14.12.2011 10:10:11Harry Potter’ı çoğunuz biliyor olmalısınız. Joanne K. Rowling isimli İngiliz yazarın yarattığı fantastik bir roman karakteridir kendisi. Elinde sihirli değneği olan, büyücülük okulunda okuyan, maceradan maceraya koşan, gözlüklü ve sevimli çocuk… Harry Potter her ne kadar roman kahramanıysa da kendisine benzer bir sürü gerçek insan var dünyada, ülkemizde ve hatta evimizde. Yoo! Harry’e benzeyenler evlerdeki çocuklar değiller! Harry’e benzeyenler biziz, sizsiniz, onlar. Hepimiz Harry Potter’ız! Zamanını televizyon karşısında geçiren tüm insanlar birer Harry Potter’dır. Televizyonu izlerken koltukta oturduğumuz için bizler Koltuktaki Harry Potter’larız! Koltuktaki Harry Potter tiplemesini biraz açayım ve bizim Harry Potter’la ne benzerliğimiz var, sabır taşı nedir, onu anlatmaya çalışayım.
Evimizin dışındaki dünya; yollar, ağaçlar, evler, insanlar, kuşlar, otomobiller, iş yerleri, mağazalar, lokantalar, kavgalar, kahkahalar, ağlamalar, hava, güneş ile evimizin içindeki dünya; odalar, halılar, kitaplıklar, çekmeceler, tablolar ve geriye kalan her şey gerçek dünyadır. Ama bütün bu gerçeklik televizyonu açana kadardır. Televizyonu açtığımızda artık gerçek dünyadan koparız ve her şeyin gerçek olamayacak kadar güzel olduğu fantastik bir dünyaya adım atarız. Bu fantastik dünyada gezebilmek ve hatta bu fantastik dünyaya girebilmek için hepimizin birer sihirli değneği olması gerekir. Peki, hepimizin birer sihirli değneği var mı? Elbette var, bizler bu sihirli değneğe televizyon kumandası diyoruz. O sihirli değnek elimizdeyken televizyon denen fantastik dünyanın tüm kontrolü bizde(!) oluyor; istediğimiz kişinin sesini kısabiliyor, istediğimizi yok edebiliyoruz... Bizler, televizyon karşısındaki koltukta oturan Harry Potter’larız. Kendimize ait olmayan bir dünyanın esir büyücüleri; yapacak, paylaşacak, üretecek bir şeyleri olmayan, onca zamanı boşa harcayan zavallı bizler…
Şimdi de gelelim sabır taşının ne olduğuna. Bizler, koltuktaki Harry Potter’lar, karşımızdaki cam ekranın içindeki fantastik dünyaya o kadar bağlanmışız ki, bu fantastik dünyanın bize aptal muamelesi yapmasına, bizi enayi yerine koymasına, bunu açıkça ve göz göre göre yapmasına rağmen bir türlü kendimizi bu dünyadan koparamıyoruz! Bize “Siz salaksınız!” diyen bu ekrandan hesap soramıyor, hakkımızı arayamıyoruz. Ama zaten bizi bu fantastik dünyaya mahkûm eden de bu hesap soramayan karakterimiz. Çünkü bizi öyle korkutuyorlar, öyle yıldırıyorlar ki, sesiz, dilsiz birer koyun olmaktan başka çaremiz kalmıyor. Eh işte burada da devreye sabır taşı giriyor. Bir insan kendisine yapılanlardan, kendisinin düşürüldüğü durumlardan hesap sormuyor ve bunları reddetmiyorsa ya çok sabırlıdır ya da çok saftır!
Fantastik dünyanın bizi aptal yerine koymasına ve bizim çatlamayan sabır taşımıza çok belirgin ve açık bir örnek vermek istiyorum.
10 Aralık Cumartesi günü gerçek dünyadan gelip Harry Potter kılığına girmiş ve sihirli değneğimi elime almıştım. O an Show TV’yi izliyordum ve yayında reklamlar vardı. Saat 20:00’da yayınlanmaya başlayacak olan “Yetenek Sizsiniz Türkiye” adlı programın fragmanı dönüyordu ekranda. Yayınlanacak olan yeni bölümden bazı kareler gösterilirken, ekranın yaklaşık olarak ortasına çekilen bir kuşağın üzerinde de “Yeni bölüm 20:00’da” yazıyordu. Koltuktaki Harry Potter olarak saat 20:00’ı bekledim; gerçekten de yeni bölüm saat 20:00’da mı başlayacak diye, gerçek mi diye, bu yalan dünya acaba beni yanıltacak ve utandıracak mı diye! Ve tabii ki de utanmadım çünkü ilgili programın yeni bölümü saat 20:00’da başlamadı. Her zaman ki gibi; izleyici koltuğa çivilemek, başka kanala kaçırmamak için uygulanmış bir taktikti, “Yeni bölüm saat 20:00’da”, gözümüzün içine baka baka gerçekleşen, “Siz salaksınız!” dercesine bizi aşağılayan, büyük ve koca bir yalandı!
Bu örneklerden sadece bir tanesidir. Bu ve benzeri uygulamaları hemen hemen her kanal yapıyor; yeni bölüm saat 20:00’da diyorlar ama saat 21:00’a kadar geçen haftaki yayının “özet”ini gösteriyorlar. Tabii bu özet arasında bol bol reklam yayınlayıp para kazanıyorlar. Reklamlar desen zaten hikaye; en ilgi çekici cümleler bağıra bağıra söyleniyor ama acı gerçekler alt yazıdan sessizce geçip gidiyor. Bize yalan söylüyorlar, bizi aptal yerine koyuyorlar. Bunu açık açık yapıyorlar çünkü Harry Potter’ın uslu bir çocuk olduğunu biliyorlar; koyun gibi olduğunu ve nasılsa sabır taşının çatlamayacağını ve ne yaparlarsa yapsınlar onları seve seve izleyeceğini biliyorlar. Bu belki onların suçu da değil! Çünkü onlar işini yapıyorlar; yalan ya da değil, onlar işlerini yapıyorlar. Elinde sihirli değnek olan bizleriz, onlar kendilerini zorla izletmiyorlar.
Bizler, Harry Potter’lar olarak sustukça, tepki vermedikçe, halimizden memnun gibi göründükçe onlar işlerini yapmaya devam edecekler. Fantastik bir çizgi filmde dendiği gibi; eğer uslu bir çocuk olmaya devam ederseniz belki bir gün siz de şirinleri görebilirsiniz…