30.08.2010 11:03:02YANLIŞI BULUN:
"Tam anlamıyla bir ölüm makinası", "Makinaların başında...", "Katil makinaların ülke savunması...", "Bu iş makinası onu kurtaracak." (Cem Öğretir, atv, 16.07.2010/19.06)
2007 yılında 11 kadın ve 9 erkek bakanlı hükûmetiyle Finlandiya İsveç’i egalize etmiş.(Hakkı Devrim, Radikal, 29.06.2010)
Geçiş yapan gemilerin yaklaşık 10 bini petrol yüklü tanker. (Güngör Uras, Milliyet, 14.07.2010)
Antalya'nın Manavgat İlçesinde Eylül Ayının Gözde Turistleri İngilizler, Lüksemburglular ile Çekliler Oldu. (http://www.haberler.com/2008/Eylul/23/ Cihan Haber Ajansı, 23.09.2008)
UMARIM bu yazı gittikçe yoksullaşan sözcük haznemizin zenginleşmesi için uyarıcı bir anlam taşır. (Doğan Hızlan, Hürriyet, 14.07.2010)
Yakında hepsi 'keellem yekun. (Zülfikar Doğan, Akşam, 20.06.2005)
Trafik şu anda kitlenmiş durumda. (Nazlı Öztarhan, Star TV, 14.07.2010/20.00)
İz TV yapımcısı Savaş Karakaş, eğlence havuzlarına mahkûm edilen yunuslar için boğazları yüzerek geçecek. 18 Temmuz’da İstanbul, 30 Ağustos’ta Çanakkale Boğazı’nı yüzecek. (Cengiz Semercioğlu, Hürriyet, 13.07.2010)
Göç yolda dizilir demiyoruz; nereye gideceğimizi biliyoruz. (Sabah, 22.04.2010)
"Yakın tarihimizin üzerinde en az durulan, iki satırla geçiştirilen anlaşması 'Mondros Anlaşması'dır.", "Bu anlaşma, 600 yıllık Osmanlı İmparatorluğu’nu sona erdiren anlaşmadır.", "Ege denizinde Limni adasının Mondros limanında demirli Agamemnon zırhlısında...", "Mondros Anlaşması’nın maddeleri devletin korunmasına kafi olmuyor.” (Hasan Pulur, Milliyet, 09.07.2010)
Hiç ortada gözükmeden tüm müşterileriyle birebir ilgilenmek zor olsa gerek... (Ece Vahapoğlu, Takvim, 27.05.2010)
Belediyeler günah keçesi haline getirildi. 11 kez imar affı çıkaran TBMM'nin hiç mi suçu yok?.(Hürriyet Akdeniz, 19.12.1999)
GEÇEN HAFTAKİ "YANLIŞI BULUN"A CEVAPLAR (CEVAPLAR PARANTEZ İÇİNDE):
“Nazmiye Hanımda grubuna doğru yürüdü.” -Peyami Safa, Sözde Kızlar, 44. (TDK-Büyük Türkçe Sözlük, "grup" madde başı, 22.08.2010)
(Da, de bağlacı ayrı yazılır; ancak, kendisinden önceki kelimenin son ünlüsüne bağlı olarak büyük ünlü uyumuna uyar ve da, de biçimini alır: bk. Dil bilgisi ile ilgili sorular. -http://www.tdk.org.tr/TR/Genel/BelgeGoster.asp-)
Bu bizim inancımızdan gelir. Onun için de şair diyor ya 'Ey şehit oğlu şehit, isteme benden makber, sana avucunu açmış duruyor peygamber'. (Sabah, 09.06.2007)
(Mehmet Akif Ersoy'un ünlü dizesi, Sabah sayfalarında değişime uğramış! Dizenin doğrusu: "Ey şehit oğlu şehit, isteme benden makber/Sana aguşunu açmış duruyor Peygamber" Aguş: Kucak. bk. TDK-Türkçe Sözlük.)
ANNESİ ERMENİ... ÖNEMLİ OLAN SOY... Ben olanı biteni ortaya koyayım, bağlantı var mı yok mu siz karar verin.. (Mehmet Tezkan, Milliyet, 18.08.2010)
(M.Tezkan başlıkta üç nokta -...- kullanırken metinde, hiçbir anlamı olmayan yan yana iki nokta -..- kullanıyor, Hıncal Uluç'u taklit edercesine.)
