Bugün
Dün
Bu Hafta
Bu Ay
Bugün
Dün
Bu Hafta
Bu Ay
Bugün
Dün
Bu Hafta
Bu Ay
  Yazarlar
Halef R. VAYIS
İnternet gazeteciliğinin önü açılmalı…
02.06.2010 11:43:30

 

Medya dünyasında son on yıldır gitgide daha fazla konuşulan, son iki yıldır ise hakkındaki tartışmaların zirveye ulaştığı bir konu var: “Geleneksel gazetecilik miadını dolduruyor mu? 

Evet diyenlerle hayır diyenler, görüşlerini kuvvetle savunadurup birbirlerini ikna etmeye uğraşırken, öngörülerin yavaş yavaş şekillenmeye başladığı bir sürece girdik.
 
Buna göre görüşler, “gazetecilik yok olmayacak, ancak şekil değiştirecek” fikri etrafında toplanmaya başladı. Kanaatler, yayıncılığın gelecekte dijital platformlar aracılığıyla yapılacağı yönünde birleşiyor.
 
Büyük medya grupları, hem varlığını sürdürme güdüsü hem de çeşmenin başında erkenden yer alma vizyonu ile gardlarını aldılar bile. Her büyük gazetenin, dijital platforma taşıdığı yeni format veya formatları oluştu.
 
Geleneksel yayıncılık kökenli grupların şimdiki tartışma konusu ise, yeni türün eski ile birlikte mi, yoksa ayrı ayrı mı yol alması gerektiği... 
 
Her yeni fırsat, kendi yıldızlarını yaratır...
 
İş dünyasında bildiğimiz, kabul ettiğimiz ve peşine düştüğümüz bir gerçek var. Değişen koşullar ve mekanizmalar, pazara yeni oyuncuların girmesine fırsat tanıyor.
 
İşte yayıncılık sektörü için böyle bir dönem başlamış durumda ve son yıllarda bunu fark eden öngörülü girişimciler, sektörün yeni oyuncusu olmak adına, çeşitli adımlar atarak gerekli yatımları gerçekleştirdiler.
 
Mekanizmanın dizaynı yeniden oluşurken, iki önemli mesele sektörün sorunu olarak öne çıktı ve adeta çocuğun sağlıklı doğmasına imkan tanımıyor.
 
Bunlardan birincisi, bu değişimin henüz yasayla açıklığa kavuşturulmamış olması.
Yasalardaki belirsizlik ve eksiklikler, yeni oyuncuların önünü tıkarken, belli bir başıboşluğu da beraberinde getiriyor.
 
İkincisi ise büyük medya gruplarının, yeni aktörlerin oyuna katılmaması için elinden geleni yapıyor olması. Bu gruplar, sahip oldukları gazetecilik haklarını yeni dijital platformları için rahatça kullanıyor; bu da haksız bir rekabetin zeminini hazırlıyor.
 
Ciddi internet haberciliği yapan yeni yayıncı kuruluşlar, sektöre birer birer dahil olurken, geleneksel medyanın mevcut avantajlarına karşı eziklikler ve haksızlıklar yaşıyorlar.
Yoğun rekabete sahip sektörde, çoğu yayıncı kökenli yeni girişimci, yarışa geriden başlamak zorunda kalıyor; bazen de yarış dışına itiliyor.
 
İntenet gazetecisi, “gazeteci” sıfatını kullanamıyor. Zira bunun için önce gazeteciliğinin devlet tarafından onaylanması gerekiyor. Hal böyleyken, hiçbir yere bir gazeteci olarak davet edilmiyor; kendi talepleri ise akredite olmuyor.
 
İntenet gazetecisine, “gazetecilik sorumluluğu” verilmiyor, ancak “sorumlu” tutuluyor. Geleneksel medyada görev yapan meslektaşı, gazeteci kimliği ile haber kaynağını açıklamak zorunda değilken; o, yazdığı her haberin hesabını koşulsuz vermek zorunda bırakılıyor. Bunun için cezai müeyyidelere, çifte standartlara maruz kalıyor.
 
