Halef R. VAYIS
Kendini yazan medya…
3/17/2010 10:46:54 AM

  

Medya, medya hakkında yazmazdı eskiden. Bu yüzden, medya, çalışanları, işletmecileri (şimdinin medya patronları) ve gazeteciler hakkında pek az şey bilinirdi.  

Son yıllarda medyada artan çeşitlilik, bölünmeler, PR'ı yapılan gazeteci transferleri, kimi gazetecinin kendini popüler kılma isteği, daha çok okunmaya yönelik danışıklı gazeteci polemikleri, hatta gazeteciler ve gazete patronları arasındaki husumet, günümüzde pek çok şeyi yazılır hale getirdi.
 
Artık gazetecinin magazinel ya da medyatik olanları da var; hem de azımsanamayacak sayıda.
 
Durduğumuz noktada, biraz yakın geçmişe dönelim. Tarihin, henüz tozlanmamış sayfalarından bir kesiti, günümüze taşıyalım. Medyaya dair yazılıp çizilme serüveni, hangi maksatla, nasıl başlamış, ona bakalım. Neler değişmiş, çıkış amacı yön değiştirmiş mi, üzerinde düşünelim…
 
Konumuza ayna tutabilecek bir radyo söyleşisini; Alaeddin Asna’nın, bundan yaklaşık dokuz yıl önce, gazeteci Ahmet Tezcan’la yaptığı sohbeti, Medyaloji’ye bu nedenlerle taşımak istedim.
 
Aynı zamanda bir gazetecinin idealist yönünü ortaya koyan söyleşide, internet medyasının geçmişinden izler de bulunuyor:
 

“Alaeddin Asna: Benim bildiğim 80’li yıllardan beri gazetecilik yapıyorsunuz. Basın dünyasının içine girmek, nasıl gelişti?

Ahmet Tezcan: 1981 yılının sonunda Tercüman gazetesiyle birlikte çıkan, Tercüman’ın kardeşi Bulvar gazetesinde başladım. Edebiyat Fakültesi’nde son sınıf öğrencisiyken, beş yıl orada çalıştım. Daha sonra yeni haber diye bir gazete çıkarma maceramız oldu. Günaydın grubuyla birlikte, 49 gün içerisinde, o gazete kapandı. Günaydın’da iki yıl, daha sonra Gazete gazetesinde üç ay çalıştım.

Yine aynı grubun yayın organıydı, değil mi?

Erol Simavi’nindi. Ben ayrıldığımda zaten Haldun Bey gazetesini Asil Nadir’e satmıştı. Gazete gazetesinde yazdığım bir yazıdan dolayı Metin Münir, Güneş gazetesine köşe yazarı olarak transfer etti. Çünkü onlar ilanla başyazar arıyorlardı. Ben de o ilanı biraz ti’ye alan absürd bir yazı yazmıştım. O yazı çok hoşuna gitmiş, çağırdı, teklifte bulundu, bu absürd yazılardan yazar mısın diye, 1989’un sonunda Güneş gazetesinde başladık. 1991 yılında Güneş gazetesi kapanıncaya kadar oradaydım.

Gazete kapandıktan sonra bir dergi maceram oldu. Onun dışında TGRT’de Yankı diye bir program hazırladık ve ben bu program içerisinde haftalık absürd programlar yaptım, biraz eğlenceli yorumlar. Kanal 7 kuruldu o sırada. Yedi ay uğraştım “Dördüncü Kuvvet Medya” programını Kanal 7’ye kabul ettirmek için. 1995 yılında başladık, medyanın kendini eleştirdiği, çuvaldızı kendine batıran tek program oldu. 

Haftalıktı değil mi?
 
Haftalık. 1995’te orada başladık ve dört yıla yakın bir süre, dört ayrı TV kanalında bunu yaptık. Kanal E’de sürdürdüm, sonra Kanal 7’ye geri döndüm, üç ay sonra canlı yayında istifa ettim.
9. Kanal’a geçtim, yönetimin müdahalesi olunca, oradan da ayrıldım.
 
 Siz canlı yayında istifa ettiniz, canlı yayında evlendiniz galiba değil mi; hep canlı yayında yapıyorsunuz bu işleri.
 
Hep canlı yayında oluyor. Eşim programın yönetmeniydi, hayatımın yönetmeni daha doğrusu.
 
Şimdi, internet olayına ve portal olayına girelim. 1998 yılında Ahmet Tezcan’ın, şimdi sözünü edeceğimiz, basını konu alan bir internet portalı çalışması var, girişimi var. 1998 Nisan filan mı?
 
Ben, “Dördüncü Kuvvet Medya” gibi bir programın uzun süre ekranlarda yer bulamayacağını, Türkiye koşulları içerisinde ve sermaye yapısı içerisinde yer bulamayacağını düşünüyordum. İnternet konusunda da iyi bir kullanıcı olarak görüyordum kendimi ve bir gece ani bir kararla programın içeriğini internete taşımaya karar verdim. 1998 Nisan ayında olması lazım. O da ilginç. Böyle bir şey yapmak istiyorum; ama ben web dizaynı nedir bilmiyorum. Gazetecilikte de ben özellikle sayfa sekreterliğinden, mizanpaj tekniğinden uzak kaldım, yapmamak için, üstümde kalmasın diye. Çok da fazla estetik şeylerden anlamıyorum ama mecburen, deneme yanılma yöntemiyle bir şey oluşturdum. Bedava verilen birtakım web alanları var internette, giriyorsunuz, kiralık inşaat alanı gibi bir şey. Oraya inşaatınızı yapıyorsunuz. Geocities’in öyle bir kolaylığı vardı, 15 megabaytlık sanıyorum, öyle bir şey aldım.
 