Bir Müslüman aile çocuğunun evinde eski Ramazan’lardan, iftar ve sahur sofralarından sevgiyle hiç söz edilmemiş olabilir mi? (Hakkı Devrim, Radikal, 18.08.2010)
("Ay takviminin dokuzuncu ayı, üç ayların sonuncusu, oruç tutulan ay" anlamındaki isim küçük harfle başlar ve kelimeye ulanan ekler kesme işaretiyle ayrılmaz.)
"Otelden çıktım, sola sapıp Tuna nehrinin kıyısına geldim...", "Berggasse sokağı nehrin bulunduğum yerinden yaklaşık 50 dakika mesafedeydi...", "Bir tür ötenazi istedi doktorundan...", "Freud’un aynı evde 'siyam ikizlerini' andıran iki kadınla ilişkisi, aslında birbirinden farklıydı..." (Reha Muhtar, Vatan, 15.08.2010)
(1. yanlış: Yer adlarında ilk isimden sonra gelen deniz, nehir, göl, dağ, boğaz vb. tür bildiren ikinci isimler büyük harfle başlar. Doğru yazım: Tuna Nehri'nin. 2. yanlış: Mahalle,
meydan, bulvar, cadde, sokak adlarında geçen mahalle, meydan, bulvar, cadde, sokak kelimeleri büyük harfle başlar. Doğru yazım: Berggasse Sokağı. 3. yanlış: "Ölme hakkı" anlamındaki kelime "ötenazi" değil, "ötanazi"dir. 4. yanlış: Freud'un yaşadığı kadınlar, Siyam ikizleri gibi yapışık doğmadılar, ayrı zamanlarda doğan kız kardeşlerdi.)
TÜRKİYE’de 1946 yılından beri seçimler yapılıyor. (Rahmi Turan, Hürriyet, 15.08.2010)
(Türkiye'de seçimler 1946 yılından beri yapılmıyor. Cumhuriyet dönemindeki ilk seçim 1923'te yapıldı. Çok partili ilk genel seçim de 21 Temmuz 1946'da yapıldı.)
"O zaman ki eşi Müjde Nişanyan ile Şirince’de otel işletmeciliği yapıyorlardı.", "Mahçupyan’da olayı şiddet içermeyen bir eylem olduğunu söylüyor." (Barış Terkoğlu, www.odatv.com, 05.09.2009)
(Aidiyet eki "-ki" bitişik yazılır. Bu bir kuraldır. Doğru yazım: O zamanki...)
HAYIRLI TESKERELER! (Odabudsman, başlık, otatv.com, 12.08.2010)
("Teskere"nin anlamı "sedye"dir. Burada kullanılması gereken kelime, "Askerlik görevinin bittiğini bildiren belge" anlamındaki "tezkere"dir!)
O kadarcık kusur kadı kızında bile bulunur. Nobody is perfect…” (Engin Ardıç, Akşam, 31 Temmuz 2007)
(Deyimin Türkçe karşılığı -Kimse mükemmel değildir- varken, İngilizcesini -Nobody is perfect- kullanmak. Dil züppeliği hızla yayılıyor. Not: Tercümeleri için, Sevgili Kardeşim Bora Kılıç'a sonsuz teşekkürler.)
Sen ne yapacağını düşünürken o çalmaya devam eder. Her an açabilir. Açmayadabilir. (Dilek Önder, Vatan, 16.08.2010)
(Demet Akalın'la başlayan, "yeniden sevedebilirim" tarzı ifadeler!" Dahi" anlamındaki "da"ları ve "de"leri, kelimeyi sandviç gibi bölerek ortasına yerleştirmek!)
...kalyonlar ile kadırgalar, yandan çarıklı vapurlar ve her biri kocaman bir mahalle büyüklüğünde transatlantikler yıllar boyunca Adriyatik'in bu kıyısından ...(Çukurova Üniversitesi,
"Gürsel, 2004, 56", library.cu.edu.tr/tezler/6842.pdf)
(Site editörü, "yandan çarklı" vapurları, "yandan çarıklı" yapmakta bir sakınca görmemiş. Bilindiği gibi yandan çarklı vapurlarda uskur/pervane, kıçta değil, yanlardadır.)
