Onur ALMIŞLAR
Oturduğu yerden para kazandırmak...
7/21/2010 10:37:15 AM

 

Aslında bilineni ve tercih edileni “Oturduğu yerden para kazanmak”tır. Çoğu insan taş atıp kolu yorulsun istemez. En güzeli armut piş ağzıma düştür. Kolay, rahat, zahmetsiz… Zaten başımıza ne geldiyse armudun pişmesini beklerken gelmedi mi? Neyse… Tabi oturduğun yerden para kazanmak varsa kazandırmak da olmalı. Bu ayki Forbes(*) dergisinden öğrendim ki, Türk insanı dizi yapımcılarına oturduğu yerden para kazandırıp durmuş, hem de ne paralar! Ama otururken belli olmuyor kazandırdığımız paralar. Hani kimisi dizi izleyenlere “Ne yapıyorsun boş boş oturup o ekranın başında?” diye dizi izleyenleri eleştiriler ya, işte bu yazıdan sonra onlara verecek cevabınız var artık… Şöyle kısaca bakalım, oturduğumuz yerden ne kadar para kazandırmışız yapımcılara. 

Mesela Ay Yapım’a bu sene 68 milyon 58 bin TL kazandırmışız. Tim’s Prodictions’a 34 milyon 160 bin TL. Gold Film’e 28 milyon 847 bin TL. TMC’ye 30 milyon 394 bin TL… Bu kadar örnek yeterli sanırım. Daha başka kimlere ne kadar para kazandırmışız isteyenler ilgili derginin bu ayki sayısını inceleyebilirler. Düşünün, bizler ne kadar değerliyiz. Hiçbir şey yapmadan, ailemize, çocuklarımıza, komşularımıza, arkadaşlarımıza ve yaşlılarımıza ayırmadığımız zamanımızı, o çok değerli ve bir daha geri gelmeyecek zamanımızı ne kadar faydalı işlere harcamışız. Ne kadar çok oturmuşuz ve ne kadar çok para kazandırmışız.
 
Bu hep böyledir asında, siz otururken başkaları kazanır sürekli. Tavşan oturur kaplumbağa kazanır. Vatandaş oturur siyasetçi kazanır. İzleyici oturur yapımcı kazanır… Çünkü oturan sadece oturur, diğerleri ise çalışır. Daha ilkokulda öğrenmiştik hatırlayın; çalışan kazanır elması kızarır. Oturdukça çok şeyi kaybediyoruz farkında bile olmadan. Şöyle etrafıma bakıyorum da herkes ülke gündemine odaklanmış; taksicisinden berberine, terzisinden ayakkabı boyacısına, kahvecisinden öğrencisine, komşu teyzeden bakkal amcaya kadar herkes Ankara’ya kilitlenmiş. Siyasiler ne diyor onu tartışıyor, ekranlardan gazetecilerin tartışmalarını izliyor ve Ankara ile ilgili fikir yürütüyorlar. Ne olacak bu memleketin hali? Herkes oturduğu yerden ve sadece oy kullanarak değiştirebileceği meselelerin uzmanı olmuş. Sonra sadece siyaset de değil, Asmalı Mescit’te kimler var, Bodrum’da kim kimi öpmüş, İstinye Park’ta kim nasıl görünmüş? Bakalım Yemekteyiz’de ne yemek var? Ay acaba paravan açılınca elektrik alacaklar mı? Efe öldü mü ölmedi mi? Kurtlar pusuya düşecek mi? Adada kim kalacak, Guiza gidecek mi… Oysa o sıralarda sıvasız evleri, çöp tenekesi olmayan sokaklarıyla şehirler can çekişiyordur. Köpeklerinin kapladığı sokaklarda gezinmek, akan kanalizasyonlardan denize girmek zordur. Engelli vatandaşlara ölüm olmuştur şehirler. Kaldırımlara çıkmak, binalara, resmi dairelere girmek zordur. İşitme ya da konuşma engelli vatandaş anlatamaz derdini kimseye, çocuk parkları yoktur, baret takan, emniyet kemeri, bebek koltuğu kullanan yoktur. Çevreyi koruyan kollayan yoktur. Çünkü herkes oturmaktadır. Oturmakta, bakmakta, konuşmakta, susmakta…
 

Bu ayak ne ayak?