Bu demektir ki, mesajınızı iletiyor sizin hedef kitlenize; ama para kazandırmıyor. Peki, bunu yapmaya 4-5 kişilik bir ekiple çalışsanız veya daha büyük sayıda personel falan bulsanız, onların masraflarını nasıl ödeyeceksiniz?
 
Mümkün değil zaten.
 
Onun için Ahmet Tezcan kendi başına neredeyse…
 
Evet, İstanbul Üniversitesi’nden mezun bir arkadaş geldi. 2000 yılının Ekim ayında, Ertuğrul Acar;  son dizaynını da o yaptı zaten. O tamamen gönüllü ve full time çalışıyor. Hatta benim ısrarlarıma rağmen…
 
Ama bir şey öğreniyoruz ki, bu ticari bir iş değil; yani para kazanılan ekonomik bir olay falan değil, öyle mi Ahmet Bey?
 
Yok. Özellikle bizim sitemiz tematik bir site, sadece medyayla ilgili ve medya gözlemi yapan bir site, medyanın dışındaki olaylarla, haberlerle, yazılarla biz ilgilenmiyoruz. Tematik olduğu için zaten ilgilisine, meraklısına bir sayfa bu. İletişimciler, gazeteciler, öğrenciler, özellikle yurt dışında çok girenler var. Yani, medyanın ilgi alanındaki insanlar giriyor. Bu tür sitelerin zaten yurt dışında da reklam şansları yok. Gönüllü bir organizasyon… Bu, tamamen Türkiye’deki medyanın ilkesizlik çamuruna düşmüş olmanın verdiği acıyı içinde hisseden insanların oluşturmaya çalıştırdıkları bir platform.
 
Yani bir amaçla çıkan bir çalışma oluyor bu ve karşılığında mesai ücreti alınmadan yapılıyor… Peki, böyle bir-iki tane, “Kuvayi Medya” gibi portallar daha var, gazetecilikle ilgili…
 
Bizden sonra, Kuvayı Medya ve Jurnal.net başladı. Kuvayı Medya zaten dergi olarak, basılı olarak yayınlanıyordu yıllardır; onlar da internete taşıdılar, yani internet versiyonunu oluşturdular. Jurnal.net bizim bir açığımızı kapattı. Biz, çok fazla haberlere giremiyoruz, girmek de istemiyoruz.
 
Ama yine de var. Ben bugüne bakıyorum, medya rehberinde, RTÜK’ün Show’u kapatması, Star gazetesi Meriç Tunca’ya kınama, Show TV’ye Tarkan uyarısı, Uğur Dündar Sabah’la anlaştı, Konsey’den Star’a kınama, Aydın Doğan, Fehmi Koru filan gibi basınla ilgilenen insanların, gazeteleri çevirdikleri zaman normal sayfalarda bulamayacakları birtakım konular var ve üstelik siz bunu, o insanlara para harcatmadan yapıyorsunuz. O açıdan ilginç. Ayrıca, bu bir reklam medyası da olabilir, çünkü, basın, gazeteciler, reklamcılar, iletişimciler okuyor.
 
Şöyle bir durum var, biz reklam almak için birkaç firmayla görüştük, onların şöyle endişeleri var: Siz, medyanın egemen güçleriyle savaşıyorsunuz, yani buraya reklam vermek, bizi sıkıntıya sokabilir.
 
Anladım…
 
Bu gerekçeyle reklam vermeye çok fazla sıcak bakmıyorlar. Bu tür medya gözlemi yapan sitelerin yurt dışında vakıf sponsorluğu var, ayakta kalıyorlar.
 
İzleyiciniz ne kadar, onu ölçebiliyor musunuz?
 
Günlük ziyaretçi sayısı 5 bine yaklaşıyor, özellikle tartışmalı zamanlarda.
 
Bir gazete için her gün 5 bin, büyük tiraj.
 
Bir de açılan sayfa sayısı var. O, yirmi bine yaklaşıyor; çünkü alt sayfalara da giriliyor. Bir kişi kaç sayfaya girmiş, hangi sayfaları daha çok ziyaret etmişler, görebiliyoruz… Bu portalın dışında da, aynı konumda olan portallar var, sadece “dorduncukuvvetmedya” ile kalmayıp jurnal.net’i de takip etsinler, medyakronik’i takip etsinler, çok önemli; çünkü, günlük gazete kriterleri yapıyorlar. Onu biz yapmıyoruz. Yani bizim boşluklarımızı dolduruyorlar. Jurnal.net sektörden haberler veriyor.
 
Hiç böyle şey görmedim; yani rakibini metheden…
 

Biz rakip değiliz. Bizim bir tek derdimiz var, basın meslek ilkelerinin yeniden ihya edilmesi, Türkiye’de bunun uygulanabilir hale gelmesi. O yapılsın, biz sitemizin tamamını kaldırmaya razıyız.” 

Her şeyin sadece para için yapılmadığına örnek arıyorsanız, işte size…

halefvayis@medyaloji.net

  
Bu Habere Oy Ver :
Toplam 297 ziyaretçiden 4 puan
 
 
 
PR ajansları sosyal medya iletişimi için nasıl bir yapılanmaya gitmeli?
Ajansların bünyesinde, sosyal medya uzmanları çalıştırılmalı.
%41
Ajanslarda çalışan tüm medya direktörleri, sosyal medya konusunda da uzmanlaşmalı.
%25
Tamamen farklı bir mecra; en doğrusu sadece sosyal medya odaklı çalışan ajanslar kurulması.
%22
Fikrim yok.
%11