"sultanım bilesiniz ki yeniçeri kullarınızı kışkırtıp ulufe bahşişi bahanesiyle ayaklandıran", ""sildiği entryleri zapteylenerek bir kısmını yeniçeri kullarınıza ulufe bahşişi olarak hibe eylemek bir iyi mustehaktır." (www.uludagsozluk.com, Aria GalaCtiCa, 23.01.2007 23:16 ~ 23:20)
("Ulufe"nin bahşiş değil, "Osmanlılarda kapıkulu askerlerine, saray ve devlet kuruluşlarındaki bazı görevlilere üç ayda bir verilen ücret"tir. Bahşiş olan ise, "Osmanlı padişahlarının, tahta çıkışlarında ulemaya ve kapıkulu ocaklarına kanuna göre belli miktarlar üzerinden verdikleri bahşiş" anlamında "Cülus Bahşişi"dir
Ankara Hukuk'u bitirmişti. Sonra kaymakamlıkta mahiyet memuru olmuştu. (Celal Başlangıç, Radikal, 17.01.2005)
(Yüksek makamlı bir devlet memurunun yanında görev yapan memur" anlamındaki "maiyet memuru" tamlaması, Celal Başlangıç'ın kaleminde karşımıza "mahiyet memuru" olarak çıkıveriyor! Hanefi Avcı, aynı hatayı, "Haliç'te Yaşayan Simonlar/Dün Devlet Bugün Cemaat" kitabında tekrarlıyor: "... yeni Kaymakam Vekili olarak Mahiyet Memuru Mustafa Beyin gelmesi..."-s.39-)
Konferansta, üç aylar ve Beraat kandilinin fazileti anlatıldı. (Diyanet Aylık Dergi, Haber Bülteni, Eylül 2009, Sayı 225, http://www.diyanet.gov.tr/turkish/DIYANET/2009aylik/eylul/bulten.pdf)
("Berat Kandili", Diyanet Aylık Dergi'de, "Beraat kandili" olarak çıkıveriyor karşımıza!)
Kılıçdaroğlu anında cevap veriyor: -Sende öyle! (Hadi Özışık, www.internethaber.com, 26.07.2010)
("Dahi" anlamındakı "de"nin ayrı yazılacağını, bu saatten sonra Sayın Özışık'a anlatmanın bir yararı olur mu dersiniz?)
Bugün Kurtlar Vadisi yayından kaldırılıyorsa, yarın herhangi bir gazete ya da kanal keyfe keder kapatılabilir o halde... (Saadet Özcan, http://www.sporx.com/detail.php?Type=24&yazar=30&go=3409)
("Keyfekeder"in, "Pek üzerinde durulmayan, önem verilmeyen" anlamında olduğunu, cümlede "keyfi olarak" ibaresinin kullanılması gerektiğini hatırlatalım da...)
"Yaprak ciğer. İnce ince kesilmiş ve az una bulayıp kızartılmış.", "Hiç sinirsiz.", (Vedat Milor, Milliyet/Cadde, 29.07.2010)
(Zeytinyağlı enginarı kaşıkla yiyerek yeni bir moda başlatan Vedat Milor, düşük cümle kuruyor. "... az una bulanıp kızartılmış" demek varken... Ayrıca "hiç" zarfının gereksiz yere kullanılmasına bir örnek de yazarımızdan geliyor. "Hiç peşinsiz" şeklinde reklam veren işletmeler gibi...)
Keşke elli tane Sami Selçuk’umuz olsa... (Güngör Mengi, Vatan, 31.07.2010)
(G.Mengi de insanlardan, nesneymişçesine taneyle bahsediyor!)
DENİZ ARMAN'DAN KOMİK HABERLER:
Amerikalı kısa öykü yazarı O.Henry'nin hikâyelerinde ufak tefek değişiklikler yaparak kendi eseriymiş gibi ekranlara taşıyan, yaptığı iş çakılınca (Başta Sevgili Arkadaşım Feyza Hepçilingirler olmak üzere...) bu davranışından vazgeçen D.Arman, şimdi de haberlerin kafasını gözünü yararak hikâye (!) hâline getiriyor. Nasıl ki Jacques Offenbach tarafından hazırlanmış ve fantastik unsurlar taşıyan bir komik opera olan, Hoffmann'ın Masalları (Les Contes d'Hoffmann) varsa, Deniz Arman'ın da komik haberleri var...
