Bugün
Dün
Bu Hafta
Bu Ay
Bugün
Dün
Bu Hafta
Bu Ay
Bugün
Dün
Bu Hafta
Bu Ay
  Yazarlar
Halef R. VAYIS
Kendi köklerine kibrit suyu dökmek…
27.01.2010 13:15:42

 

 

Şimdilerde rekabet bir başka hal aldı. Kimi sektörlerde kimi şirketler, rekabeti fiziksel şartlara kadar indirdiler. Gözü dönmüş bir şekilde; işi, başarılı rakipleri fiziksel saldırılarla yok etmeye kadar götürüyorlar.

Belli ki, kendilerini 1900’lü yılların ilk yarısındaki İtalyan Sicilyası’nda veya 1940’lıların Nazi Almanyası’nda yaşıyor sanıyor ve öyle davranıyorlar. Belki de Türk dizilerindeki mafyöz karakterlerin etkisinde kalmışlardır, kim bilir…
 
Yöntemleri şöyle:
 
Dedikodu üretiyorlar: Başarılı gördükleri rakipler hakkında, karalamaya yönelik dedikodular yaratıyorlar. Tamamen, “Çamur at izi kalsın” stratejisi güdüyorlar.
 
Şirketleri ucuz fiyatlara satın almak istiyorlar: Şirket müdürlerini/sahiplerini bir görüşmeye, örneğin yemeğe davet ederek şirketi satın almak istediklerini dile getirip tekliflerini sunuyorlar. Bunlar elbette düşük rakamlar oluyor ve şirketleri ucuza kapatmak için her türlü ikna yolunu deniyorlar. Hayır cevabına ise köpürüyorlar.
 
Tehdit ediyorlar: Bu aşamadan sonra saldırılar yoğunlaşıyor ve çirkinleşiyor. Yok etmekle, kaleyi içten fethetmekle tehdit ediyorlar. Hedef şirketin mevcut çalışanlarını bilgi sızdırmaya ikna etmeye çalışıyor, şirketlere casus maksatlı geçici elemanlar yerleştirmeyi amaçlıyorlar.
 
Hayati bilgileri ele geçirip kullanıyorlar: Başarılı olan rakip şirketin, tüm sözleşme ve satış rakamlarını ele geçirip özel imha ekipleri (kendilerince) kuruyorlar. Bu ekiplerin tek işi, önünde duran listedeki rakip şirket müşterilerine ulaşmak ve hali hazırda çalıştığı rakamın yarısını teklif etmek oluyor. Teklif müşteri adayından kabul görmezse, üçte birine, hatta dörtte birine kadar iniyorlar. En sonunda ise şu noktaya varılıyor: “Biz sizinle mutlaka çalışmak istiyoruz, fiyatı ne kadara istiyorsanız, sözleşmeye siz yazın”. İmha ekibi misyonunu tamamlayınca (3-5 ay civarı bir süre), başarılı olsa da olmasa da işlerine son veriyorlar.
 
Hacker kiralıyorlar: Tüm bunlar yeterli gelmiyorsa, hackerler kiralayıp rakip şirketin sistemlerini çökertmeye yönelik saldırılar düzenletiyorlar. Çok ciddi bir suç olduğunu bile bile yapıyorlar bunu. Bir gün su yüzüne çıkacağını umursamadan. Kiralık katil tutup adam öldürtmeden farkı yok bu eylemin. Ticari kıyım, ticari cinayet…
 
Bilinçli bir şekilde, pazar hacmini her geçen gün biraz daha daraltmak, yaşama çizgisinin altına çekmek istiyorlar. Gayet amatörce, vizyondan uzak ve işletmecilik kurallarına tamamen aykırı fikirler ve uygulamalar üretiyorlar.
 
Örneğin, “önce fiyatları yaşanmayacak kadar aşağıya çekeyim, rakipler yok olsun, sonrasında fiyatlarla istediğim şekilde oynarım” gibi absürd ve hiçbir işletmecilik mantığına dayanmayan stratejileri dillendiriyorlar çevrelerinde.
 
