28.07.2010 11:38:21
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu, dolmuşlarda fazla yolcu taşıma cezasının indirilmesini öngören kanun teklifini kabul etti. Kusuru işleyen şoförler, artık yolcu başına 60 TL değil, araç başına 50 TL ceza ödeyecek. Ayakta fazladan 10 yolcu bile taşınacak olsa, bu rakam değişmeyecek.
Niçin?
Çünkü İstanbul'da, ana bağlantı yollarından biri olan E5’i kapatan minibüsçüler eylem yaptı. Bir şoför kendini yakmaya çalıştı, dolmuşçuların sesini duyurdu; yolcu başına kesilen 60 Liralık ceza miktarının onlara çok fazla geldiğini, mağdur olduklarını haykırdı.
Anlaşılan cezalar canlarını yakıyordu. Hoşnutsuzluk böylece kahramanlığı doğurdu.
İktidarın milletvekili, “dolmuş esnafının mağdur olmaması için yapılan kanun değişikliği ile fazla yolcu taşıyan dolmuş ve minibüslere, ceza indirimi yapıldığını” söyledi.
Başka bir milletvekili, “otobüsler ayakta onlarca yolcu alırken, dolmuş ve minibüslerin 1-2 fazla yolcu aldı diye para cezasına çarptırılmasını haksız bir uygulama” olarak değerlendirdi.
Muhalif sesten bir milletvekili ise, “cezanın henüz 25 Haziran 2010’da kabul edilen bir yasada 60 TL'ye çıkarıldığını” ifade ederken, "şimdi bir ay bile dolmadan bu cezayı düşürüyorsunuz. Bir ayda ne değişti de, bu değişikliğe gidiyorsunuz?” diye iktidarı sorguladı.
Sendikalar görüş belirtti. Emniyet Genel Müdürlüğü’nden yorum geldi. Vatandaş kendi içinde bölündü; kimi minibüsçüleri haklı bulurken, kimi ise onların haksız olduklarını dile getirdi.
Maşrapamız mı küçük, deniz mi suçlu, ortak aklımız bir türlü karar veremedi.
Türk işi demokrasi bir kez daha işledi. Herkes yine kendi penceresinden baktı. Kurallar, bir kez daha şahsa ya da tüzel kişiliğe göre değişim gösterdi.
Kuralların uygulanma şekli, bir toplumun iletişim seviyesinin işaretidir…
Ayakta, tıka basa yolcu taşımak tehlikeli midir? Değilse, niçin ceza uygulaması yapılır? İşin aslı, devlete ek gelir sağlamak mıdır?
Tehlikeli ise, minibüsçüler niçin ısrarla ayakta yolcu taşımak ister? Sahip oldukları koltuk sayısı mı yeterince kazandırmıyor yahut herkes gibi daha fazla kazanç elde etmek istemeleri midir gerçek neden?
Ayakta yolcu alma yarışında, minibüsleri katbekat sollayan belediye otobüsleri için bu risk geçersiz midir? Belediyeler kamu kuruluşları oldukları için görmezden gelinir de, özel sektör kapsamında yer alan dolmuşçuluk, “vurun abalıya” tutumuna mı maruz bırakılır?
Tüm bunlar hiç konuşulmadı...
Kuralları oluşturma ve uygulama şekli, aynı zamanda toplumsal iletişim biçimi hakkında fikir verir. Devletle toplum arasındaki ve toplumun kendi bireyleri arasındaki iletişimin seviyesini gösterir. İletişimin seviyesi ise iletişenlerin birbirine olan hoşgörü ve saygı düzeyleri ile orantılıdır.
Bu aşamada minibüsçüler kazandı görünüyor. Ancak gerçekte kim kaybetti, kazananı var mıdır, yorumunu aklıselim sahibi insanlara bırakalım.
Anlaşılan o ki, kendimizden yeterince hoşnut oluncaya dek, kahramanlara olan ihtiyacımız devam edecek.