İşte kam spikerdeki yazıları okuyamadığı (herhâlde göremiyor) için, habere ikinci satırdan başlayan D.Arman'dan cevahirler:
"Cumbaşkanı Gül bugün cuma namazında BU Dink'le buluşmasından önce cuma namazında Bebek'teydi BEBEK namazından EEE BEBEK'TE Bebek Camii'inden çıktı sonra soruları yanıtladı."
"Çünkü Tarabya (doğrusu "Huber") Köşkü'nün beklenmedik bir misafiri var daha doğrusu Gül'ün bir davetlisi vardı (Davetli olan kişi nasıl beklenmedik bir misafir olur?), Hrant Dink'in kardeşi Hosrof Dink."
""Dink'in kardeşi Tarabya (doğrusu "Huber") Köşkü'nden çıktığında bir açıklama yaparsa hemen oraya bağlanacağız."
"Cumbaşkanı hem kendisinin yardım ettiğini söyledi hem de hepimizin herkesin bütün Türkiye'yi yardıma çağırdı.."
"Amerika'da yapılan anketlerde OB Obama'nın Müslüman olduğu yönündeki kanaat..."
"San seyirciler Başbkan Erdoğan komutanı Orgeneral Berk hakkında..."
"Berk'in 2008'de söylediği iddia edilen sözler bu suç duyurusuna KAYNAK dayanak gösterildi."
"Saldıray Berk ve Erdoğan Genelkurmay Karargâhı'nda Askri şurada (D.Arman "Şûra'da" diyemiyor.) aynı noktadalardı."
"San seyirciler malum EEE ama bu kez hissettik ramazanın bugün ikinci cuması Kayser-i Şerif ziyaret edildi."
"1400 yıldır buruşuk biçimde sergilenen KUTSAL EMA kutsal emanet artık cam muhafazada (D.Arman, "mahfaza"nın ne demek olduğunu bilmiyor!) ve katlı değil açık hâlde sergileniyor."
"Başbkan Erdoğan bugün Kahramanmaraş'taydı. BAK Kahramanmaraş'ta çok sıcak bir havada kürsüye çıktı."
"Sıcak atmosferde hayli sert bir konuşma yaptı EEE PKK'yla MHP'nin daha doğrusu Bahçeli'nin ve PKK EEE MHP kurmaylarının dile getirdiği BDP ile ME HE, PKK ile anlaştığı iddialarına sert bir üslupla yanıt verdi."
"... yeni bir boyut daha getirdi daha sert seslendi DÜZEYDE Maraş'ta (doğrusu "Kahramanmaraş'ta) işte Maraş'ta Tayyip Erdoğan'ın konuşması."
"Biliyorsunuz BOYKOT BDP'nin boykot kararını askıya alması olayı vardı."
"Kamu personeli seçme sınavın da sorular çalındı EEE BAZI SI sınava giren bazıları tam not aldılar diye iddialar var."
"İhsan yıldız Tarabya (doğrusu "Huber") Köşkü'nde bekliyordu bizi..."
"Ambarlı Mahallesi sakinleri çok dertli çünkü beş önce yenilenen KALDIRIMIN kaldırım taşlarının faturaları Belediye tarafından kendilerine kesildi."
"Aslında yapılan iş yasal ama yaklaşık 200 aile ortalama 500 (doğrusu "beş yüzer") lira para ödeyecek."
"10 gün kadar önce EKRANLARA ekranlara geldi."
"Hani protesto mu ediyooo, ne ediyooo, bir mesaj mı veriyooo belli değil."
"Sayın seyirciler bir süre daha Ankara'da canlı yayında değil değil, bir süre daha çıkması beklenmiyor biraz Ankara'ya intibak etsin ondan sonra karşımızda olacak (Öznesiz cümle) kolay değil Karadeniz'den Ankara'ya inmek Ankara'dan canlı yayına çıkmak." (Kanal D, 20.08.2010)
Co-enkırmenimiz dudaklarına hâkim değil (özellikle alt dudağına), Başbakan diyemiyor, "Başbkan" diyor, aynı şekilde "Cumhurbaşkanı" da diyemiyor "Cumbaşkanı" (Hakan Aygün'ün kulakları çınlasın!) diyor... "Şuura" diyemiyor "şura" diyor, "Askerî" diyemiyor "askri" diyor; diyor da diyor...
Ne diyelim? "Ustamın adı Birand, pardon Hıdır, elimden gelen budur." diyelim mi?
