Geçtiğimiz hafta sonunu Kuzey Irak’ın 3 büyük şehri olan Zaho, Duhok ve Erbil’de geçirdim. Türkiye’den bir şirket Kuzey Irak yatırımları için bir fizibilite çalışması yapmamı istemiş ve bu çalışmayı yaparken bölgeyi de özellikle görmem gerektiğini belirtmişti. Kendilerinin daveti ile Cuma akşamı Diyarbakır’a uçtuk.
Diyarbakır’dan taksi ile Habur sınır kapısının bulunduğu Şırnak’ın Silopi ilçesine Çınar, Mardin, Midyat ve Cizre’den geçerek gittik. Yol boyunca Cizre’nin ilçe merkezinin yolu hariç ne bir bozuk yol ne de bir güvenliksiz bölge gördük. Şirketin Genel Müdürü Fedai Bey uyuklarken ben şoförümüz İdris ile sohbet etme fırsatı yakaladım. Mim-Zin’in aşk hikayesini, çeşitli halk hikayelerini dinlerken İdris’in o toprakları ne denli benimsemiş olduğunu ve oradaki halkı nasıl da güzel temsil ettiğini düşündüm durdum.
Silopi’de Habur sınır kapısını geçtiğimizde gece saat 02:00 idi. Sınırın hemen karşısı Zaho...Zaho Kuzey Irak ile Türkiye’nin bağlantı noktası, bir anlamda da ticaretin merkezi konumunda olduğundan gecenin o saatinde bile sınır kapısında hatrı sayılır bir araç trafiği görmemiz mümkün. Bununla birlikte taksicilerin çoğunun Türkçe biliyor olması işimizi kolaylaştırıyor.
Kuzey Irak, oradakilerin deyimi ile Kürdistan Bölgesel Yönetimi, inanılması güç bir ekonomik canlılığa sahip. Şu kadarını söylemeliyim ki, sadece Kuzey Irak olmasa Başbakan kriz bizi teğet geçti sözünü zor söylermiş. LC Waikiki’den, Ülker’e, Muratbey Peynirleri’nden, Atasay Kuyumculuk’a kadar belki de 100’den fazla Türk Markası hem pazarda yer alıyor hem de kendi şirketlerini orada kurarak kalıcı olmanın hesaplarını yapıyor.
Kuzey Irak 80’lerdeki Türkiye’ye benziyor. Bizim o yıllarda Avrupa’dan gelen her malı kabullenmemiz ve beğenmemiz gibi onlar da şu an Türkiye’den gelen her türlü malı beğeniyorlar. Bir ürünün üzerinde “made in Turkiye” yazması bir kalite sembolü konumunda. Kuzey Irak’ta şehirler yeniden kurulurken, inşaatların %70’inden fazlası Türk şirketlerce yapılıyor. Resmi olmayan bir rakama göre 30.000’den fazla Türk Kuzey Irak’ta çalışıyor.
Özellikle Erbil, bölgenin başkenti olduğundan, şehirleşmesi ve modern yapıları ile dikkat çekiyor. Erbil, her türlü imkanı ile Türk yatırımcıların yeni ürünler getirmesi için bekliyor. Tüketim ise çılgınlık boyutunda olduğundan, üzerinde Türk Malı yazan ama kaliteli olan her şeyi satabilir durumdasınız. Değerlendirilmesi, sürekli ilişki içinde olunması, geliştirilmesi ve eğitilmesi gereken bir Pazar düşünceleri ile ayrılıyorum Erbil’den.
Bu seyahat bana en çok şunu öğretti sanırım: İçimize kapanarak, boş tartışmalarla geçirdiğimiz vakitlerde, zamanında elin oğlu gelip bizim ülkemizde nasıl yatırım yaptıysa biz de onlardan öğrendiklerimizi öncelikle çevremizdeki pazarlara uygulamalıyız.
Reklamcılık sektörüne açık çağrımdır. Kuzey Irak’ta birileri pazarı ele geçirmeden yerel ortaklar bularak o pazara giriniz. Kontak bulmakta zorlanırsanız size yardım etmeye canı gönülden hazır olduğumu da bilmenizi isterim. Kazançlarınızı gördüğünüzde siz bile inanamayacaksınız. Bundan emin olabilirsiniz.
Hiç yanıldığımı sanmıyorum..Aklından geçirenler için de söyleyeyim “komşunun tavuğu komşuya kaz görünürmüş” ya, komşunun gerçekten bir kazı var...Gidin görün..