Bugün
Dün
Bu Hafta
Bu Ay
Bugün
Dün
Bu Hafta
Bu Ay
Bugün
Dün
Bu Hafta
Bu Ay
  Yazarlar
Onur ALMIŞLAR
Hangi yayınevinin baskısı daha kalın!
19.05.2011 14:42:29
Efendim, kitap okuma alışanlığını çok geç kazandım. Daha önceleri katildim, boşa zaman öldürürdüm, pişmanım! Öldürdüğüm zamanlardan dolayı boşluğun içinde çektiğim cezayı bitirince okumaya başladım. Çok eksiğim var; Dünya Klasikleri’ni henüz okuyamadım mesela. Geçen gün, kitap satışı da yapan bir markete girdim. Bir baktım Dünya Klasikleri serisi, üzerinde de “Özel Fiyat 4.95” yazıyor. Kitaplar Norm Kitap adında bir yayıncının. Fiyat oldukça uygundu. Durur muyum? Dururum elbette, durdum kitapların önünde, inceledim ve Dünya Klasikleri’nden dört adet aldım: Sefiller/Victor Hugo, Savaş ve Barış/Tolstoy, Suç ve Ceza /Dostoyevski, Diriliş/ Tolstoy…
Kitapları alıp eve gittim. Eve geldikten sonra aldığım kitaplar kafamı kurcalamaya başladı. Acaba bu kitaplar kısaltılmış metinlerden mi oluşuyordu? Hemen, yakında sansürlenecek olan internetten araştırmaya başladım. Çünkü zaman az hemen araştırmak lazım, ileride sansürlenince araştıramayız büyük ihtimalle… Yaptığım araştırma sonucunda anladım ki, benim aldığım kitaplar kısaltılmış metinlerden oluşuyor. Örneklere bakalım:
Suç ve Ceza / Dostoyevski 
Norm Kitap/ Dünya Klasikleri - 440 sayfa (benim aldığım)
İş Bankası Kültür Yayınları / Hasan Ali Yücel Klasikler Dizisi – 704 sayfa,  
Elips Kitap / M.E.B. Dizisi – 595 sayfa
İlya Yayınevi / Klasik Romanlar Dizisi /Cilt 1- 412 sayfa, İlya Yayınevi / Klasik Romanlar Dizisi /Cilt 2- 442 sayfa
Sefiller / Victor Hugo
Norm Kitap /Dünya Klasikleri – 582 sayfa (benim aldığım)
Oğlak Yayıncılık / Oğlak Klasikleri /Cilt 1,2 – 2071 sayfa
Kare Yayınları / Dünya Klasikleri Gençlik Dizisi – 159 sayfa
Gördüğünüz gibi aynı yazarın aynı kitabı birkaç farklı yayın evi tarafından farklı farklı basılıyor. Kimisi 2071 sayfa basıyor, kimisi 159 sayfa… Kitaplar neye göre; belirli bir yaş gurubuna göre mi, yayıncının keyfine göre mi yoksa başka bir şeye göre mi kısaltılıyor bilemiyorum. Eserleri kısaltmakta sorun yok, ben bununla ilgilenmiyorum. Hangi yayınevinin baskısı daha kalın önemli değil ama şu çok önemli: Bir kitap kısaltılmış ya da orijinal ise bu durum mutlaka kitabın kapağında belirtilmeli. Bu durum belirtilmez ise okuyucu ve dolayısıyla da tüketici yanıltılmış oluyor.
Nasıl ki bir tişört alırken üzerinde bedeni yazıyor, gıda maddesinin üzerinde “içindekiler” yazıyor, kitaplarda da “orijinal” ya da “kısaltılmış” oldukları yazmalı. Bu bizim en doğal hakkımızdır. Buradan, kitapların üzerine kısaltılmış ya da orijinal metindir bilgisi koymayan yayınevlerine sesleniyorum: Lütfen yayınladığınız eserlerin üzerine eserin kısaltılmış mı yoksa orijinal metin mi olduğu bilgisini koyunuz!   
Alamazsın elbette Cuma!
Denizbank’ın ıssız adada geçen reklam serisi devam ediyor. Dizi tadında, sörvayvır havasında ilerleyen reklamlardan birisinde Beyazıt Öztürk’ün canlandırdığı Cuma karakteri şöyle bir şey söylüyor: “Bankadan bile 5 dk'da kredi alıyorum, ama seni babandan alamıyorum!”. Alamazsın elbette Cuma!
