Bugün
Dün
Bu Hafta
Bu Ay
Bugün
Dün
Bu Hafta
Bu Ay
Bugün
Dün
Bu Hafta
Bu Ay
  Yazarlar
Halef R. VAYIS
Köprü kurmak ya da duvar örmek…
01.09.2010 11:40:49

 

Bugünkü yaşam biçimimizin şekillenme süreci, 19.yüzyılla birlikte ivme kazandı. Bu yüzyıl boyunca, insanın kültür yaşamında gerçekleşen derin değişimler, toplumsal hayatı adeta yeniden formatladı. 

Bu döneme kadar ayakkabısını kendisi üreten insan, ayakkabısını pazardan alma alışkanlığını edindi. Giysisi için kendi dokuduğu kumaşı, satıcıdan almayı tercih eder oldu.
 
İnsanın, günlük yaşamındaki sorunlarının çözümü için aile büyüklerine, köy imamına/rahibine veya yaşlı komşusuna danışma alışkanlığına; başka diyarlardan gelen gazete, kitap gibi yeni araçlara başvurma alışkanlığını da eklemesi, yine bu yüzyılda gerçekleşti.
 
Aynı yüzyılın ortalarında, dönemin gazetelerinde yazan bazı yazarlar, insanların yeni kent ortamındaki yaşantıları, sorunları ve hayalleri üzerine kalem oynatmaya başladılar. Toplumsal hayatın yeni yüzüyle karşılaşan kalabalıklar, böylece bu yazılarda kendilerini buldu. İnsanlar gazetelere bu yönleriyle de ilgi gösterir olmuşlardı.
 
Kitlesel basın ve reklamcılık birbirini geliştirdi...
 
Hal böyle olunca da, gazeteler reklamla tanıştı. Reklam gelirleri, gazetelerin maliyetlerini düşürdü ve daha ucuza satılmalarını sağladı. Gazeteler ucuzladıkça daha çok satıldılar; daha çok satıldıkça da daha çok reklam aldılar.
 
Bu döngü, düşük fiyatlı gazete satışında süreklilik yaratırken, kitle basının gelişmesine de neden oldu.
 
Artık gazeteler için tek amaç vardı; reklam gelirlerini arttırmak. Bu sebeple, gazetelerde, kitlelerin ilginç bulacağı, seveceği veya etkileneceği haber ve yazıların miktarı fazlalaştırıldı. İş zamanla öyle bir hal aldı ki, gazeteler abartılmış ya da kurgulanmış haber yayınına başladılar. Bir sonraki adımda ise okur, yakın hayat ortamından ziyade, uzak olaylarla ilgilenmeye yönlendirildi. Bu yolla kitleler yeni kültürlerle karşılaştı; karşılaşmakla kalmadı, beğendiklerini kendi yaşantısına soktu.
 
Yukarıdaki son paragraf, günümüz medya dünyasını çağrıştırmaya başladı, değil mi?
Bu durumdan, gazetelerin neredeyse 150-160 yıldır aynı amacın peşinde olduklarını; okur edinmeye yönelik benzer yöntemleri kullanmaya devam ettiklerini anlıyoruz.
 
Daha kısa geçmişi olan televizyon yayıncılığının farklı olduğunu söylemek de pek mümkün görünmüyor.
 
Peki kitle ya da bugünkü deyimle tüketici –müşteri de diyebiliriz- açısından durum nasıl?
Aynı formattaki gazeteler, çoğu aynı şeyleri tekrar eden köşe yazarları ve aynılaşmış TV dizileri, günümüz toplumlarını nasıl etkiliyor?
 
Burada sözü, yakın tarihte kaybettiğimiz Ünsal Oskay Hoca’ya bırakıyorum:
 
“Hepimiz, modadaki, pop müzikteki, TV dizilerindeki, gündelik konuşma biçimlerimizdeki evcilleştirilmiş argo sözcüklerimizdeki hızlı değişime karşın, insan ile insan arasındaki temel ilişkinin değişmesini olumlu karşılamayan toplumsal sistemin karşısında, tarihimizin akışını değiştirme olanağından yoksunlaşmakta oluşumuzun ötesinde; siyasal hayatı ve savaşları bile margarin reklamlarının veya ‘soap opera’ların söylemiyle izlediğimiz için, tarihin ya da hayatın tanığı olma şansımızı da yitirir gibiyiz.
Kabullendiğimiz bugünkü hayat tarzımızı yeniden değerlendirmemiz gerekiyor.”
 
               * * *         
Tarihin akışını değiştirme ya da tanığı olma şansını yitirmek, kaç kişinin umurunda olur bilemiyorum, ancak ortaya çıkan yeni iletişim tipiyle, sadece yalnızlaştırmaya yarayan duvarlar örülmeye başlandığı gerçeği günbegün daha belirginleşiyor.
 
Medya, insanlar arasında köprü kurmaya mı yarıyor, yoksa her bir insanın kendi duvarını örmesine mi yardımcı oluyor; galiba yeniden değerlendirmemiz gerek…
 
 
    
Bu haberi toplam 54 kişi beğendi.
İki kişiyi döndürür bir kişiye… - 08.02.2012 11:43:02 Sular kesik, annenizde kalabilirsiniz… - 01.02.2012 10:51:22 Bir zamanlar Wikileaks vardı… - 25.01.2012 11:32:52 Kadın, kendi canavarını yaratmaya mecbur mu bırakılıyor? - 18.01.2012 12:15:04 Çoban Yarışı… - 11.01.2012 12:06:54 Akıllı insan olmanın, başka başka yollarını aramalıyız... - 04.01.2012 11:43:40 Hoş geldin 2013* - 28.12.2011 11:20:58 Zordur kaybettiğinize yeniden sahip olabilmek… - 21.12.2011 12:24:50 Bir büyük ideal, nasıl tarihe gömüldü? - 14.12.2011 11:23:10 Türkiye bu kez başarabilecek mi? - 07.12.2011 11:25:30 Az şey öğrenen, çok şey mi hatırlar? - 30.11.2011 11:54:10 Kral bile olsanız, öğreneceğiniz şeyler vardır… - 23.11.2011 11:00:32 Yeri sürekli değişen ağaç, kök salamaz… - 16.11.2011 11:29:40 Reklamcılara iyi karlarla satılıyoruz… - 09.11.2011 12:24:55 Deprem yardımlarının yağmalanması sadece tesadüf mü? - 02.11.2011 11:44:27 Medya takibine ilgi ne zaman başladı? - 26.10.2011 11:08:20 Kadına şiddette algı sorunu… - 19.10.2011 12:20:32 Türk basın tarihine kısa bir yolculuk… - 12.10.2011 12:10:25 Genç Fotoğrafsızlar ne düşünüyorlar? - 05.10.2011 12:44:17 Bir kız çocuğunun anıları… - 28.09.2011 13:00:13 Tek uygarlığa doğru yol alıyoruz… - 21.09.2011 11:33:49 Aşka direniş mi başlıyor? - 14.09.2011 11:28:53 1600 sayfalık gazete… - 07.09.2011 11:41:53 Dış haberciliğimiz “çeviri habercilik” yapmaktan kurtulamıyor… - 02.09.2011 12:37:49 Facebook ve Twitter’ı daha da büyütmek bizlere kalıyor… - 24.08.2011 11:24:12