Bir dergide Kadir Has Üniversitesi’ne ait bir reklam gördüm. Reklamda iki adet bacak var. Bu bacaklardan geride olanı turuncu renkte ve tulum giymiş bir insanın bacağını andırıyor. Diğer bacak ise takım elbise giymiş bir insanın bacağını. Bacakların altında ise büyük puntolarla “Adım adım gelecek” devamında ve küçük puntolarla “Peki senin geleceğin kaç adım ötede?” ve onun altında da “ Doğru yerden başladığında, olmak istediğin kişi sadece tek adım uzakta… Haydi gel, o adımı birlikte atalım. Bu senin hayatın” yazıyor. Cümleler güzel de o bacaklardan ilkine yani turuncu olanına kafam takıldı! Bu reklamdaki ilk ayak kimin ayağı? O turuncu tulum işçiye mi ait, yoksa bir mahkûma mı? Bir kere o tulum mu? Ben bu reklamı ilk gördüğümde o turuncu bacak bana cezaevindeki bir mahkûmu anımsattı! Bunda Amerikan filmlerinin etkisi büyük elbette ama Amerikan filmleri olmasaydı da o turuncu bacağın kime ait olduğunu ve reklamda verilen mesajı yine de anlayamazdım! Kim nereye adım atıyor; mahkûm cezaevi müdürlüğüne mi? İşçi patronluğa mı? Renkli bir hayat renksizliğe mi? Reklamdaki ayakları bir türlü çözemedim. Bu reklamdaki görsel bana çok karışık geldi.
 
Aygaz Transporter LPG
 
Bu tür reklamları görünce değerli dostum (platonik) Cem Yılmaz’ın G.O.R.A filmindeki bir sahne aklıma geliyor. Arif G.O.R.A’lılar tarafından kaçırıldığında dünyadaki işyerinden Arif’i ararlar, konu turistin birisinin halı almak istemesidir. Halının fiyatı sorulur. Arif de işi fazla uzatmadan gerekli talimatı verir “Turist mi çak 5 bine çak” der. İşte bazı reklam/dizi/filmlerde de reklamı/diziyi/filmi yaptıranlar yapanlara sanki “Kim izleyecek? Türk izleyicisi mi? Çak çak gitsin” diyormuş gibi geliyor bana. Buradaki “Çak”ma “Kopya” anlamındaki çakma. Kimse görmez, kimse bilmez, kimse anlamaz belki de “Aman zaten izleyici ne anlar”… Aygaz Euro LPG, ‘plus’ın yeni reklamı (1) ekranlardaki yerini aldı. Reklamı ilk izlediğimde aklıma hemen Transporter (Taşıyıcı) filmi geldi. Aygaz çok yaratıcı (!) bir reklam çalışması yapmış. Hadi etkilenmeyi göz ardı edelim “Kim yapmıyor ki?” diyerek işi geçiştirelim de, reklamda yapılan sürat ne olacak? Lastik yakma, arka yolcunun emniyet kemeri takmaması, bu hız tutkusu, insan hayatını riske sokan bu sürüş ne olacak? Performans ekstra olurken ölüm riski de ekstra olmuyor mu? Reklam deyip geçelim mi? Çok mu abarttık? O zaman bir bıçak markası da performansını soğan değil de insan doğrayarak ekranlara taşısa olur mu?     
 
 
(*) Forbes – Temmuz 2010 – Sayfa 48
  
Bu Habere Oy Ver :
Toplam 22 ziyaretçiden 5 puan

Finansbank bundan sonra ne yapacak? - 08.09.2010 11:37:10
“Sosyal Medya” sosyal medyayı nasıl harcadı? - 01.09.2010 12:05:00
Bu sevinçler yalannn! - 25.08.2010 11:06:10
Posta gazetesi sloganını değiştirmeli! - 18.08.2010 11:24:33
Opet reklamında gözden kaçanlar - 11.08.2010 12:12:32
Suçumuz Fenerbahçeli olmak mı? - 04.08.2010 12:41:56
Alt yazılar yasaklansın! - 28.07.2010 10:39:27
“İkide Bir” gaf yapıyorlar! - 07.07.2010 12:43:44
Recep İvedik 2 mi geliyor? - 30.06.2010 12:43:31
Sporun dokunulmazlığı mı var? - 23.06.2010 11:21:06
 
 
 
Referandum konusunda en başarılı iletişim çalışmasını hangi siyasi parti yürütüyor?
AKP
%62
CHP
%22
MHP
%6
DP
%1
Saadet Partisi
%1
BDP
%1
Hiçbiri
%6