Önce bir şeyi belirtmek istiyorum, Lazca’da “Cuma” erkek kardeş demektir. Şimdi hem Lazca anlamıyla hem de reklamdaki ismiyle seslenmek istiyorum:
Sevgili Cuma, sen bu gidişle bırak babadan kız almayı bizden selam bile alamazsın! Bankadan çektiğin kredi ile bir insan evladını nasıl karşılaştırırsın? İnsan ticareti mi yapıyorsun sen? Bankadan çektiğin parayı harcayacaksın tamam, peki babasından istediğin kızı da mı harcayacaksın? Hangi baba kızını harcayacak birisine kız verir a Cuma? Bankadan krediyi beş dakikada alırsın elbette çünkü bankanın işi bu, sana para satar, bankadan para alınca nur topu gibi faizin, parayı ödeyemediğinde de aslan parçası gibi haczin olur. Bankayla arandaki ilişki para üzerine kuruludur. Oysa sevdiğinle ilişkin sevgi üzerinedir Cuma!
Kendine gel, aklını başına topla bizi üzme!
DeFacto’dan yanlış karşılaştırma
DeFacto, vahşi batıdaki bir kovboy kasabasında geçen reklamında diyor ki “Amerikan Jean’ine karşı Dechino pantolonlarız sadece Türkiye’de altı milyondan fazla sattı. Altı milyon! Los Angeles nüfusunun neredeyse iki katı”. Güzel, bol satışlar olsun. Ama ortada garip bir durum var. Garip olan DeFacto’nun satışları değil, reklamdaki yer ve karşılaştırma. Bir kere şunu çok merak ediyorum, DeFacto’nun Dechino pantolonu vahşi batının o vahşi doğasında ne kadar dayanır? Dechino pantolonlu bir kovboy, kanyonlarda gezecek, yerlerde sürüklenecek, ata binecek, vahşi batının ıssız arazilerinde gece konaklayacak, yerlerde yatacak vs. O sert coğrafyada Dechino pantolon ne kadar dayanacak?
Kot pantolonlar zaten o araziler için üretilmiş. Zamanında, altın madenlerine hücum eden Amerikalıların giydikleri pantolonlar yaptıkları iş için pek dayanıklı değilmiş. Çadır bezi üreticisi olarak çalışan Levi Strauss kafasını kullanmış ve madenlerde ağır iş koşullarına dayanacak bir pantolon üretmeye karar vermiş. Ağır koşullara dayanıklı bir pantolon… Yani kısacası kot pantolonlar ağır işlerde ve arazi koşullarında dayanıklı olduğu için tercih ediliyorlar.  Kot pantolon Türkiye’ye ilk geldiği zaman da en çok köylüler ve işçiler tarafından tercih ediliyorlarmış. Neden? Çünkü kot pantolon ağır arazi ve iş koşullarına karşı dayanıklı…
Şimdi, DeFacto’nun satışları güzel ama reklamdaki karşılaştırma yanlış. Kotun yeri ayrı Dechino’nun yeri ayrı. Hem sen 6 milyon Dechino sattığını söylüyorsun, tamam! Peki diğer firmalar ne kadar kot sattılar onu da söylüyor musun? Ya da direk reklamdaki karşılaştırmaya dönelim: Los Angeles de ne kadar kot satılmış biliyor musun? Bu rakamı da bizimle paylaşır mısın sevgili DeFacto?
    
Bu haberi toplam 28 kişi beğendi.
Satırlarıma son verirken… - 08.03.2012 09:33:59 Yüzümüze tükürenler! - 01.03.2012 09:38:08 Kimin “Kafası rahat”, kimin kafası güzel? - 23.02.2012 09:24:13 Belgesel izleyin - 16.02.2012 09:23:26 Reklamlar ve Gerçekler 3 - 09.02.2012 08:55:55 Reklamlar ve gerçekler 2 - 02.02.2012 13:33:18 Reklamlar ve gerçekler - 26.01.2012 09:44:24 Reklamları anlatan süpürge - 19.01.2012 09:11:31 Kurutuluşumuz ateizmde! - 12.01.2012 09:43:50 Omo ile şiddete devam! - 05.01.2012 09:18:37 Sinekler ve markalar - 29.12.2011 10:11:54 Size mal diyebilir miyim? - 21.12.2011 11:24:06 Koltuktaki Harry Potter’lar ve sabır taşı! - 14.12.2011 10:10:11 Vodafone blöf mü yapmıştı? - 07.12.2011 10:23:21 Evet, sosyal medya kesinlikle PÖH’tür! - 02.12.2011 12:29:01 İnternet gazeteleri, Twitter'da internet gazeteciliğini bitirecek! - 23.11.2011 12:15:48 Haşmet Babaoğlu da Mehmet Atalay da yanılıyor! - 15.11.2011 15:51:52 İzlemeye devam edin! - 03.11.2011 12:30:13 Rakiplerimiz sağlığa zararlıdır! - 27.10.2011 14:49:06 Akılsız olanlar kim peki? - 20.10.2011 17:31:49 Markayla saadet olmaz! - 12.10.2011 10:29:20 X-Man Emirhan ve Ayşe Özgün’ün maceraları - 28.09.2011 12:01:37 Kime göre iyi gazete? - 21.09.2011 14:18:49 Sizin bir öneminiz yok! - 15.09.2011 14:09:19 Kokan reklamlar - 08.09.2011 11:19:29