Tek amaç, ne pahasına olursa olsun, başarılı olan rakibi yok etmek ve tekel olmak. Oysa suça ve kolaycılığa kaçmadan, işini bu kadar ayrıntılı düşünse, vaktini, emeğini ve zekasını işine harcasa, belki de rakibini daha kolay alt edebilecek, yenebilecek.
 
Diyelim ki, plan tuttu ve başarılı rakip yok oldu. Günümüz serbest piyasa ekonomisinde rakipsiz kalmak, tekel olmak, hiç olabilecek şey midir?
 
Kanımca, zihinleri eskimiş demode bazı şirketlerin, kontrolsüz hırs ve çekememezliklerinden kaynaklı bir durum bu. Başarılı bulunan rakibi, işindeki performansıyla değil, fiziksel saldırılarla alt etmeye çalışmanın başka bir izahı olamaz çünkü.
 
Elbette bu zihniyet, dünya kurulalı beri var. Ancak bu tür insanlar ve şirketler, nihayetinde hep kendi köklerine dökmüşlerdir kibrit suyunu.
 
Sonuç olarak; başarmak için yola çıkan, başarıya odaklı ve başarının gereklerini yerine getiren şirketler, nelere maruz kalırlarsa kalsınlar, yollarına devam ederler.
 

Hırslarını kontrol edemeyen ve rakibinin başarısını etik ve yasal olmayan yöntemlerle engelleme yolunu seçen eskimiş zihniyetler ise, kendi köklerine kibrit suyu dökerler. 

Dürüstlük veya ahlaksızlık; her ikisi de bir bumerang gibi gelir insanın (şirketin) kendisini bulur.

    
Bu haberi toplam 548 kişi beğendi.
İki kişiyi döndürür bir kişiye… - 08.02.2012 11:43:02 Sular kesik, annenizde kalabilirsiniz… - 01.02.2012 10:51:22 Bir zamanlar Wikileaks vardı… - 25.01.2012 11:32:52 Kadın, kendi canavarını yaratmaya mecbur mu bırakılıyor? - 18.01.2012 12:15:04 Çoban Yarışı… - 11.01.2012 12:06:54 Akıllı insan olmanın, başka başka yollarını aramalıyız... - 04.01.2012 11:43:40 Hoş geldin 2013* - 28.12.2011 11:20:58 Zordur kaybettiğinize yeniden sahip olabilmek… - 21.12.2011 12:24:50 Bir büyük ideal, nasıl tarihe gömüldü? - 14.12.2011 11:23:10 Türkiye bu kez başarabilecek mi? - 07.12.2011 11:25:30 Az şey öğrenen, çok şey mi hatırlar? - 30.11.2011 11:54:10 Kral bile olsanız, öğreneceğiniz şeyler vardır… - 23.11.2011 11:00:32 Yeri sürekli değişen ağaç, kök salamaz… - 16.11.2011 11:29:40 Reklamcılara iyi karlarla satılıyoruz… - 09.11.2011 12:24:55 Deprem yardımlarının yağmalanması sadece tesadüf mü? - 02.11.2011 11:44:27 Medya takibine ilgi ne zaman başladı? - 26.10.2011 11:08:20 Kadına şiddette algı sorunu… - 19.10.2011 12:20:32 Türk basın tarihine kısa bir yolculuk… - 12.10.2011 12:10:25 Genç Fotoğrafsızlar ne düşünüyorlar? - 05.10.2011 12:44:17 Bir kız çocuğunun anıları… - 28.09.2011 13:00:13 Tek uygarlığa doğru yol alıyoruz… - 21.09.2011 11:33:49 Aşka direniş mi başlıyor? - 14.09.2011 11:28:53 1600 sayfalık gazete… - 07.09.2011 11:41:53 Dış haberciliğimiz “çeviri habercilik” yapmaktan kurtulamıyor… - 02.09.2011 12:37:49 Facebook ve Twitter’ı daha da büyütmek bizlere kalıyor… - 24.08.2011 11:24:12