11.08.2010 12:12:32Ajandam elimde, yine ekran başındayım. Reklam arasını seyrediyorum. Opet’in yeni reklamı yayınlanıyor. Reklamda kafama takılan bazı yerler var, hemen ajandama notlarımı alıyorum… Bu hafta Opet’in yeni reklamıyla ilgili iki yazı okudum. İlk yazıyı Odatv’de(1) ikinci yazıyı da Zaman gazetesinde Günseli Özen Ocakoğlu’nun köşesinde(2) gördüm. Açıkçası bu iki yazıyı okumadan önce biraz üzüldüm! Çünkü benim yazacağım bir yazıyı benden önce başkasının yazması biraz üzücü oluyor. Neyse ki bu iki yazıda benim yazmak istediklerimle ilgili bir şey yoktu. Yazıların konusu Opet’ti ama bakış açıları farklıydı. Önce Opet reklamını kim, hangi açıdan görmüş, ona bakalım…
İlkyazı Odatv’den. Odatv Opet’in yeni reklamına eleştirel bakmış. Reklamdaki “türkiye” kelimesinin küçük harfle yazılmasını eleştirmiş. Eleştiri şöyle:
“…İzleyenler bilir; yaklaşık 1 dakika süren filmin sonunda, Opet logosu ‘Türkiye’ kelimesine dönüşüyor. İzleyenler de tam da bu bölüme tepki duyuyorlar. Çünkü, ‘Türkiye’ kelimesi reklam filminde Opet’in logosunun sonundaki küçük harfli ‘t’ ile başlıyor. Yani ‘türkiye’ olarak ekranda beliriyor. Kısacası; ‘Türkiye’ adının küçük harfle başlatılması, güzel bir kurumsal reklama zarar veriyor.”.
Bana göre bu küçük harf olayı büyütülecek bir şey değil ama yine de eleştiriyi dikkate almak lazım. Gelelim ikinci yazıya. Günsel Hanım Zaman gazetesindeki 9 Ağustos tarihli yazısında şunları yazmış:
“…Şirket, bütün sosyal sorumluluk çalışmalarını bir reklam filminde toplamış. Film çizgisel sunumla hazırlanmış. Dış sesin etkisini de unutmayalım. Selçuk Yöntem, Âşık Veysel'in o çok sevdiğimiz 'Uzun ince bir yoldayım' ezgisinin üstüne konuşuyor. Tamam, bütün bunlar yerli yerinde ancak işin bir de son bölümü var.
Bütün projeler anlatıldıktan sonra, "Para kazanmak tamam da kalp kazanmak için bunları yapmaya gerek var mıydı? Ver benzini, yolla müşterini. Bir akaryakıt şirketi bunları yapmaz. Yapsa yapsa, bunu ülkesini çok seven bir akaryakıt şirketi yapar. Opet yapar." deniyor. Şimdi sormak isterim; bu filmi izleyen Opet çalışanları, bayileri ve paydaşları şirketleriyle gurur duymaz mı? İşte o zaman ticari bir şirket olarak hem topluma geri ödeme yapılmış olur hem de çalışanlarının motivasyonu artar…”
Şimdi ben de sormak isterim; reklamdaki bu cümleler diğer akaryakıt şirketlerine haksızlık, değil mi? Opet ülkesini seviyor, ülkesi için çalışıyor da diğerleri çalışmıyor mu? Diğer akaryakıt şirketleri pis, müşterisine önem vermeyen, çevreyi kirleten markalar mı? Ayrıca ben bu reklama bakınca, Opet’in sosyal sorumluluk projeleri yaptığını falan anlamıyorum. Günseli Hanım yazısında “Şirket, bütün sosyal sorumluluk çalışmalarını bir reklam filminde toplamış” diyor ama ben bir tüketici olarak bunu göremiyor, anlayamıyorum. Reklamda böyle bir bilgilendirme yok, varsa bile biraz gizli sanki! Reklamdan anlaşılan Opet’in kendi kendini poh pohlaması; “Onlar kaka, ben ciciyim”.
Nestle’ye dava açsam kazanır mıyım?
Bazen kendi kendime soruyorum; “Acaba ayrıntılara çok mu takılıyorum?” diye. Mesela Nestle’nin sürülebilen çikolatası Chokella’nın kapağında “her dilimi öpücük garantili” yazıyor. Şimdi ben bu üründen aldım, kapaktaki garantiyi gördüm ve denedim. Ama küçük kızım hiçbir dilimde beni öpmedi! Belki de benim aldığım Chokella bozuktu! Şimdi ben Nestle’ye dava açsam kazanır mıyım?
