08.09.2010 12:19:52
Kamu Personeli Seçme Sınavı.
Biraz daha açarsak, halk hizmeti gören devlet kurumlarında çalıştırılmak üzere personel seçme ve yerleştirme sınavı.
Seçim, mühendisinden öğretmenine, hemşiresinden iktisatçısına, maliyecisinden kütüphanecisine, iletişimcisinden biyoloğuna, devletin çeşitli kurumlarında görev almayı bekleyen insanlar arasından, devletçe yapılıyor.
Daha önce belli eğitimlerden geçmiş genç insanlar, işe alınmayı hak edebilmek için yeni bir ölçüyü daha aşabilmek zorundalar. Bir önceki aşamada, üniversite sınavında döktükleri teri, bu kez devlet kapısında ekmek parası için dökmeleri gerekiyor.
Malum. Özel sektörde maaşlar artık istenen düzeyde değil. Üstelik devlet güvencesi de yok. Devletin sınavı bu yüzden önemli.
KPSS, YGS, ÜDS, ALES, TUS gibi sınavlar, okumak ve yükselmek isteyen her Türk gencinin aşina olduğu yarışma etaplarıdır. Bu nedenle zor gelmez, üşenmez; yıllarını verir, çalışır. Çünkü bilir ki, devlet kapısında iş tutmak istiyorsa, bu aralıktan da mutlaka geçmelidir.
Peki, sınav niçin yapılır?
Adaylar, eşit şartlarda, hakkaniyetle, adaletle işe girebilsinler diye. Amaç bu.
Ancak sınavın yapısında bazı tutarsızlıklar göze çarpıyor.
Bunlardan birincisi; eğitimini üniversite gibi yüksek seviyede almış ve belli mesleği edinmiş genç insanların, bir kez daha yarışa itiliyor olması.
İkincisi; son yıllarda bu tür sınavlarda yaşanan şaibelerin sıklaşması.
Üçüncüsü ise; gençlerin, eğitimini almadıkları konulardan sorumlu tutulması.
Beden Eğitimi öğretmeni matematik dersinden, Biyolog ise tarih ve coğrafya dersinden niçin imtihan edilir, ben bir anlam veremiyorum.
Sınav bu kez patladı…
İnanması güç ama toplumsal yaralardan biri, bu kez KPPS ile ortaya çıktı; sorular çalındı. Üstelik bir, iki ya da üç kişi değil, kitleler tarafından aşırıldı. Yüzlerce insan, haksız kazanım için sınav sorularını ele geçirdi. Kamu görevi görmeye, topluma hizmet etmeye aday bazı kişiler, işe hırsızlıkla başladılar.
Ka-Pe-Se-Se: Halk hizmeti gören devlet kurumlarında çalıştırılmak amacıyla seçilme sınavı.
Daha doğrusu savaşı…
Şartlar ve uygulamalar, sınavı adeta bir ölüm kalım savaşına dönüştürüyor çünkü.
Kazanmak, öne geçmek için her yolun denendiği, gözlerin bile karartıldığı bir kavga olup çıkan KPPS, çoğu Türk genci için “gelecek”, çoğu ana-baba için ise “çocuklarının kurtuluşu” anlamını taşıyor.
Çocuk sakat doğuyor…
Yanlış hatırlamıyorsam, 1999 yılında ÖSS’de (sadece) bir kitapçığın kaybolduğu belirlenmiş ve sınav iptal edilmişti. Oysa bu kez durum daha vahim görünmesine rağmen, iptal hakkındaki karar henüz belirsiz.
Gençlerimize haksızlık yapılıyor. Geleceklerine ket vuruluyor, psikolojik çöküntüye uğratılıyorlar. Yeterli puan alanlara da, alamayanlara da travma yaşatılıyor.
Her iki taraf için de belirsizlik, içleri kemiren kurt etkisi yapıyor.
Güç ve adalet, kendini en çok güçsüzün yanında belli eder. Güçlü olanlar, adaletli ve hakkaniyetli iseler gerçekten, bu duruma derhal el koyar ve çözerler.
Değil iseler, önce uyutur sonra da bildiklerini yaparlar.
Oysa adalet, herkese hak ettiğini geri vermektir…