İnternet gazeteciliğinin önü açılmalı…
 
Mevcut durum, internet gazetecisine çeşitli belirsizlikler yaşatırken, sağlıklı gelişmesini de engelliyor. Yatırımlar gecikiyor, ucuz maliyet uğruna haber hırsızlıkları yapılıyor, vergiler verilmiyor ve kayıt dışı elemanlar çalıştırılıyor.
 
Sapla saman birbirine karışıyor. İşini doğru yapanla yapmayan aynı terazide ölçülüyor.
 
Yayıncılığın ana geliri olan reklam için ortaya konan mücadelede en trajikomik gösterge ise, çoğunun bir reklam pazarlama ekibinin bile olmaması. Nasıl reklam satılacağı dahi bilinmiyor yani…
 
Oysa çözüm için yapılması gereken şey basit, önemli ve mutlak gerekli: Çıkartılacak yeni bir yasa veya mevcut yasaya eklenecek maddelerle başıboşluğa bir düzen kazandırmak.
 
Yeni medya denen kulvarda, kardeşlerden biri olan “İnternet medyası”nda bu sıkıntılar yaşanırken, diğer bir kardeş olan “Sosyal Medya”da durum farklı değil aslında.
 

Ancak onu da başka bir yazıda ele almak gerekir.

 

halefvayis@medyaloji.net

    
Bu haberi toplam 265 kişi beğendi.
Sular kesik, annenizde kalabilirsiniz… - 01.02.2012 10:51:22 Bir zamanlar Wikileaks vardı… - 25.01.2012 11:32:52 Kadın, kendi canavarını yaratmaya mecbur mu bırakılıyor? - 18.01.2012 12:15:04 Çoban Yarışı… - 11.01.2012 12:06:54 Akıllı insan olmanın, başka başka yollarını aramalıyız... - 04.01.2012 11:43:40 Hoş geldin 2013* - 28.12.2011 11:20:58 Zordur kaybettiğinize yeniden sahip olabilmek… - 21.12.2011 12:24:50 Bir büyük ideal, nasıl tarihe gömüldü? - 14.12.2011 11:23:10 Türkiye bu kez başarabilecek mi? - 07.12.2011 11:25:30 Az şey öğrenen, çok şey mi hatırlar? - 30.11.2011 11:54:10 Kral bile olsanız, öğreneceğiniz şeyler vardır… - 23.11.2011 11:00:32 Yeri sürekli değişen ağaç, kök salamaz… - 16.11.2011 11:29:40 Reklamcılara iyi karlarla satılıyoruz… - 09.11.2011 12:24:55 Deprem yardımlarının yağmalanması sadece tesadüf mü? - 02.11.2011 11:44:27 Medya takibine ilgi ne zaman başladı? - 26.10.2011 11:08:20 Kadına şiddette algı sorunu… - 19.10.2011 12:20:32 Türk basın tarihine kısa bir yolculuk… - 12.10.2011 12:10:25 Genç Fotoğrafsızlar ne düşünüyorlar? - 05.10.2011 12:44:17 Bir kız çocuğunun anıları… - 28.09.2011 13:00:13 Tek uygarlığa doğru yol alıyoruz… - 21.09.2011 11:33:49 Aşka direniş mi başlıyor? - 14.09.2011 11:28:53 1600 sayfalık gazete… - 07.09.2011 11:41:53 Dış haberciliğimiz “çeviri habercilik” yapmaktan kurtulamıyor… - 02.09.2011 12:37:49 Facebook ve Twitter’ı daha da büyütmek bizlere kalıyor… - 24.08.2011 11:24:12 Teknolojiler, insanları yeniden icat eden araçlardır… - 17.08.2011 12:44:25