Peki ya bayanlar ne ister?
Geçen hafta LİG TV’nin “Taraftar paketi” ile ilgili bir haksızlığı yazmıştım(3). Kısaca özetlersem; Anadolu takımlarının taraftarları sadece kendi takımlarının maçlarını izlemek isterlerse ayda 12.99 TL ödüyorlar ama “Üç Büyükler” diye adlandırılan Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş taraftarları sadece kendi takımlarının maçlarını izlemek isterlerse 34.99 TL ödüyorlar. Bu haksızlıktır! Bu hafta, LİG TV’nin “Erkekler ne ister?” sloganlı reklamındaki ince bir ayrıntıya değinmek istiyorum. Bence bu ayrıntı oldukça önemli… Bu ayrıntıyı “Ceza Sahasının Dışı” isimli blogta(4) gördüm. Şöyle yazıyor:
“ Milyonlarca para yatır, Süper Lig yayın ihalesini al bir güzel. Buraya kadar her şey hoş! Sonra mümkün olduğunca fazla seyirciye ulaşıp farklı paket seçenekleriyle olabildiğince "para kaldırmaya" bak ki durumu "kurtarsın". Tam bu evredeyken "erkekler ne ister" diye bağıran bir kampanya başlat, evlere şenlik!
Erkekler reklamda gözümüze gözümüze sokulan maç izleme seanslarını isterler, eyvallah. Ancak kadınları bu kadar unutabilirdi bir kampanya! Ha, denilebilir ki, dolaylı olarak kadınlara yönelik bu kampanya, kocalarını, sevgililerini evde tutacak, daha da önce mutlu edecek bir işe imza atsınlar, evlerine Lig TV alsınlar.. Futbol sevmiyorsa bir kadın ne onca kalabalığı görmek ister evinde, ne de bu sezon tüm maçların yayınlanacağı bir kanalı barındırır aynı evde!
Peki futbol seven kadınlar? Onlar ne ister?
Onları ne güzel es geçtin sen Lig TV..”
Yazıdaki can alıcı cümle şu “Futbol sevmiyorsa bir kadın ne onca kalabalığı görmek ister evinde, ne de bu sezon tüm maçların yayınlanacağı bir kanalı barındırır aynı evde!”. Bu cümle bizzat tarafımdan tecrübe edilmiştir. Evliliğimizin ilk yıllarında, kahvehane köşelerinde, sigara dumanı ve küfür arasında boğulmayayım, hem evimde rahat rahat maç izleyeyim, hem de eşimi evde tek başına bırakmayayım diye eve LİG TV aldım. Birkaç hafta sonra evde LİG TV olduğunu duyan geldi, duyan geldi. Ev stadyuma döndü. Evde delice maç izlemek benim için güzelken eşim için bir kâbus olaya başladı. Sonra ne mi oldu? Ne olacak, eşimin baskısına dayanamadım ve LİG TV’yi iptal ettirdim. He siz diyebilirsiniz ki “Sen kılıbıksın da ondan iptal ettirmişsindir”. Belki de... O zaman LİG TV’nin hedef kitlesinde bayanlar ve kılıbıklar yok demektir!
İyi ki D-smart var!
Fenerbahçeliler geçen hafta çok üzüldüler. Takımları, Şampiyonlar Ligi 3.Ön Eleme Turu’nda, İsviçre’nin Young Boystakımına yenilerek Şampiyonlar Ligi’ne veda etti. Ben de bir Fenerbahçeli olarak bu duruma üzüldüm. Üzüldüm ama şaşırmadım. Fenerdir becerememiş normaldir dedim. Tabi herkes benim gibi değil, bu takıma gönül vermiş zekzenbesmilyonluk Fenebahse zamiası var. Ve iyi ki D-Smart var. Mesela bir Fenerbahçeli haberleri değil de D-Smart reklamlarını izlese çok mutlu olur. Çünkü Şampiyonlar Ligi’nden elenen Fenerbahçe D-Smart reklamlarında gösteriliyor. Hem taraftarıyla hem oyuncularıyla… Dünyadan haberi olmayan birisi D-Smart reklamını izlese Fenerbahçe’yi Şampiyonlar Ligi’nde finale kalmış sanır. Oysa Fenerbahçe elendi!