OLAYLAR VE İNSANLAR'DAN:
İnsanlar sıcaktan kavrulurken, “Kanal D”nin “Ana Haber Bülteni”nde dinleyenleri cezalandıran “ceza” galiba gidiyor...
Gidiyor da yerine eski “işkence” geliyor...(Hasan Pulur, Milliyet, 27.08.2010)
Sayın Pulur'un şifreleri:
Ceza=Deniz Arman
İşkence= Mehmet Ali Birand (mı acaba?)
HINCAL'IN YERİ'NDEN:
Şu haberlerini bir dinlesene Birand?..
Bunları kenara koyalım. Bugün konum başka..
Şimdi Sevgili Birand, sana benim bir sorum var..
Her gece yaptığın haberleri ertesi gün eleştirel gözle izliyor musun, ekibinle?. Neyi nerde yanlış yapmışız diye bakıyor musunuz?.
Televizyonculuk dilinde Voice Over (VO) denen bir şey var. Görüntüye giren videoların seslendirilmesi..
Senin haber videolarının seslendirilmesini dinliyor musun, M. Ali?.. Ordaki türkçeye tahammül edebiliyor musun?.
Anglosakson dünyasını yakından bilirsin.
İngilizcenin en iyisi için bir deyim kullanılır.. "BBC İngilizcesi.. "
Tıpkı Türkiye gibi bir mozayığın üzerine oturan ülkede "Doğru" dilin başvuru kaynağı BBC’dir. Çocuklar iyi konuşmayı BBC’den öğrenirler..
Türkiye’de TRT dahil, ne yazık ki böyle bir kurum yok..
Tam tersine, kötü örnekler, "Türkçe nasıl konuşulmaz" dersleri de tonla.. Bunların başında da senin Kanal D Haberleri VO’ları geliyor.
O nasıl seslendirme M. Ali?.. O nasıl vurgulama, tonlamadır?.. Türkçe’de böyle bir vurgulama, böyle bir tonlama var mı?. (Pazartesi gecesi iki Rize Haberi seslendirildi. Dinle bakalım, ekrana pabuç fırlatmadan durabiliyor musun, "Hay senin dilini eşek arısı soksun" demeden.. )
Sigaraya tahammül edemeyen RTÜK, Kazablanka filmindeki Humprey Bogart’ı mozayıklarken, Türkçe üzerine işlenen bu cinayetlere seyirci kalarak, baş kuruluş sebebine ihanet ediyor, aslında.. Peki, RTÜK göz yumuyor da, sen nasıl tahammül ediyor, nasıl ses çıkarmıyorsun, M.Ali?..
İlkokula giden bir çocuğun olsa, onun Kanal D’de haber izlemesine izin verir misin?.. O çocuğun o yanlış vurgu ve tonlamalarla rezil bir Türkçe konuşmasını nasıl önlersin sonra?. Düzeltmen mümkün olur mu?.
Belki hepsi öyledir.. Bilmem.. Ama ben seni bilirim. En abartılı, en çirkin, en ayıbı senin VO’ların çünkü.. Belki hepsine kötü örnek olan da senin spikerlerindir.
Bu işe bir el koy..
Bu ülkede bir de "Kanal D Türkçesi" konuşanlar türemesin!.. (Hıncal Uluç, Sabah, 21.04.2010)
SAYIN MEHMET TEZKAN'A AÇIK MEKTUP:
Sayın Mehmet Tezkan
Dört gün önce, 26 Ağustos 2010'daki iletimde, "Beray-ı malumat: İki çeşit 'ki' vardır. Biri aidiyet (ilgi) eki '-ki' diğeri bağlaç görevi gören 'ki'... Bilginin devamı TDK Yazım Kılavuzu'nda. Okunması, hararetle tavsiye olunur..." demiştim.
Bugünkü yazınızda birçok yazım hatasının yanında, şu cümlelerdeki hata affedilir gibi değil: "Bekleme de olanlar yani.. Mesela bu yıl ki gibi.."
Anlaşılan uyarılarımız, davulcu yellenmesi gibi arada kaynayıp gidiyor.
Bilvesile "30 Ağustos Zafer Bayramı"nızı kutlarım.
Saygılarımla,
Hüseyin Movit
Türkçe Gönüllüleri-Dil İzlerme Grubu Kurucu Başkanı/Eleştirmen