncel Kurtiz’in sesiyle ki popüler kültürde bu sese Ramiz Dayı sesi deniyor, önce esti gürledi, bayanları ve çocukları unuttu, âleme racon kesti, sonra gelen tepkilerden midir, strateji hatası yaptıklarını; kendilerini yanlış anlattıklarını düşündüklerinden mi, yoksa Ramiz dayı öldüğü ve artık etkisiz eleman olduğu için mi bilinmez, raconu bırakıp efendi efendi tüketiciye seslendi(4). Sakin sakin, kimseyi üzmeden, Toyota’su olsun olmasın…
(1) http://www.medyaloji.net/haber/bifa_reklaminda_kirmizi_hali_seremonisi_.htm
(4) http://www.medyaloji.net/haber/toyota_dan_masal_tadinda_yeni_reklam_.htm